Ayakkabı… bayram...ve yaşam …

O bayram bana ayakkabı almaya karar verdiler. Hazır ayakkabı satan mağaza yoktu o zaman yaşadığımız şehirde.

O bayram bana ayakkabı almaya karar verdiler.
Hazır ayakkabı satan mağaza yoktu o zaman yaşadığımız şehirde. Tek ayakkabı yapan dükkânda ayakkabıcı çıplak ayağımı bir kartonun üzerine koydu, iyice basmamı söyledikten sonra ağzındaki kurşun kalemi eline alıp ayağımın çevresini çizdi.
Aslında O ayağımın çizildiği karton benim ayakkabı numaramdı.
Günlerce yeni ayakkabılarımın hayalini kurdum. Babamın anlattığına göre ayakkabılarım siyah ve bağcıklı olacaktı.
Kapının her çalınışında koştum.
Ayakkabılarım bayramdan bir gün önce geldi, siyah-bağcıklı.
O gün onları giymedim. Bayram gecesi yatağımın altına yerleştirdim yeni ayakkabılarımı.
Arada bir kalkıp kutusundan çıkartıyor, yere koyuyor, yukarıdan, yandan, önden bakıp duruyordum. Parlak ve yuvarlak burnunu gecenin karanlığında kim bilir kaç kez okşadım.
Uyku girmedi gözüme.
Sabahleyin ev ahalisi kalktığında, ayakkabı kutusu kucağımda sandalyede oturuyordum ben. Ayakkabılarımı babam giydirdi.
Ama ölçü tam alınamamıştı herhalde ayağıma olmamıştı ayakkabılarım, dardı ve canımı yakmıştı.
Ama bunu babama söylemedim. O ''Sıkıyor mu?'' diye sordukça ''Hayır'' yanıtını veriyordum.
''Dar, ayağımı acıtıyor'' desem, geri gidecekti ayakkabılarım ve
ayakkabıcının da hemen bir yeni ayakkabı yapması olanaksızdı.
O bayram sabahı canım yana, yana yürüdüm.
Ama bir süre sonra acı dayanılmaz oldu.
Dişimi sıktım.
Arada bir topallıyordum.
Soranlara da ''Dizimi vurdum da '' diyordum, ama ayakkabılarımın ayağımı sıktığını kimseye söylemedim…

Doğrusunu isterseniz aslında yaşam da dar ayakkabıyla yürümektir.
Kimi zaman dar bir maaş, kimi zaman sevimsiz bir iş...
Kimi zaman bir mekân dar ayakkabı olur bize, kimi zaman bir çevre, kimi zaman bir sokak, ya da bir şehir...
Kimi zaman dostluklar, arkadaşlıklar, beraberlikler bir dar ayakkabıya
dönüşür.
Kimi zaman, zamandır dar ayakkabı, geçmek bilmez.
Kimi zaman mutlu gözüken bir beraberliktir..
Kimi zaman zenginlik, kimi zaman başınızı koyduğunuz yastık...
Canınız yanar.
Topallaya, topallaya gidersiniz.
Sonradan öğrendim yaşamın dar ayakkabıyla yürüme sanatı olduğunu...

Aslında o bayram bana yaşamın ilk gerçek derslerinden birini vermişti… Ama bunu anlamak için yılların geçmesi gerekti… Gene de ayağımı sıkan o parlak, siyah, bağcıklı ayakkabılarımı
özlediğim zamanlar olmuyor değil.

Ayakkabılarınızın sıkmadığı mutlu bayramlar ve yaşamlar olsun…

EN SON…

Okuduğunuz kitap?
Seranad (Zülfü Livaneli)

İzlediğiniz film?
Gölgeler ve Suretler (Derviş Zaim)

Katıldığınız etkinlik?
Resim Sergisi (Hasan Daniş)

Yaptığınız seyahat?
Norveç doğa gezisi

Aldığınız armağan? Kimden?
Annemden bluz

Verdiğiniz armağan?Kime?
Arkadaşıma doğum günü armağanı (Takı)

Dışarda yediğiniz yemek?Nerde?
Girne'de balık lokantasında balık

Son meşgul olduğunuz konu ?
Öykü yazmak


HAFTANIN KİTABI

MAGOSA’DAN VİYANAYA

Kıbrıslı Rum Şair, yazar ve ressam Niki Marangou'nun babası Dr. Marangos'un yaşam öyküsünü bir roman havasında yansıttığı kitabı 'Magosa'dan Viyana'ya' adıyla Türkçe olarak yayımlandı. İlk baskısı 2003 yılında Atina'da Yunan dilinde yapılan kitap daha sonra İngilizce (Lefkoşa ve Amerika'da ayrı ayrı), Almanca, Romence, Bulgarca ve Arapça dillerinde okuyucularıyla buluştu.

Nazif Bozatlı tarafından Türkçe‘ye çevrilen ve Türkiye‘nin en önde gelen yayın kuruluşlarından olan Alfa Yayınları'nca okurları ile buluşturulan kitap, bir Kıbrıslı Rum edebiyatçı tarafından yazılmış, Türkiye'de basılıp yayımlanan ilk kitap olma özelliğini taşıyor. 1930'larda Magosa'da başlayıp Viyana, İsviçre, Atina, Mısır, Limasol ve Lefkoşa'da süren, Kıbrıs'ın yetiştirdiği en ünlü doktorlardan birinin eğitim, aşk ve meslek serüvenlerini içtenlikli bir anlatımla yansıtan kitap, Niki Marangou'nun, babasını, kendinden sonra gelen kuşaklara ve özellikle torunlarına tanıtma amacıyla kaleme alınmış.



SARARMIŞ BİR BAYRAM FOTOĞRAFI

 

 

 

 

 

 

 

 

Tam 37 yıllık sararmış bir fotoğraf… Yer, Girne Yılan Adası… 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda, şafak vakti adaya ilk adımı atan, ilk şehidi veren Gazi Amfibi Deniz Piyade Alayı’nın Birinci Tabur Birinci Bölüğü, mütevazı imkanlarla bayramı kutluyor. Savaş, çok kısa süre önce son ermiş...
Beşparmaklar’da ilk ezan, sivilliğinde hafız olan er Mustafa Bülbül tarafından okunmuş ve biraz önce tüm bölük onun ardında bayram namazını kılmış. Biraz sonra komutanlar da bayramlaşmaya gelecek…
Tabur Komutanı Binbaşı İlhan Aloğlu, Alay Komutanı Deniz Yarbay Neşet İkiz, Bölge Komutanı Tuğgeneral Hakkı Borataş, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Bedrettin Demirel…
Bölüğün subay, astsubay ve erleri… Sağ başta efsane Bölük Komutanı Deniz Piyade Üsteğmen Muhsin Ergene…
Bu bayram, aynı zamanda Kıbrıs Türklerinin özgürlük içinde kutladıkları ilk bayram olması nedeniyle de büyük öneme sahip...
Bu bayramları yaşatan Mehmetçiğe, Mücahide selam olsun…

Bu haber 227 defa okunmuştur

:

:

:

: