BM‘lerde dönen topaç oyunu

Rum tarafı, izlediği strateji ile, BM Teşkilatını da, oyunun bir parçası haline, getirdi. Bizim heyet, aman Rum isteklerine karşılık verilmesin, hava ısınmasın, masayı terk tehdidinde bulunmasın saiki ile, karşıdan gelen her salvo atışına, sin de gülle geçsin mantığı ile, hareket ede ede, karşı taraf, kırmızı çizgi diye diye, BM‘yi de kendi safına çekmeyi, gözlerimizin içine baka baka, galiba becerdi.
Yalçın CEMAL
yalcincemal@hotmail.com

BM‘ler Teşkilatının, sekreteri olan zat, Ban ki Moon, çözüm için,
2016‘yı hedef olarak göstermiş. Yıl sonunda, Kıbrıs sorununun, çözümleneceğini, defaten açıklamıştı.
Daha da ilerisi, 2016 , hem çözümün, hem de çözümsüzlüğün tarihi olarak belirlenmişti.
Fakat bakıyoruz ki, BM‘ler de, Güneyin oyununa, alet olmuş gibi.
Bunun en belirgin örneği ise, şundan belli.
Çözümün takvimi, 2016‘nın sonundan, sonraya da, sarkıtılmış.
Bunu nereden anlıyoruz ? BM ‘nin tayin ettiği memuru olan, EİDE’den.
Ne diyor EİDE ? Hedef olarak, hangi tarihi gösteriyor ?
Haziran 2017.
Bu, neyi gösteriyor Sn. okurlar ?
Rum tarafının , ucu açık müzakerelere, BM‘ in de katkı vermesi , ortak olması, amacını taşımıyor mu ?
Rum tarafının, takvime karşı çıkmasının altında, müzakereleri, uzun bir zaman dilimine sokmak, Kıbrıs Türk halkını da izolasyonlar altında tutmaya, devam ettirmek.
Rum tarafı bunu, anlaşmayı tek taraflısıymış gibi, BM‘ye empoze etmeyi de, başarmıştır.
Türk tarafının sessizliği, karşı tarafa cevap vermekteki suskunluğu. Rum tarafını, BM‘de baskın bir duruma getirmiş, olmadı mı ?
Batılılar, Anastasiadis’in isteklerini, Türkiye’ye karşı bir baskı unsuru olarak, Türkiye’ye, dayatmıyorlar mı ?
Biz sessiz kaldık sonra, bu baskıların oranı da, artmayacak mı ?
Üçlü Konferans, bir rutin iş gibi.
Aslında, buna Konferans da, denmez ya.
Ban, iki temsilci ile, son durumu görüşecek.
Konferans, 5 ‘ li olacaktı.
Rum ve Yunan tarafı, buna da karşı çıktı.
Beşli yerine “Çoklu Konferans” istiyor.
Bazı kesimler bunu, yine beş ülkenin dahil olacağı, bir Konferans zannediyor.
Fakat, bu böyle değil.
Çoklu Konferansın altında yatan, tarafın katılımı değil.
Beşli konferansa katılacak olan, Türk tarafının dışlanması ile, AB artı, geriye kalan BMGK ‘nin, diğer daimi üyeleri.
Adamlar, kumpası oluşturmak üzere . Bizden, tıs yok.
“Cevap verilirse, konuşulursa, süreç tehlikeye girer.”
Karşı taraf konuşursa, süreç tehlikeye girmez.
Çünkü , maalesef karşı taraf, hakimiyetci zihniyetini BM ‘e kabul ettirmiş. Koskoca BM bu konuda çaresiz bir duruma gelmiştir.
Zaten üç ay sonra, çantayı eline alıp, evine gidecek Ban ve ekibinin. Kıbrıs Türk halkının, kaderinin ne olacağı umurunda mı ?
Rum tarafının, hakimiyetçi zihniyeti, maalesef üzülerek söylüyorum. Türk tarafını adeta susturmuş vaziyette.
Adamlar açık açık:
Türk Askeri gitmezse, çözüm olmaz.
Güzelyurt verilmezse, çözüm hiç olmaz.
Şu olmazsa, bu olmaz.
Aman karşılık vermeyelim, sonra masadan kaçar.
Kaçarsa, kaçsın . Dünyanın, sonu mu olur ?
Geçen gün, bir haber ve bir cümle, gözüme çarptı.
Sn. Kutlay Erk’e ait. Sn. Erk, Rum tarafının, garantilerle ilgili “ çağ dışı kalmış” sözüne karşı, şunu söyledi:
“ Çağ dışı olan garantiler değil . Kıbrıs Türküne yapılan saldırılardır.”
Görüşmeci ve heyeti, bu saçma deyişe cevap vermiyor. Vatandaş cevap veriyor.
Sn . Erk’i kutluyorum.
Görüşmeci ve heyeti, gerektiği yerde, gerekli cevabı vermezse, zamanı geldiğinde, halk verir .
Vereceği cevaba da, dünya şaşar.





Bu haber 103 defa okunmuştur

:

:

:

: