En pahalı fotoğraf

Muhakkak birinci sayfada yerini almıştır bütün gazetelerin… Televizyonlar “Flaş… Flaş…” diye muştulamıştır.
Yusuf KANLI

Bu yazı daha liderler toplantısına saatler varken yazıldı, ancak sonucunu hemen söyleyeyim: Çok yararlı bir görüşme oldu. BM Genel Sekreteri tarafların çözüm için sarf ettikleri gayreti takdir ettiğini söyledi. İki lider çözüm endeksli çabalarını önümüzdeki haftalarda ivmesi artmış bir şekilde devam ettirme kararlılığını belirttiler. Genel sekreter bu durumu sevinçle karşıladı… Falan, filan, feşmekân…
İşin kısası, o üçlü görüşme fotoğrafı için neredeyse metres olmayı bile talep etseler Kabul edecek bir ruh haliyle geçti iki lider ve heyetleri arasındaki son haftaların temasları. Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun sözleriyle izah edeyim isterseniz durumu:
“2014’te önemli bir fırsatı kaçırdık. Sadece bir çözüm değil, bu bölgenin potansiyeli ile ilgili birçok fırsatı kaçırdık ama önümüze çıkan bu fırsatı değerlendirirsek bence en azından gelecek nesillere bir sorun bırakmamış oluruz. Bu son fırsat penceresini hep birlikte iyi değerlendirelim. Her iki tarafın kabul edeceği bir çözüm konusunda biz Türkiye olarak desteğimizi vermeye devam edeceğiz.”
Ne kadar olumlu değil mi? Ama, Çavuşoğlu bir şeyler daha söyledi: “Üçlü zirveden hemen sonra, tüm taraflar New York'ta iken, 5'li zirveye geçilmesi planlanmıştı ancak bu gerçekleşemedi. Biraz daha zamana ihtiyaç var…”
Ne zamana kadar peki? Yine Çavuşoğlu’ndan gelsin cevap: “Kıbrıs müzakerelerinin sonsuza dek süremez. Bu nedenle 2016 yılı sona ermeden bir çözüm bulunması gerektiğini sadece tüm tarafların değil; Birleşmiş Milletler de söylemekte. … Zor konular da vardır ama artık oyalamaya, savsaklamaya gerek yoktur. Sayın Akıncı ve KKTC’nin de tutumu budur. Olacaksa olsun, olmayacaksa da olmayacaktır.”
Akıncı’nın Pazar akşamı gerçekleşen görüşme için beklentisi ne idi? Çavuşoğlu’nun sinyalini verdiği “biraz daha zamana ihtiyaç var” sözü konuya açıklık getiriyor mu? Belki. İddialara göre Türk tarafı Genel Sekreterin toplantı sonrasında bir yol haritası açıklamasını talep ediyor.
Buna göre, 1- Önümüzdeki bir ayı Kıbrıs’ta yoğunlaştırılmış son bir tur görüşme yapılacak; 2- Bir ay sonra Ekim sonunda da New York’da ikinci bir üçlü toplantı (artık zirve diyemiyoruz, Rum lider Nikos Anastasiades sinirleniyor, maazallah katılmamaya karar verebilir) yapılarak, garantiler hariç tüm başlıklarda “siyasi bir anlaşma” çerçevesi çizilecek; 3- Aralık ayında garantör Türkiye, İngiltere ve Yunanistan’ın katılacakları bir beşli konferansta garantiler dâhil anlaşmaya son şekil verilecek; 4- Mart ayında adadaki iki halkın eş zamanlı referandumuna federal Kıbrıs anlaşmasının sunulacak.
Siz değerli okuyucular bu yazıyı okurken üçlü toplantı çoktan sona ereceğine göre nerede olduğumuzu yapılacak açıklamadan da anlayacaksınız. Benim bildiğim ve öğrenebildiğim kadarıyla Rum tarafı bu takvim olayına da ilkesel olarak karşı.”
Rum tarafının ısrarıyla sadece 45 dakika sürmesi ve gelişmelerin genel sekretere anlatımıyla sınırlanan üçlü görüşme olayının Akıncı açısından tam bir hezimet olduğu aşikar. Ne hedeflenen beşli zirveye giden yolu açacak bir toplantı oldu, ne de Rum tarafı üzerine baskı uygulayarak çözüme, hem de Türk tarafının ciddi ödünler vererek, razı edilmesi mümkün olabildi.
Ne oldu peki? Üçlü zirve fotoğrafı sağlansın diye garantiler konusunda görüşme açılması, Türkiye garantisinin sadece olur ya kurulursa Kıbrıs Federasyonu’nun Türk eyaletinin topraklarıyla sınırlı olması fikri masaya kondu. Efendim “her şey bitmeden hiçbir şey bitmez” veya “her şey kabul edilmeden hiç bir şey kabul edilmez” ilkeleri varmış, bir şey olmazmış falan demesin kimse. Görüşmelerde bir kez oryaya koyduğumuz herhangi bir konunun, hem de üstelik Rumlar defalarca pozisyon değiştirdiği halde, bizim açımızdan nasıl bağlayıcı olduğunu Kıbrıs sorunuyla ilgilenen herkes biliyor.
Örneğin çapraz oylama. Hani o Rumların Türk seçimleri üzerinde %20 etki yapması, Türklerin de Rum seçimlerinde benzer hakka sahip olması önerisi. Mehmet Ali Talat’ın başımıza sardığı bu belayı def etmek için 14 maddelik bir karşı öneri yapmıştık. En önemlisi dönüşümlü başkanlık idi. Ne oldu? Çapraz oy hala masada. Rumlar cımbızla çekip onu aldılar, dönüşümlü başkanlık dâhil tüm taleplerimiz çöpe gitti. Üstelik bunu Akıncı da hazmetti.
Efendim görüşülen altı başlıktan dördünde neredeyse anlaşma sağlanmışmış… Dalga mı geçiyorlar ne? Kardeşim o başlıklarda sadece bugün değil 1989’da Hugo Gobi belgesinde, 1992’de Butros Gali Fikirler Dizisinde ve en son da Annan planında da anlaşılmamış mıydı? Nerede ilk kez yakınlaşma oldu iddiası?
Siz söyleyin, mal mülk meselesinde “ilk müracaat hakkını” Rumlara verdiniz, Kıbrıs Türkünün 1/3’ünü tekrar göçmen yapmayı kabul ettiniz de ne oldu? “Yetmez daha isteriz” demedi mi Anastasiades? Toprak meselesinde anlaşma var mı? Egemen kanton vermeyi bile ima ettiniz ama adamlar hizaya gelmedi, hadi kabul edin fiyaskoyu. 100,000 kişinin yerleşeceği toprak vereceksiniz, 50,000 Rum Kıbrıs Türk eyaletine (evet eyalet, çünkü devleti de berhava etti Akıncı ekibi) yerleşecek ve üstelik de kuzey seçimlerinde oy verme hakkına sahip olacak… Bu çözümün mantığı ne? Bir Rum devletçiği bir de Rum-Türk devletçiğinden oluşan bir Kıbrıs Federasyonuna dönüşmesini mi sağlayacaktık Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, o mu idi hedef?
Annan’ın bir zamanlar Güvenlik Konseyi belgelerine geçen “Kıbrıs’taki iki toplum arasındaki ilişki bir azınlık-çoğunluk ilişkisi değil, aynı anavatanı paylaşan iki toplumun ilişkisidir” ilkesi de bir parametre değil midir çözüm için? Neden Kıbrıs Türkünün ayrıcalıklı azınlık statüsüne savrulması çözüm olarak sunulmaya çalışılmaktadır?
Birinci sayfaları süsleyen o fotoğrafa iyi bakın lütfen. Genel sekreter ve iki liderin birlikte verdiği o poz, kişisel hırslar uğruna Türkiye’nin etkin ve fiili güvenlik garantisini Kıbrıs Türkünün Türkiye’den koparılmasını, en korkuncu Kıbrıs Türkünün ve Türkiye’nin adanın tümü üzerindeki haklarının bir coğrafi alanla sınırlandırılmasına evet denilmesi, görüşme konusu yapılması pahasına çekilen bir pozdur… En pahalı fotoğraftır.
O fotoğrafa iyi bakın, ibretlik bir fotoğraftır o…

Bu haber 102 defa okunmuştur

:

:

:

: