Geri dönüşü olmayan yol !

Kıbrıs Rum basınından yine öğreniyoruz ! Teknik konular, ileriye bırakılarak bir ilke anlaşmasına doğru gidildiği, iddia edildi. Dahası var.

Yalçın CEMAL
yalcincemal@hotmail.com


Prosedürün, geri dönüşü olmayan bir noktaya geldiğini de, BM’ye atfen, haber olarak duyurdu.
Yani, tam anlaşma değil de, ara anlaşma.
Cumhurbaşkanımız, Sn. Akıncı başından beri, ara anlaşmalara karşı.
Olacaksa, bütünlüklü anlaşma diyor.
Geçen gün yapılan görüşmede, bize göre kurucu, onlara göre eyalet devletçiklerinin, uluslararası anlaşmaların yapılacağı, yetkiler de de, tam mutabakata varıldığı yazıldı.
Hemen hemen, her iki taraftaki görüşmeciler de, ayni türden açıklamalar yaptılar.
Kurucu devletlerin, yapabilecekleri üçüncü ülkelerle olan anlaşmaların çerçevesi de, çizildi. Eğitim, Kültür ve Ticaret. Bunların yapılması ve dış borçlanma ise, uluslararası sözleşmeler için, Federal Dışişleri Bakanlığı ile, istişare edilerek, sözleşme imzalanabileceğini de, yazdı.
Bu konuda, muğlaklık devam ediyor.
Kurucu devletler, söz konusu anlaşmaları, direkt olarak yapabilecek mi ?
Yoksa, federal hükümetle, tüm anlaşmalar için, istişare etmek zorunluluğu olacak mı ?
Açıkçası , uluslararası anlaşmalar, kurucu devletler için, federal hükümetin, Dışişleri Bakanlığı üzerinden, yapılacak.
Daha da açıkçası, metin, kurucu devletlerde hazırlanacak. Federal Cumhuriyet de, uygun görürse, Dışişlerine yeşil ışık yakacak.
Bu iddia doğru ise, ben buna, kurucu devletlerin, yetkilendirilen konularda da, üçüncü ülkelerle, uluslararası anlaşma, yapma yetkisinin, olmadığını, iddia ederim.
Kurucu devletlerin direkt, belli konularda olsa bile, uluslararası anlaşmaları, serbestçe yapamıyorlarsa, adına ne derseniz deyin, bu kurucu devletler, eyalettir. Eyalet.
Herkes, 13 Şubat mutabakat metnine, bir göz atsın.
İki bölgeli, iki toplumlu bir yapı.
“Egemenlik, iki halktan, eşit olarak neşet edecek“ denilmektedir.
Türk Kurucu Devletinde, uluslararası anlaşmalar, Federal Dışişleri Bakanlığı üzerinden, yapılacağına göre, neşet eden, ortak egemenlik nerede ?
Dışişleri Bakanlığı üzerinden yapılacak, sınırlı anlaşmalara bakıldığında, Kıbrıs Türk halkının, geleceğini belirleyecek olan, güvenlikle ilgili, hiçbir anlaşmanın yapıldığı yok .
Buna, sınırlama getiriliyor.
Garantiyi istemeyen ve bunu, bir nevi kırmızı çizgi sayan, Rum tarafına mukabil, oluşturucu devletlerin, savunma ve işbirliği anlaşmalarının yapılması önerisi, acaba masaya geldi mi ?
Hem, Garanti Sistemini kaldıracaksınız.
Hem de, Türk Kurucu Devletini oluşturan, Kıbrıs Türk Halkının elinden, egemenliğine dayanan, güvenlik ve işbirliği anlaşmalarının, yapılmasının, önünü tıkayacaksınız.
Sonra da “uluslararası anlaşmaların yapılacağının” müjdesini vereceksiniz.
Yuvadan, tavşanı çıkarmak için, havuç gösterir gibi.
Kurucu Devletler, adı üstünde Kurucu.
Her türlü, uluslararası anlaşmayı, yapma yetkisine, sahip olmalı.
Böyle olunca ”Egemenlik, eşit olarak neşet eder.”
Bunun dışındaki yetkiler , göz boyamadan başka, bir anlam ifade etmez.
Toplumun kafasını da, karıştırmayalım.
Kurucu devletler egemen değilse, uluslararası anlaşmaları da,
tepedeki, federal hükümetten, izin alarak yapmak mecburiyetindedirler.
Kıbrıs Türk Halkının kafası, yine bulandırılmak istenmektedir.





Bu haber 130 defa okunmuştur

:

:

:

: