FAYDALI yazılar

Bazen günlük hayatta deneyimlediklerimizi paylaşmak güzel yol gösterici oluyor...
Bazen günlük hayatta deneyimlediklerimizi paylaşmak güzel yol gösterici oluyor...

Bakın işte karıncaların öyküsü de böyle...

YAŞASIN... ÖLMEDİLER AMA GİTTİLER....

Sevincimi sizinle paylaşıyorum... Sevgili karıncalarım arkadaşım TUNA Candemir'in önerisiyle uslu uslu çekip gittiler...

KARINCALARın çıktıkları yere sadece biraz PUDRA (talk pudrası, bebek pudrası) döküyorsunuz, yarım saat içinde gidiyorlar ve bir daha görünmüyorlar...

Bu sorunumla ilgilenen, önerilerde bulunan herkese çok teşekkür ediyorum.
Bir hafta sonunu daha mutlulukla, neşeyle ve sevgiyle geçirmenizi diliyorum.


YALNIZLIK (Kendini yalnız hissedenlere gitsin)
bir karşılaşıverse bakışlarımız
gözlerim, birden kamaşsa, diyorum...
bir çalıversen yüreğimin kapısını, hani
sonlanıverse hüzünlü yalnızlığım...



dokunuverse ellerin mesela/ tesadüfmüş gibi/

alaza kesse yüzüm, terlese avuçlarım...



yaşam denizine bir olta da ben sallasam

ve sen çıksan bahtıma...



sensiz ve sessiz akşamlara

birlikte koysak noktaları...



bil ki,

yalnızlığadır tüm yakarışlarım...



Ayşe TURAL



BABİL BAHÇELERİ...

Tatil günleri, özellikle pazar günleri evime sığamam... Sabah kahvemi farklı bir mekanda içmak isterim. Atalarımız ' Tebdil-i mekanda ferahlık vardır' demişler, elbette boşuna değil... İçinizden de Ayşe Hanım, zaten siz hep geziyorsunuz, dediğinizi duyar gibiyim...



Çok enteresan, pek çok yazar bir köşeye çekilip yazı yazar, bense sizlerle içiçe oldukça daha üretken oluyorum. Sanırım benim yazma sebebim sizlersiniz de ondan...



Arkadaşım Özel'le günaydınlaşıyoruz... Bu sabah tembellik edip geç kalkmışız, ne güzel... Eh, kahve saatimiz yaklaşıyor... Farklı bir yerde içsek kahvemizi? Neden olmasın...



Beni gelip alıyor, onun hiç gitmediği, benimse her konuğumu zevkle götürdüğüm, hemen her hafta gittiğim yer Babil Bahçeleri...



Oturmadan önce bahçeyi geziyoruz: Nilüfer havuzları, , kaktüsler, adını bilmediğimiz tropikal ağaçlar ve çiçekler... Yürüdüğünüz her alanda fışkıran sular ve sizi dinlendiren su sesi... Sabah senfonisinde cıvıldaşan kuşlar... Mis gibi havayı içinize çekmek... Muhteşem bir şey...



Bugün hava güneşli ama esen rüzgar içinizi üşütüyor... Oturacak yere karar vermeye çalışıyoruz... Camlı bölümde kızlar yer gösteriyor... Onlar bana alışkın...Tam da kahve köşesi... Diğer masalardakiler kahvaltı ediyor... Bir sürü tanıdığa rastlıyoruz... Kimiyle kucaklaşırken kimine başımızla bir selam veriyoruz...



Tatlı bir sohbete dalıyoruz, kahvelerimizi yudumlarken... Zaman ne kadar da çabuk geçmiş... Ayrılırken çiçek almadan olmaz... İki saksı SEMİZOTU ÇİÇEĞİ alıyorum... Biri sarı diğeri pembe çiçekli... Ağaç dallarında asılı çiçekliklerime çok yakışacaklar...



Yaşamın kuyruğundan yakalamalı insan, tıpkı uçurtma gibi... Rengarenk yapmalı hayatını... Keyifle, mutlulukla...



ODUR



taş taştır elbette

ama Rodin'de heykeldir...



ses sestir elbette

Mozart'ta müziktir işte...



renk de renktir elbette

ama Van Gogh'ta resimleşir...



söz de sözdür hani

şairde şiirleşir...



Ayşe Tural



EYLÜL GÜZELLEMESİ



Geç kalmış bir EYLÜL güzellemesi yazmalı... Biraz iç acıtan, biraz ayrılık kokan... Geçmiş zamanlardan, üstü tozlanmış bir aşk masalı belki...



EYLÜL,

boynu bükük çocuklar gibidir...

Biraz kırgın, biraz mahzun...

Sanki kırık çocuk gülüşü gibidir...



İki arada bir derede kalmış sanki...

Sararan yapraklarla, solan güneşle giderken kocaman HÜZÜNLER de taşır hayatımıza...



BU SOKAK



bir küçük kız

düşlerini topluyor bulut misali

gökyüzünden...

sevinçleriyle ayna tutuyor yüreğine

kararsız sonbahar yüzünden

hüzünler dökülür ellerinden...

ağzını bıçak açmayan

bir sevda dolanır da diline

zorlar kapılarını...



bulursan bu tenhalıkta bulursun beni

bu sokak bana açılır...



Ayşe TURAL



GEÇMİŞ ZAMAN BAHÇELERİ...



Geçmiş zaman bahçelerine hele bir girmeyegör...



Solan yapraklar, kırılmış yerinden kanayan dallar, anılar arasında kurutulmuş güller bulacaksın...



Ağzında kekremsi bir tat bırakacak, geçmiş zaman hikayeleri...



GÜZ AŞIĞI



sen

bir martı olmalısın

dalgalarla dans eden...



iç daraltan ufuklar

sana yabancı

ten küstüren okşamalardan

kaç kaçabildiğin kadar...



güz gülleri

dökülmemeli ellerinden vakitsiz

yarınların şafağından

SEN doğmalısın...



Ayşe Tural



GÜN BİTERKEN...



Sizi bilmem ama gün biterken ansızın bir hüzün çöker içime... Gün, hem bitsin hem de bitmesin isterim...



Tam oyun bitip de perde inerken, birden bir şeyler oluverince; eline yeni bir oyuncak tutuşturulmuş çocuklara dönerim... Sevinçle el çırparım...

Güne yeni bir şeyler daha sığıştırmanın mutluluğunu yaşarım o zaman...



Yüzünüz gülücüklerle aydınlansın her zaman...

Artık uyku vakti... Yeni güne zinde başlamak gerek...

Allah rahatlık versin...



ADIMI KÜÇÜK HARFLE SÖYLE



adımı küçük harfle söyle

kimseler duymasın...

sevdamıza göz koyan olur



nazarına gelmeyelim

sevdasızların

iki dudak arası...



bakış bakış olsun da

içimize aksın

hayra yoralım

aşkın düşünü...



unutma

adımı küçük harfle söyle

kulağıma fısılda emi...



Ayşe TURAL



SOKAK TERBİYE/ SİZ / LERİ...



Bir zamanlar bir yazı okumuştum. Bir toplum hakkında bilgi edinmek, bir yargıya varmak istiyorsanız, sokağa çıkıp davranışlarını izlemeniz yeterlidir, diyordu...



Akşamüstü... Biraz meyve almak üzere çıkıyorum. Her zaman arabamı dikkatli sürerim ve başkalarına saygı gösteririm... Yan yoldan çıkmaya çalışan birine, yol vermeyi severim mesela... Ben de zaman zaman böyle sıkıntılar yaşarım ve yol vermeyene kızarım... Bana yapılmasını istemediğim şeyi başkalarına yapmamaya da özen gösteririm...



Ara yoldan, dikkatlice anayola çıkıyorum, yolu yarılıyorum. Soldan geleni bekleyip geçeceğim... Derken sağdan, deli gibi üzerime gelen ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİ SERVİSİ görünüyor...



Beni gördüğü halde hızını HİÇ kesmiyor... Aracı kullanan 25-30 yaşlarda bir delikanlı... Otobüsün içi öğrenci dolu... Üstüme üstüme gelmesi yetmiyor, bir de yarı beline kadar dışarı sarkıp, terbiyesizce avazı çıktığı kadar bağırıyor... Suçlu benmişim gibi...



Geçenin bir YAYA olma ihtimalindeki durumu, düşünmek bile istemiyorum...

TRAFİK CANAVARI diye bir şey uydurduk hani... Aslında o CANAVAR kimilerinin içinde..



HEY GENÇ:



Bir kere bir üniversiteye ait araç kullanıyorsun.

Üstünde kocaman puntolarla üniversite adı ve amblemi yazılı....

Sana emanet edilmiş bir sürü öğrenci var...

Şehir içindesin...

Hız sınırı belli...

Bir de trafikte SAYGI diye bir ilke var, her ne kadar sen bilmesen de...



Zaman zaman umutsuzluğa kapılıyoruz ya hiç de haksız değiliz aslında...



Bir yandan da düşünmeden edemiyorum. Bu tür arabaları kullananların yöneticileri, onları işe alırken nazik olmaları, dikkatli araba kullanmaları konusunda uyarıyor mu acaba?...



Dönüp plakasını almayı düşünmedim değil... Okula da bir telefon kafi... Ancak uyarımın dikkate alınıp alınmayacağından emin olamadım...



SIRRIM



Sen

Gönül sarayımın

Gizli bahçelerinde

Nadide bir çiçek gibi

Durmadan açıyorsun...



Ayşe TURAL



BUGÜN



Yaşamın akışına izin verin..Sizi sarsın sarmalasın..Güzel şeyler getirin aklınıza.. Neşeli şeyler..



Sevgileri davet edin dünyanıza.. Yaşamın ışıkları yıkasın yüreğinizi..

GÜNÜNÜZ ÇOK GÜZEL OLSUN...



Ayşe TURAL



Bu haber 154 defa okunmuştur

:

:

:

: