Kıbrıs bu kadar yükü kaldıramaz batar

Geçmişe bakarsanız Kıbrıs, kimine göre üç kez battı ve çıktı diyorlar...
Geçmişe bakarsanız Kıbrıs, kimine göre üç kez battı ve çıktı diyorlar...
2100 yılında 50 cm. yükselmesi tahmin edilen deniz suyu ile tekrar batacak deniyor...
Bana sorarsanız 10 yıla kalmaz batarız. Bu ada bu kadar yükü çekemez...
Son altı ay, bir yıldır, karısını, çocuğunu, anasını babasını kapan Kıbrıs'a yerleşiyor. Ev alıyor, araba alıyor...
Üniversite öğrencileri deseniz Asyalısı, Afrikalısı, Amerikalısı, Avrupalısı bizde... Öğrenci kimliği ile her haltı karıştırıyorlar... Her suçun içindeler...
Düşünüyorum... iki yıl öncesinden başlanan, mantar gibi çoğalan rezidans sahiplerinin kulağına bu göçü kim fısıldadı da hemen harekete geçtiler...
25-30 daireli rezidanslar bir ayda satıldı... Yenileri geceden sabaha tamamlanıyor... Korkunç paralar dönüyor...
Kimin ne kazandığı beni hiiiiç ilgilendirmiyor... Ben huzur dolu şehrimi, ülkemi istiyorum...
Sokaklar insan kaynıyor... Trafikte günde en az 10 kaza oluyor... Kendimi etrafımdakilere yabancı hissediyorum...
Ya SİZ?

GÖZLERİMİ KAPATINCA

gözlerimi kapatınca ben
düşlerime konuk oluyorsun sen...

sevgilerinden
kır çiçekleri deriyorum
kucaklar dolusu...

bir yağmurunda ıslanıyorum çisi çisi...
bir güneşinde ısınıyor yüreğim.
inanki seni çok seviyorum...

Ayşe TURAL

BORALAR...
FIRTINALAR...

Zaman zaman hayatın hiç de adil olmadığını düşünürüm...

Adalet var mı ki! dediğinizi duyar gibiyim...

Bir yerlerde açlıktan ölen insanlar/ diğer yanda büyük bir han-ı iştiha ile patlayıncaya kadar yiyenler...

Derme çatma evlerde oturup bir kasırga ile onu da kaybedenler/ diğer yanda saraylarda oturup can sıkıntısından patlayanlar...

Yoklukla terbiye edilenler/ sahip olduklarının farkına varmadan birbirleriyle didişip hayatı kendilerine zindan edenler...

Neyse ki ORTA DİREK olanlar var da insanın içine biraz su serpiyor...

BEKLEYİŞ

Umudun ışıtsın gözlerimi
Kaldır aramızdaki soru işaretlerini
Umutla beslenirim ancak...

İçimdeki kuşkuların
Yamasını sök artık...
Güzelce bir akşamı paylaşmalıyız seninle...

Hatırla...
İlk yaz serinliği
Karıştırıyor saçlarımı
Gözlerin geziniyor yüzümde...
Bir kuş sesi duyuyorum
Sevgin kanat çırpıyor yüreğimde....

Ayşe TURAL

SEN BANA GEÇ KALDIN... BEN SANA ERKEN (geldim)...

Şarkılar vardır, dizelerinde geç kalışları anlatır...

' Bir bahar akşamı rastladım size/ sevinçli bir telaş içindeydiniz/ derinden bakınca gözlerinize/ neden başınızı öne eğdiniz/ daha önceleri nerelerdeydiniz...'

Filmlerde de böyle rastlantılar anlatılır...
Gelirsiniz...
Gelirsiniz de limandan gemiler ayrılmıştır; hem de az önce...

Ya da tam birine rastlarsınız: ne kadar SİZ gibidir... ne kadar size benzer... ama geç kalmıştır... Ya da siz erkensinizdir ona...

Yaşam ne erken gelişlere çare bulur ne de geç kalışlara... Elden bir şey gelmez...

Yazıklanmalar işe yaramaz... Başınızı eğip kendi yolunuza gitmekten başka çareniz yoktur... Öyle de yaparsınız zaten...
ELVEDA...

VEDA

YAPRAK aslında veda eder sonbaharda,
pervasızca ayrılırken ağaca...

Özgürlüğe koşar gibi danseder giderken...

Yaprağa sormalı, tutsaklığından kurtulmak nasıl bir şey...

Ayşe TURAL

HOŞ GELDİN HAZAN... HOŞ GELDİN HÜZÜN...

Nedense hüznün mevsimi gibi gelir bana sonbahar... Bir o kadar da çok severim hani... Bana yakışır... Şiirime yakışır...

Havalar serinlemeye başladı bile... Günler kısaldı... Güneş battıktan sonra içimiz ürperiyor... Beşparmaklar'ın başı dumanlı artık...

Akşam üstleri sırtımıza ince bir şal alır olduk... Ağaçlar yavaş yavaş sararan yapraklarını dökmeye başladı... Her rüzgar esişinde cemilenin pembe beyaz çiçekleri öteye beriye savruluyor...

Rüzgarın soluğu da hırçınlaştı sanki...Ara sıra minik bir bulut pıtır pıtır akıtıveriyor gözyaşlarını...

Hele hele ekim yağmurlarının kokusu da duyuldu mu, artık sıcacık odalara doluşmaya başlarız... Daha bir yakınlaşırız...

Dışa açılan kapılarımız içe açılmaya başlar... Yakınlaştıkça yüreklerimiz de ısınır... Sofralarda sıcacık çorbaların buğusunda ne de mutlu oluruz...

Hoş geldin hazan... Hoş geldin hüzün... Ömrümüz olmalı da yeniden yeniden yaşamalı tüm mevsimleri...

BENİ ANLA

bütün 'hoşça kal' larımda
çınar serinliği vardır bilesin...

ateşböcekleri ordusu geçerken
sevince durur yüreğim...

gökyüzünü alıp gergefinden
bir genç kızın
sererim ayaklarına...

saksıda fesleğenler
baygın kokusunu salarken akşama
bir ince yel eser
alır götürür sözlerimi
yabancı bir kente...

gelir güneş
su içer gözlerimden...

deniz damlası
süzülür yanaklarıma...

sorusunu geri alan
yalnızca bir işaretim işte...
Mısır yazısı gibi...

lütfen
beni anla...

Ayşe TURAL

BİR DENEYİN...

İnsanız...
Yanlışlar yapabiliriz...
Bundan daha doğal bir şey olamaz.

Yine de ne olursa olsun olaylara soğukkanlı bakabilmek gerek diye düşünüyorum.

Olaylara verdiğimiz cevaplar farklı olursa kazançlar da değişir.

ALABANDA

Gel
Enginine açılalım
Sonsuz aşkımızın
Gönül pervanemle ben
Sıcacık sevginle sen ...

Yelkenleri aç
Bütün denizler bizim
Haydi alabanda! ...

Ayşe TURAL

AY BÜYÜRKEN UYUYAMAM

Necati Cumalı'nın her öyküsünün beni büyülediği kitabının adı...

Opera dönüşü, Bellapais'ten dönerken gökyüzünde pırıl pırıl parlayan ay, ortalığı gündüz gibi aydınlatıyordu...

Radyodaki şarkı da ' Yalnızlığa iki biletim var ' diyordu....

Ay ışığı, yalnızlık öyle çok yakıştı ki geceye...

İki bilet varsa YALNIZLIK sonlanır ki, dedim kendi kendime...

Hiç yalnız kalmayın emi?
Haydi ayın kucağında güzel düşlere dalalım...

İyi geceler...

GÜZ

İç çekişleriyle penceremde
Bir çift kumru özlemiyle güz...

Bulutlar inadına
Güneşi saklıyor bencil bakışlardan
Kirpiklerimin ucunda sen...

Zamanın dolunayında
Neden saçların mavi?

Yağan yağmur damlası
Ulaştı yasemine
'Ne olur! Kucağında tut beni...'

Yazın turuncu ipeği
Solalı çok oldu...

Saman sarısı saatlere dönüştü
EYLÜL ellerinde...

Ayşe TURAL

İÇİMDEKİ YALNIZLIK

Vakit gece yarısı...
Ben yeni günün, günün doğuşu ile başladığına inanırım nedense... Gece yarısı, günün diğer dilimine geçiştir oysa... Dışarda yıldızlı, yeni aylı bir gece var... Kıyıda köşede birkaç dilim de bulut... Lacivert gökyüzü muhteşem görünüyor...

Hafiften gece esintisi ağaçların yapraklarını hışırdatıyor... Kıbrıs'ın ikinci baharı başlar neredeyse... Havalar serinleyip ara ara yağmurlar düşmeye başlayınca; doğa, ağaçlar, çiçekler daha bir canlanır, uyuşukluklarından silkinir, adeta neşelenirler... Yeni baştan çiçeğe dururlar, gelin gibi süslenirler... Ben her zaman bu baharlara vurgunumdur...

Daha çok geceleri, yalnızlığım gelir aklıma... Yalnızlığı çok seviyorum ben... Ona bayılıyorum adeta... Orası benim mutluluk ülkem... Orada saltanat süren benim. Benim iznim olmadan oraya kimse adım atamaz. Bazen küçük bir gezgin, bazen maceracı bir çocuk olurum... Yalnızlığın gizemli bahçelerinde dolaşmaya bayılırım... Ruhumu, kendimi tanırım. Bir sürü sorular sorar, yanıtlar ararım...

Ardından artık dış dünyaya çıkabilirim... Perde arkasında işim bitti... Hayat sahnesinde kendim için seçtiğim rolü, en güzel şekliyle, mükemmel oynamalıyım. Yaşamımı, kendi felsefeme uygun kararlarla yürütmeliyim. Umutsuzluğa düşmeden, gerekirse tökezleyerek ama asla bıkmadan, usanmadan, öfleyip püflemeden... Bana yakışan şekilde, onurlu, gururlu, dimdik ayakta...

Ben yakınmayı sevmiyorum... Mızmızlanmayı da... Kendime yakıştıramıyorum çünkü... İnsan onurlu davranmalı her zaman, her koşulda... Zayıflığınızı ilan ettikçe zayıf olursunuz çünkü... İnanın çoğu insan sizi çaresiz görmeye bayılır... Unutmayın kendinizi güçlü hissettikçe daha güçlü olursunuz...

Yaşadığım sürece yapacak çoook işim var... Yaşama dört elle sarılışım, onu çok sevişim boşuna değil... Siz de öyle yapın. Başınızı kaşımaya zaman bulmayanlardan olursanız, inanın çok mutlu olursunuz... Hem de kolay mutlu olursunuz...

' Boşuna değil çırpınışlar, boşuna değil haykırışlar
yaşamak bu kadar güzelken...'

' Yaşama biraz kulak verin ne olur...
Onda harika melodiler bulacaksınız...'

Ayşe Tural
Bu haber 176 defa okunmuştur

:

:

:

: