Kıbrıs’ın trafiği ve siyaseti

Toplumsal alışkanlıklarımızla siyasi davranışlarımız arasında bir ilinti var mıdır? Bu sorunun detaylarını sosyoloji uzmanlarına bırakıyorum. Ben sadece gözlemlediğim birkaç hususu dikkatlere sunacağım.
Toplumsal alışkanlıklarımızla siyasi davranışlarımız arasında bir ilinti var mıdır? Bu sorunun detaylarını sosyoloji uzmanlarına bırakıyorum. Ben sadece gözlemlediğim birkaç hususu dikkatlere sunacağım.

Kıbrıs’ta trafik soldan akar. Bunun doğal sonucu olarak araçların direksiyonu sağdadır. İngiliz sömürge döneminden kalma bu uygulama, Kıbrıs Barış Harekatından sonra da Türkiye’nin müdahalesi olmaksızın bugüne kadar sürmüştür. Kıbrıs’ın dış siyasetinde ise, direksiyona hep sağcı diye nitelendirilen politikacılar oturmuştur. Zaman zaman solcu diye adlandıracağımız şahıslar direksiyonun başına geçseler de onların uygulamaları da sağ tandanslı politikalar üzerinedir. Dış politikada usul bu iken, iç politikada durum tamamen değişir. Her ne kadar direksiyona sağ politikalar hakim olsa da iç politikada işler sol kulvarda ilerler.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin siyasetine ve trafiğine dair gözlemlediğimiz bu tespitler sadece bununla sınırlı değildir.

Trafikte bir araç çembere girmişse, ona yol verilir… Kural bellidir; çemberi boşalt, ana yolu tıka…
Kıbrıs’ın siyaseti de bir çember siyasetidir. Dönerken serbest fakat ana yoldayken tıkanıktır. Bu tıkanma, sadece çemberden kaynaklanmaz. Bazen en ufak bir trafik kazasında bile yol kapanır. Kazayı yapan sürücüler, kendi aralarında meseleyi çözmezler veya çözmek için uğraş vermezler. Genellikle bir trafik görevlisinin gelmesini beklerler. Dolayısıyla Kıbrıs Türkleri, yol trafiğinin bu şekilde sık sık kapanmasına alışıktırlar. Homurdanmadan, sabırla yolun açılmasını beklerler. Trafikteki öfke, akşam gidilecek meyhaneye saklanmıştır.

Sürücüler genelde sağa sola sinyal vermeden dönüşlerini gerçekleştirirler. Bu dönüşlerde sanki gizli bir anlaşma vardır. Sürücüler, birbirinin gözünün içine bakarak mı; ya da başka bir şey mi; ama ne tarafa dönecekleri konusunda esrarengiz bir anlaşma var gibi… Fakat yol kazaları da çoğunlukla bu sinyalsiz dönüşlerden kaynaklanır. Kıbrıs görüşmeleri de aynı şekilde ilerler. Sinyalsiz dönüşler, hep gizemli bir şekilde olmuştur. Meyhanenin dumanlı ortamında; “nerecikten çıktı bu hayvancık, anlamadım be gardaş” derken, hep bu ani çıkışlardan ve yol kazalarından şikayet vardır. Çünkü ana kavşaklarda bile trafik ışığı yoktur. Işıksız kavşaklar, karanlık, dar yollar; sinyalsiz dönüşler ve uzun ışıklar… Küfür, meyhanenin duvarlarında sahibi belirsiz bir gölge gibi asılıp durur.

Kıbrıs’ın sürücüleri arabalarının ışıklarına önem verirler. Pırıl pırıl bir gecede sis lambaları açıktır. Genelde uzunları yakarak yol alırlar. Kıbrıs siyaseti ile bu ışıklar arasında gizli bir ilinti var gibi... Sanki önünü görememekten duyulan endişe, bol ışıklı, uzun aydınlatmalı sürüşlere yol açmış gibidir.

Kıbrıs’ın yolları dardır; farlar gözünüzü alır, sis lambaları sizi şaşırtır. Yol bilmezseniz, sık sık çıkmaz sokaklara girer, zaman zaman bu dar yollarda geri geri gidersiniz. Sabah arabanıza birinin çarptığını ve not bırakmadan kaçtığını görürseniz şaşırmayınız.

Geniş, ışıklı yollarda birkaç tabelaya rastlarsınız. Bu yol Türkiye tarafından yapılmıştır diye.

Bir ara düşünürsünüz. Türkiye’nin trafik kuralları Kıbrıs’ta uygulansa ne olur?
Bu haber 114 defa okunmuştur

:

:

:

: