SORULAR

Daha ilkokula başlar başlamaz öğreniriz özne ve yüklemi...
Daha ilkokula başlar başlamaz öğreniriz özne ve yüklemi...
Yüklem eylemdir, oluştur, harekettir... Öznesi de her zaman onu yapandır...
Ardından sorular sordurur öğretmen...
Neyi?
Kimi?
Nereye- nerede- nereden?
Nasıl?
Ne zaman?
Ne kadar
Niçin?
Ne ile?
Kim ile?
Aslında HAYATIN formülüdür...
Her ne yapmaya kalkışırsanız kendinize bunları sorun...
Cevaplar NETse korkmayın!
Teşekkürler ÖĞRETMENİM...
AŞK İÇİNİ İÇİME KATABİLMEKTİR SEVGİLİ...
dur ve düşün
iki yakası bir araya gelmez ayrılığımızı...
sen ve ben
hem çok uzak
bir o kadar da yakınız hala
'Alnımın çizgilerine yazdım seni...' demiştin hani
hatırlıyor musun?

aşk
içini içime katabilmektir sevgili...
aşk
birini sevmeye büyümektir...
aşk
oyun arkadaşına küsmektir mesela...
şimdi de ben senin
adının karşısına
en kocamanından üç nokta koydum...
gözlerimle karşılaşırsan bir gün
tanımazlıktan gelirlerse seni
şaşırma emi...
unutma
AŞK,
içini içime katabilmektir sevgili...
(Ayşe Tural, Girne)

YAŞAM bir yolculuksa,
siz,
ben,
onlar,
sen
ve BİZ
Bu yolculuğun neresindeyiz?
Kendimize güzel ve doğru sorular sordukça yaşamak daha bir anlamlanacaktır...

Sağlıkla, mutlulukla, huzurla kalın...

KONUK
dinle bak! ...
kasım
sonbaharı uğurluyor
kışa aralıyor kapılarını
upuzun gecelerinde
yalnızlığımın
içim üşüyor....
söyle hadi
karbeyaz akşamlarımın
sımsıcacık konuğu olur musun? ...

Ayşe TURAL / Aşkın Kum Saati
ZAMAN ZAMAN...
Bu sayfalarda birbirini pek de tanımayan/ ya da iyice tanıyanların / ya da hiiiiç tanımayanların olduğundan nazik- saygılı- sevgi dolu... olduğunu yazanlar çıkıyor...
Hani gerçekten öyle değiller filan gibi...
Ben de şöyle düşünüyorum...
Bırakın en azından denesinler!
Deneye deneye belki öğrenirler...
Neden olmasın?
Mesela...
Üzüm üzüme baka baka kararsın...
Körle yatan şaşı kalksın...
Ne güzel olur değil mi?
ÇAĞRILI BAKIŞ

bir an
hem de kısacık bir an
gözlerini kısarak
bir bakış fırlatıyorsun
EROS'un oku misali...
on ikiden, tam on ikiden
vuruyorsun beni......
dudakların
günaha çağırıyor
ellerin sabırsız...
uzak diyarların fısıltısı
çınlıyor kulaklarımda
yüreğim
yangın yeri...

Ayşe Tural

YALNIZLIK VE SEN...
Yalnızlık, yanında SEN diyeceğin birinin olmaması demektir...
Saçını bir el okşamayalı ne kadar oldu, düşündün mü?
Birisi için süslenmeyi, onun için heyecanlanmayı da unutmuşsundur, ihtimal...
SEN diyeceğin birisi için bir fincan kahve pişirmeyeli ne kadar oldu?
Şöyle kadehini 'şerefe' diye en son ne zaman kaldırmıştın?
Ne zaman seni biri sıcacık kucaklamıştı?

Düşün ve anla...
Aslında AYRILIK, bütün SENleri de hayatından alıp götürmüştür...

UMUDA YOLCULUK
Dokunulmamış sevgiler
İnci çiçeği gibi
Deniz dibinde
Midye sedefi bir yürek
Açar açmaz
Güneşe gülümseyen papatya…
İçimin ırmağında bir serseri mayın
Geceye inat yanıp sönen ateş böceği
Umutlarım gökyüzünde uçurtma
Çoğalmanın coşkusu yüreklerde…
Dinle bak
Ruhum Girne akşamlarını
Soluyor derinden derine
Erguvan renkli suda Haşim
Geçmiş zamanları dinliyor…

Yaşamın sarhoşluğunda
Bin bir renk bin bir koku
Yüreğim
Filizkıran fırtınalarından uzak
Yamalarımı bir iyice saklayıp
Sığınmış limanına hüzünlü gözlerim…
Akşamlardan herhangi bir akşam işte
İçimde dünden kalma şaşkın bir telaş
Bir/ yeniden bulma/ sevinci sanki
Kaybedilenlerin yerine…
Gecenin mavisinde buğulu dolunay
Umuda uğurluyor beni
Aydınlık yarınlara…
AYŞE TURAL

NE Mİ DÜŞÜNÜYORUM?

Bazen
söylediğimizle aklımızdan geçenlerin bir olmadığını...
dinler gibi yapıp da aslında dinlemediğimizi...
çok ciddi bir konu içindeyken çok komik bir olayı hatırladığımızı...
birinin yüzüne bakarken bir sivilceye ya da derin bir çizgiye takılıverdiğimizi...
aklımızın / ışık hızıyla hem de/ sık sık bir yerlere kaçıverdiğini...
DÜŞÜN / Ü / YORUM...

Sevgiyle...
Sokak
bu gece sokaklarda
yalnızlığımı adımladım...
yüreğime tipiler yağıyordu
ve ben
dünlerden geçiyordum...
yüzün sisler içinde
karanlıklar umutsuz
karanlıklar ürkütücü
ben seni özlüyordum...

17 Kasım 1999/ Çanakkale
KIRIK İNSANLAR...
' Kırık insanlar ' başkalarının sevinçlerine kolay kolay ortak olamazlar... Ne bileyim, gülüşleri bile yarımdır sanki... Dudaklarının kenarıyla gülerler gibi gelir bana... İçlerindeki kırılmışlık o kadar derindir ki, fay hattına benzer; bir türlü gizlenemezler...
Oysa ben de kırıldım pek çok kez... Siz de kırıldınız... Sen, o, biz ve onlar da kırıldılar... Düşen, düşünce dizi kanayan çocuklar gibi... tekrar ayağa kalktım işte... tekrar ayağa kalktık...
Hani o kırılan yürekler var ya... Sen de, siz de tekrar ayağa kalkmalısınız... Öyle ki başkalarının sevinçlerine ortak olmalısınız...İşte o zaman...
İşte o zaman, tekrar ne kadar GÜZEL GÜLDÜĞÜNÜZÜ hatırlayacaksınız... İnanın bana... Haydi deneyin...
DÜŞLERİMİN KAPI ZİLLERİ
düşlerimin kapı zilleri
uykularımı böler acımasızca...
hem de tam orta yerinden
gece yarısı...
pembe boyalı balıkçı tekneleri
hangi koylara saklanmış...
yarım ayla
biraz da yıldız tozu
alabilir miyim gözlerinizden....
Ayşe TURAL / Aşkın Kum Saati

ÖĞRENMEYİ İSTEMEK GEREK...
Öğrenmek için okumak, araştırmak, incelemek ve farkındalığımızı artırmak gerek... Bunu seve seve haz alarak, keyifle yapmak o kadar önemli ki! Bence yaşamın öğretisi en çok da kitaplarda gizli... Biliyorum sizler de benim gibi düşünüyorsunuz...

Sizi çok etkileyen bir kitabı düşünün... Aradan geçen yıllara rağmen hala belleğinizin bir yerlerinde taptaze duran bölümleri ...yok mu?
Başarmak, hepimizin hedefleri arasındadır. Başarıda en önemli etken de BİLGİdir. Yaşamda hedefler belirler ve yürürüz. Hedef için gereken çaba da elbette akılcı olmalı, tıpkı haritadaki gibi yollar belirlenebilmelidir...
Öğrenmekten ne kadar keyif alırsak, yaşama bakış açımız da o oranda gelişecektir. Bu da bizi daha olumlu ve pozitif yapacaktır... Sonuçta, kendine güvenen, cesur bir insan oluruz. Çünkü BİLGİ güçtür. Güç de enerji verir... İşte o zaman ne kadar kolay mutlu olduğumuzu fark edeceğiz...
Öğrenmeyi, hayatın her evresine yayabiliriz... Onun sayesinde kendimize olan güvenimiz artacak, konuşmamız güzelleşecek, kendimizi ifade etmemiz kolaylaşacaktır...

Bir önemli nokta daha var elbette... Bu sayede gerçekten değer vermemiz gereken konulardan seçmeler yapabileceğiz. Gereksiz şeylere kafa yormak yerine omuz silkip geçebileceğiz...
Bence OMUZ SİLKMEK de bir cesaret işidir... Gerçekten huzur denilen büyülü zamana katkı koyar...
Sözün kısası öğrendikçe YAŞAMI YENİ BAŞTAN KEŞFEDİP, onu daha çok SEVECEĞİZ...

Siyah- Beyaz
yeşil yosunlar konuşur
akşamları eğilir gök
bir an öper denizi
sımsıcak...
martı kanadından esinlenir
siyah- beyaz...

Ayşe TURAL
HAYATIMIZDA AÇTIĞIMIZ HER YENİ SAYFA
yeni bir CAN
yeni bir HEYECAN
yeni bir BAŞLANGIÇ demektir...
GÜZEL BAŞLANGIÇLARDA BULUŞMAK DİLEĞİYLE...
Bu haber 96 defa okunmuştur

:

:

:

: