Sorumsuzlar ve suçlular

Enteresan ve farklı bir algılama ve uygulama hükmediyor şu küçücük KKTC ‘de. Her yönetici, amir, yetkili, durup durup başkalarını suçluyorlar.
Enteresan ve farklı bir algılama ve uygulama hükmediyor şu küçücük KKTC ‘de. Her yönetici, amir, yetkili, durup durup başkalarını suçluyorlar.
Zaten insanlarımız da yönetenlerden iyice etkilenmiş. Hem suçu başkalarında arıyorlar hem de çözümü başkalarının getirmesini bekliyorlar, hatta başkaları sorumlu tutuluyor kendi sorunlarımızı çözmek için.
Halbuki bir düşünelim, bizde her konu için bir kurum, daire, bakanlık yok mu? Bu kurumlarda çalışan bizim insanlarımız değil mi? Görevleri bu sorunları çözmek değil mi? Yok herkes eleştirmenlik konusunda ihtisaslaşmış, kimse çözümler için sorumluluk taşımıyor.
Aynı dünkü ve bugünkü kabineler gibi, iktidar milletvekilleri gibi, iktidar parti liderleri gibi.
Vatandaştan tutun birbirlerine kadar herkesi suçlamaktan öteye gidemiyorlar.

Kim inanır bilmem ama ben bir kurumun sadece yönetenlerinin değişerek, kurumun yapılanmasına, ilkelerine, prensiplerine hiç düzeltme yapmadan herhangi bir gelişme sağlanacağına inanmıyorum, Bu nedenden dolayı son onyıllarda özellikle hiçbir kamu kurumumuzda ilerleme gelişme görmek artık ümit bile edilmiyor.
Siyaset de ara ara değişen isimler olsa da örgütlerin çıkmaz sokak yapıları ve bu yapıları değiştirebilecek beceri ve kapasitelerin dışlanması örnek bir kısır döngü.

Yeni bir Başbakan, yeni bir Belediye Başkanı, yeni bir Başhakim, yeni bir sendika başkanı, yeni bir Merkez Bankası Başkanı aramakla zaman kaybettirilen toplumumuz için anahtarlar önemli ölçüde bireylerimizden başlayarak kendilerini geliştirme bilincini kazanmakta ve bunu uygulayacak iradeyi zorlamaktadır.
Çalışanların, yönetenlerin edindiği daha gelişmiş beceriler ve kapasiteler kurumları ve yönetenleri etkinliğe sürükler. Böylelikle tabandan tavana bir baskı oluşur ve statükoyu toplum lehine değişmeye zorlar.

Her ülkenin değeri öncelikle toplum bireylerinin toplam kapasitesi ile doğrudan bağlantılıdır. Gelişmeyi yakalayamamış toplumlar ne stratejik, ne doğal kaynaklarından bile yararlanamazlar.
Kendi elmas madenlerinde köle, petrol sahalarında, ürün tarlalarında, fabrikalarında, otellerinde ve diğer tesislerinde gündelikçi kalırlar.

Tabandan gelecek baskılar tek başına statükoyu değiştirebileceği de aşırı iyimserlik olabilir. Yüzyılımızın en büyük uluslararası projesi Avrupa Birliği bu vizyonu paylaşan birkaç siyasi liderle başladı. Soğuk Harp ve sosyalist ülkeler insanların sıkıntılarını dikkate alan birkaç liderin müdahalesi ile tamamı ile değişti.

Ülkemizdeki tüm siyasi liderler, gücü yöneten tüm görevliler biran önce sorumluluklarını yerine getirip doğru örneklemeler ile kısır döngülerden çıkmayı tetiklemelidirler.
Toplum mühendisliği KKTC de, demokrasi de, ekonomide, sosyal yaşamda kaybedilen zamanı telafi etmek için uygulanmalıdır.

Bırakın başarmayı, denemeyi bile yapacak cesaretimizi kazanmak bizi mutlaka ödüllendirecek!

Neden olmasın?
Bu haber 124 defa okunmuştur

:

:

:

: