Hoş geldin 2017

Öyle bir gelir ki YENİ YIL, hem de tozu dumana kata kata… Aslında gelen her yeni yılın işi zordur bence…
Öyle bir gelir ki YENİ YIL, hem de tozu dumana kata kata…
Aslında gelen her yeni yılın işi zordur bence…
Olanca YÜK onun genç omuzlarındadır.

Geçen yıllardan arta kalan, olmayan, gerçekleşmeyen her ne varsa ondan beklenir… Öyle ki, gerçekten MUCİZELER yaratmalıdır…

Aranıp da bir türlü bulunamayan mutluluklar…
Nedense piyangodan çıkmayan paralar…
Bir yerlerde adı bilinmeyen bir yakınınızdan kalması beklenen miraslar…
Bir türlü ulaşılamayan mevkiler…
Düşlerde rastlanan olağanüstü başarılar…

SÖZÜN KISASI:
Garibim geldiğine geleceğine pişman olur…
Bence siz siz olun yeni yıla bu kadar yüklenmeyin…
Sevgiler…

DİLEK
uç böcek uç!
kapadım gözlerimi
sen avuçlarımda
aklım yüreğimde
bir dilek tuttum...
(Ayşe Tural)

' Haydi siz de gözlerinizi kapatıp bir DİLEK tutun... Ama imkansızı denemeyin, emi?'


BİR KUŞAK YOK EDİLİYOR...

Toplumlar, gençleriyle geleceğe güvenle bakabilir ancak...

Sanırım bu yüzden bizler, Atatürk'ün gençleri lise, üniversite yıllarında psikoloji, sosyoloji, mantık ve felsefe dersleri gördük, hem de yıllarca...

Yine bu kitaplarda kendimizi tanıdık. Toplumun nabzını tutmayı öğrendik. Toplum psikolojisi, ergen ve çocuk psikolojileri öğretildi... Toplum kalkınması konusunda kurslara katıldık...

Her fırsatta, diğer ülkelere göre GENÇ nüfusumuzun çok sayıda olduğu coğrafya ve sosyal bilgiler derslerinde istatistiklerle gösterildi...

Keşke dünya ülkelerinin gözüne sokmasaydık...

Ne mi oldu? Önce İŞÇİ göçü başlatıldı: Almanya, Fransa, İsveç Avusturya gibi... Oralarda bir kuşak ziyan oldu ikinci sınıf vatandaş olarak diz çöktürüldü... Onların çocukları oralarda entegre edildi... Pek azı kendini kurtarabildi...

Ardından CAHİLİYE dönemine zorla sokulduk. Eğitimin her dalı budandı, kuşa çevrildi...

Bilgisizlik, görgüsüzlük, saygısızlık, saldırganlık, vurma, kırma hatta İNSAN öldürme modası, külhanbey konuşmaları baş tacı edildi...

Bilgisayar oyunlarıyla ÖLDÜRME taktikleri öğretildi... Gruplar halinde saldırma planlarının yolları beyinlere yerleştirildi.

Sonuç...
Ortada...
Gençler hedef tahtası...
En acısı, gençler gençleri öldürüyor...
O yönelttikleri silahlar KAN kusuyor...
Her gün ölen sayısı daha çoğalıyor...

Gözlerini hırs bürümüş.
Bir gün KARDEŞlerini öldürdüklerini anladıklarında uyanacaklar ama ÇOK GEÇ olacak diye ÖDÜM KOPUYOR...

YENİ GÜN

her yeni gün
şaşkına çevirir beni
ilk defa görürüm denizi
ve
ilk defa masmavi gökyüzünü...

bu kelebek de nerden çıktı şimdi
ya bu bal arısı?
ruhum
yeryüzüyle bulutlar arasında
bir yerlerde sanki...

Ayşe TURAL

İNSAN HER SABAH KENDİSİNİ YENİDEN OKUYABİLMELİ...

Gerçekten bunu yapıp yapamayacağımı bilmiyorum. Doğrusu denemek isterim. ' Tıpkı kapına bırakılmış bir gazeteyi okur gibi, kendine taze ve meraklı gözlerle bakabilmelisin. O zaman hayatındaki her şey asıl derinliğine kavuşur.' (Tuna Kiremitçi)

Belki o zaman kendimizle uğraşmaktan, başkalarının eksiklerini aramaya, kusurlar bulmaya zamanımız kalmaz...

Belki hayatın anlamını çözeriz... Üzüntüleri bir kenara koyarak mutlu yaşamayı becerebiliriz... Küçük şeyleri dert etmemeyi öğrenebiliriz...

Kendimize değer verdikçe başkalarına değer vermeyi öğreniriz... Can sıkıntılarımız olmaz mesela... Kahkaha atarken düşünmeyiz. Aklımıza esince yalınayak sokakta yürüyebiliriz mesela...

HAYATI SICACIK EKMEĞİ KUCAKLAR GİBİ KUCAKLAYABİLİRİZ BELKİ...
NE DERSİNİZ?

HÜZÜN AKŞAMLARI BAŞLAR

Hüzün
Akşamları başlar
Gecenin tülü
Örterken evreni
Yalnızlığımda üşürüm...

Gecekuşu çığlığında
Bir yürek atar
Kendi kendime
Sarılırım...

Hüzün
Akşamları başlar
Birer birer
Kapanır kapıları seslerin
Bir burukluk
Bir kırıklık
Bana kalır güceniklik...

Hüzün
Akşamları başlar
Titrek mum ışıkları
Olmayanı çağrıştırır
Gölgeler devleşir
Yalnızlık
Ta içime yerleşir...

Hüzün
Akşamları başlar
Bir damla gözyaşı
Yol alır yüreğime...

Ayşe TURAL

ÇOK HOŞ olur eminim...

Tüm kırgınlıklarımızın üstünü çiziversek...
Bağışlasak yapılan haksızlıkları...
Dostlarımıza daha sıkı sarılsak...

Sevgilerimize sahip çıksak...
Aşklarımıza bir fırsat daha tanısak...
Hoş görüversek yanlışları/ bir defalığına da olsa...

Öfkelenmeye hazırlanırken gülümsesek mesela...

Çok HOŞ olur eminim...

HOŞÇAKAL ERİK AĞACI

Bebeklerimi dallarına astım
İyi uyut erik ağacı...

Çiçeklerin
Çocuk hayallerimde kaldı
Gölgesinde ortancalar
Çığlıklarımı geri ver
Ne olursun!

Saklambaçlarım
Kovuklarında saklı...

Ben artık büyümüşüm
Oyunlarım sende kaldı
Sen de artık çürümüşsün
Hoşça kal erik ağacı...

Ayşe TURAL

İÇİMİZDEKİ YER

Sanki hepimiz, içimizde bir başkası için ayrılmış bir yerle doğuyoruz... Ne ilginç değil mi?

Ansızın hayatımıza birisi girer...
Onun sahip olduğu bir şey, belki gülüşü, belki ses tonu, belki kokusu, belki zekası, belki hayata bakış açısı, belki aldırmazlığı, belki dokunuşu...

Her ne ise, işte o, bizi kendine çeker...
İşte o an, içimizdeki boşluğun dolduğunu hissederiz...

Duyduğumuz o eksiklik duygusu tamamlanır gibi olur...

Yeni yılda yüreğinizdeki boşlukların dolması dileklerimle...

VAKİT VARKEN
yüreğin
sevda şarkıları söylerken
yakapaça kap götür beni...

aşkın yağmurunda
ıslanalım delice
nisanlar bitmeden...

içimize çekerken
yaşama soluğumuzu
yakalamalı güneşleri
günler bitmeden...
Bu haber 111 defa okunmuştur

:

:

:

: