Nereden nereye evrildi süreç..

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, müzakerelerde açıkta kalan konularda yol alınamamasının temel nedeninin, Rum tarafının, federasyonun bir eşitlik içerdiğini, azınlıktan çoğunluktan söz edilemeyeceğini ve Kıbrıs Türk Kurucu Devletinin Güney’deki ile tam eşit olacağını içine sindirememesi olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, müzakerelerde açıkta kalan konularda yol alınamamasının temel nedeninin, Rum tarafının, federasyonun bir eşitlik içerdiğini, azınlıktan çoğunluktan söz edilemeyeceğini ve Kıbrıs Türk Kurucu Devletinin Güney’deki ile tam eşit olacağını içine sindirememesi olduğunu söyledi.
Peki başka neler söyledi Sayın Akıncı?“Hayat olduğu yerde durmuyor. Bu mesajımı çok iyi algılasınlar. Demografisi de değişir, fiziği de… Hiç bir şey statik kalmaz…'
Belli ki sabrının sınırlarına gelmiş dayanmış Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı.
Bu elbette ki çok haklı bir sitem.
Ve yerden göğe kadar da haklıdır Sayın Akıncı.
Lakin, daha düne kadar ha oldu, ha olacak, çözüm çok yakın, şu tarihte mümkün, bu tarihte olası diyen de Sayın Mustafa Akıncı değil miydi?
Elbette ta kendisiydi.
Peki madem öyle tespitler yapabiliyor Sayın Akıncı, madem bunun bir eşitlik içerdiğini de vurguluyor, ve burada azınlıktan , çoğunluktan bahsedilemeyeceğine de dikkat çekiyor, ve Kıbrıs Türk Kurucu Devletinin, Güney’deki ile tam eşit olacağını Rumların da bu durumu içine sindiremediklerini ve sırf bu nedenle de müzakerelerde açıkta kalan konularda yol alınamadığını belirtiyor.
Belli ki Sayın Akıncı bu durumu sezinledi. Zaten o masada oturup da karşıdan gelen tavırlardan, düşünce şeklinden bunu anlamamak olmazdı.
Ve Sayın Akıncı’da bunun idraki içerisindeydi.
Peki neden bütün bunların farkında olduğu halde ta başından bu yana halkı uyarmıyor da her gün yeni bir umut dağıtmaya devam ediyordu?
Bunun mutlaka bir izahı olmalı Sayın Akıncı’da.
Ha iyi niyet, çözüme olan inanç, adada huzurun sağlanması vs.
Hepsini anlayabilirim.
Lakin burada oyun da oynamıyoruz nihayetinde.
Bir mutluluk zincirinin içinde de değiliz.
Burada iki halk arasında yarım asırdır devam eden bir siyasi sorunu çözmeye çalışıyoruz.
Ortak bir gelecek tesis etmek için uğraşıyorsak eğer bu ortaklığın temelinde karşılıklı samimiyet olması gerekmez miydi?
Kesinlikle gerekirdi?
Ama görülen o ki bu konuda arpa boyu kadar bile yol alınamadı.
Peki bu ne şimdi?
Ha bitti, ha bitiyor, ha yakınlaştık, ha çok az kaldı falan derken, şimdi müzakere masasına gitmek için bile şartlara bağlandı süreç.
Halbuki konferansın devamını da istemişlerdi bir de BM’den.
Cenevre’ye gidip sözde yakınlaşma sağlayacaklardı sıkıntılı konularda.
Konuyu çözüme evireceklerdi güya.
Oysa şimdi bakın geldikleri hale.
Darmadağın oldular.
Diyaloğu bile sağlayamayacak pozisyona geldi taraflar.
BM şimdi mekik dokuyor arada.
Masaya getirmek için tarafları aracılık yapıyor yeniden.
Nereden nereye evrildi süreç.
Rum tarafından kaynaklanan bir hatanın belki de telafisi olmayacak başka hatalara dönüşeceği bir sürecin içerisine doğru gidiyoruz.
Müzakerelerde sağlanması muhtemel ilerlemeleri yazıp çizeceğimize, neleri yazar konuşur olduk.
Müzakere masası yeniden kurulacak mı? Kurulmayacak mı? Seviyesine geldik.
Tabi Sayın Akıncı’nın Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşme sonrası yaptığı ortak basın açıklamasına Rum lider Nikos Anastasiadis’ten cevap gecikmedi.
Rum lider Nikos Anastasiadis, kendisinden “meclisin hatasını düzeltmesini” ve birleşik bir Kıbrıs‘ta garanti sisteminin sürdürülmesini isteyen Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın açıklamalarına yönelik şu karşılığı verdi;Akıncı’nın da ayrılıkçı hareketler karışışında daha cesur davranabilmesini dileyen Anastasiadis, “yasadışı Kıbrıs Türk rejimini ve genellikle savundukları kabul edilemez pozisyonlar” konusunda tepki göstermesi ve Kıbrıslı Rumlara yönelik güven ortamının oluşturulmasına katkı sağlamasını beklediğini söyledi.
“Sabrın sınırı var” diyen Anastasiadis, Akıncı’nın BM liderliğindeki Kıbrıs sorunu konulu müzakereler çerçevesinde Perşembe günü düzenlenecek olan toplantılarına bizzat kendisinin katılacağını anlaması gerektiğini de sözlerine ekledi.
Kıbrıslı bir deyimi örnek gösteren Anastasiadis, bir şeylerin olmasını istemeyen bir kişinin taktik olarak süreci zora soktuğunu söyledi ve Türkçe’de de buna benzer bir atasözü olduğunu ümit ettiğini dile getirdi.
Bu olay yüzünden, müzakerelerin tarihinde ilk defa “önemsiz ve küçük bir olay vesilesiyle kesintiye uğramasına sebep olduğunu” dile getiren Anastasiadis,”Bazı insanlar, bu olay yüzünden bencil bir şekilde ısrarla muhataplarını aşağılayabileceklerini düşünüyor.” diyerek sözlerini sonlandırdı.
Ve gördüğünüz gibi değerli okurlar, iki taraf arasında çok net olarak konulara karşı farklı bakış açıları geliştiğini görüyoruz.
Kısacası onca zaman sürdürdükleri müzakerelerde temsil ettikleri halklarına dair karşılıklı hassasiyetlerin yeterince idrak edilemediğini anlıyoruz.
Ve buna rağmen BM’den konferans için tarih belirlemesini ve hazırlık yapmasını isteyen tarafların aslında bilerek ve isteyerek sorunları çözmek için değil, sürecin devamını sağlamaya yönelik çaba harcadıklarını da görüyoruz.
Bu haber 110 defa okunmuştur

:

:

:

: