Bence de halka sorun..

DP Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş dillendirmişti geçenlerde.
Müzakerelerin tamam mı devam mı noktasını halka bırakalım demişti.
Belli ki bu öneri Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya da makul gelmiş olacak ki, Sayın Akıncı da geçenlerde yaptığı bir açıklamada benzer şeyler söyledi.
Özetle Rum tarafı yaptığı bu hatayı düzeltmezse, ya da bu hatadan geriye dönmezse müzakerelere dair bundan sonra izlenecek yolu halkla birlikte karar vereceğiz dedi Sayın Akıncı da..
Ve buradan anladık ki bir kez daha bizler çözüme çok yaklaştığımızı zannederken aslında ne kadar uzaklaştığımızın farkında bile olamadık.
Meğer o bugün, yarın, şu tarih, bu gün, şu zaman diye diye müzakerelerde belirsiz bir mecraya doğru yol almışız.
Ama nereden bile bilirdik ki?
Bizlere söylenen buydu.
Oluyor, olacak vs.
Hatta Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı sürekli benim misyonum bu diyordu.
Ve eğer bir çözüm ortaya çıkmayacaksa istifa edeceğinden bahsediyordu.
Haliyle bu kadar canı gönülden çözümü isteyen, çözüm vizyonu ile seçim kazanıp Cumhurbaşkanı olan Mustafa Akıncı’nın bu ifadelerine elbette itibar ediyorduk.
Nihayetinde halkın seçtiği bir lider.
Ve bugün görüyoruz ki ilk sallantıda masa dağıldı.
Görülen onca uğraş, emek, istek şimdi yerini belirsiz bir akibete bıraktı.
Burada Rum tarafının yüzde yüz hatalı bir karar ürettiği tartışma kaldırmayan bir gerçektir.
Sonrasında da bu hatalı kararı savunmaya kalkmaları daha büyük yanılgıların ve hataların içine girdiklerini de gösteriyor.
İşte o hatalardan birini Rum lider Anastasiadis azınlıklar çoğunluklara hükmedemez ifadeleri ile ortaya koydu önceki gün.
Dolayısı ile bu hatadan dönmek için ortaya koydukları çabaların da yetersiz olduğu çok açık.
Lakin bunun üzerinden toparlayıcı değil de yıkıcı bir tavır sergileyen Kıbrıs Türk tarafının da karşıdan gelen bu yanlışa karşı çanak tutması anlamına gelmiyor mu?
Bence geliyor.
Elbette Rum Temsilciler Meclisinin ve Rum Lider Nikos Anastasiadis’in seçimlere yönelik oy kaygısından mütevellit bilerek ve isteyerek alınan bu kararın geri alınmasını sağlayacak politikaları kendi kendimize mırıldanarak değil de uluslararası toplumun da dikkatini çekecek ve Rum tarafı üzerinde baskı oluşturacak nitelikte Türkiye’nin de desteği ile yapabilseydik, bugün daha farklı konular konuşuyor tartışıyor olacaktık.
Ama işin bu kısmında kimse kusura bakmasın profesyönel bir ekibe de sahip olmadığımızdan dolayı kendi kendimizi bile anlatmakta zorlandığımız bir akibete doğru yol alıyoruz.
Rum tarafında yüzde 2’lik iradeye sahip bir ELAM’ın hepimizi sürüklediği sığ politikalar da sıkışıp kaldık.
Peki neden?
Çünkü Rum tarafında yüzde 2’lik ELAM iradesinin savunduğu politikalarda mutlak surette kendinden bir şeyler bulan bir Rum toplumu var maalesef karşımızda.
Ve bunu değiştirmek çok da kolay gibi görünmüyor.
Bunu Rum lider Nikos Anastasiadis’te de görüyoruz.
İşte bundandır ki azınlık çoğunluğa hükmedemez yaklaşımını sürekli dillendiriyor.
O zaman yaşadığımız onca şey bir senaryodan mı ibaretti diye sormadan edemiyor insan kendi kendine.
Madem ki böyle bir mantaliteye sahiptiler, masada bunca zamandır yapılan neydi?
Belli ki arada hiç bir samimiyet oluşmamış.
Kimse birbirini anlamaya çalışmamış.
Rum tarafı masada zaman öldürmüş.
Türk tarafı umutlanıp durmuş durmasına ama aslında çözüme ne kadar uzak olduğumuzun da farkında olmuş.
Zaten olmamış olsalar bunu başka şekilde anlatmam gerekecekti.
İzahı biraz zor tabi.
Ama bence biliyorlardı, muhataplarını tanıyorlardı.
Şimdi geldiğimiz günde onlar için bu sürpriz olmamıştır.
Hatta ciddi bir sebep oluşturmuştur önlerinde.
Peki ne için sebep?
Antlaşmamak için tabi ki..
Çünkü bütün bu gelişmelerden anlıyoruz ki gidişat gidişat değildi.
Ve buna rağmen masada olmak adına yürütülüyordu.
Bir de Cenevreler falan.
Konferanslar bilmem ne..
İyi bir heyecandı.
Yaşatanlar eksik olmasınlar..

Bir not: düşeyim; 1 Mart 2017 tarihli “Yolsuzluk diyorlar rüşvet diyorlar ama kimse de elini kolunu kıpırdatmıyor” başlıklı yazıma istinaden, sağolsunlar konuya kayıtsız kalmayıp bilgi vermek için arayanlar oldu.
Elbette bundan dolayı çok memnun oldum.
Öncelikle verdikleri bilgiler için Başbakan Yardımcımız ve Maliye Bakanımız Sayın Serdar Denktaş'a ve Polis Genel Müdürlüğümüze yürekten teşekkür ediyorum.
Kendilerinden edindiğim bilgiler ise şunlardır:
Malum konunun gündeme gelmesi ile birlikte gerek polisin gerekse savcılığın ve meclisin çok yönlü bir araştırma içine girdikleri ve bu konuyla ilgili soruşturma başlattıklarıydı.
Umarım söz konusu araştırmalar en yakın zaman da tamamlanır ve bir neticeye vardırılır.
Bu haber 107 defa okunmuştur

:

:

:

: