Güney’e bakın Güney’e

Bir ülkeyi, bir devleti. İnsan topluluklarını ayakta tutan, en önemli unsur. Adaletin, taraf gütmeden uygulanmasıdır.
Bir ülkeyi, bir devleti.
İnsan topluluklarını ayakta tutan, en önemli unsur. Adaletin, taraf gütmeden uygulanmasıdır.
Ülkenin, ekonomisi bozuk olabilir.
Yaşam koşulları, beklenen düzeyde olmayabilir.
Savaş halinde de, olabilirsiniz.
O şartlar altında yaşayan insanlar, bundan şikayetçi olmayabilir.
Nasıl olmasa tüm halk aynı durumda diyerek, o beğenmediği şartlardaki yaşam biçimini içine sindirebilir.
Nasıl olsa, ilerde düzelir umudu ile hareket ederek, umduğunu ileriki yıllara saklayabilir.
Fakat bir ülkede, adalet tüm vatandaşlara aynen uygulanmıyorsa.
Gerek, vatandaşın lehine olanlar.
Gerekse de, cezai nitelikte olanlar.
Kişilere göre, partili yandaşlara göre.
Ve de.
Falan partinin, vekilinin veya vekillerinin, Belediye Başkanlarının sponsorluğunu yapan, ensesi kalınlara, yürürlükteki yasalar işlemiyorsa veya eksik işliyorsa. Yahut tamamı ile onlara işleyerek menfaat temin ediliyorsa. O ülkede, adaletten bahsedilebilir mi?
Mümkün değil.
Adalet, Anayasanın ilgili bölümünde bilmem hangi numaralı sayfasında yazılı olur.
Tam adaletin uygulanması, Anayasalarda yazılan ilke olarak tüm dünyada kabul edilen “Hukuk Devletinin “ uygulanması ile mümkün olmaktadır.
Bu, yeterli mi?
Hayır.
Bunun yanında Hukuk biliminin her dalında yer alan, eşitlik ilkesine sadık kalarak hukuk uygulanmalıdır.
Yazımın başlığı:
Güney’e bak, Güney’edir.
Güney derken, Güney yarım küresini kastetmiyorum.
Kıbrıs’ın, Güneyinden bahsediyorum.
Orada da, Türklere karşı yapılan saldırı ve hukuksuzluklara karşı işlemeyen bir hukuk olduğunu yaşayarak görüyoruz.
Fakat kendi toplumlarına uyguladıkları yansız hukuku, bizde bulmak mümkün mü?
Ne mümkün.
Oradaki adalet, bizde aranır gibi.
Zannedersem, gibisi fazla.
Güneyin adaleti, Eski Cumhurbaşkanlarını sorgulayabiliyorsa.
Devlete verilen zararın, peşine düşüyorsa.
Rüşvetin kökünü kazımak için Savcılar, üç buçuk yıl hapis cezasına çarptırılıyorsa. Üstelik de, kararın ertelenmesi izleniminin toplumda yaratacağı olumsuz tavır da düşünülerek. Cezaların, hemen uygulanması için Mahkeme, talimat veriyorsa.
Adalet vardır, hep söylüyorum, yazıp çiziyorum.
Bir devleti ayakta tutan en önemli unsur, adalet unsurudur.
Ekonomi, dört dörtlük olsun.
Vatandaşın bir eli yağda, bir eli balda olsun.
O ülkede, gerçek adalet yoksa.
Yağın da, balın da, bir anlamı kalmaz.
Ülke, zehir zemberek olur.
Vatandaş bulamadığı adaleti, kendi yöntemlerine göre elde etmeğe çalışır.
Bu ise ülkeye, anarşinin ve korkunun gelmesini tetikler.
Dışarıya vatandaşların çıkması, korkudan mümkün olmaz.
Cürüm suçları artar. Siyaset kurumuna olan güven sarsılır.
Başta, Parlamento ve Siyasal partiler, bu işten paylarını alırlar.
Sayıştay üyelerini seçemeyen bir Meclisteki vekillerin. Meclisi çalıştıramamalarının bedelini de kabullenmiş olmazlar mı?
Ülkede yolsuzluk ve rüşvet olayları, Meclis kürsüsüne kadar, yansıyorsa.
Herkes hakkını, kendi yöntemleri ile sağlamaya çalışıyorsa.
Yasal hakkı olan işlerini, bilmem hangi Bakana veya vekile yaptırmak için siyasilere ulaşmada yollar arşınlanıyorsa.
O memlekette, adaletin varlığından bahsedile bilinir mi?
Güney’e bakın, Güney’e.
Bu haber 116 defa okunmuştur

:

:

:

: