Anastasiadis’in hesapları

Güneyin, Kuzeyde tanınmayan lideri Niko, üçüncü Makarios yani, Adayı kana bulayan kanlı papaz gibi, hesap kitap içinde.
Akdeniz’deki, hidrokarbon yatakları ile ilgili önerilenlere uymayan. Hidrokarbon arama ve araştırmalarının olası bir anlaşmadan sonra yapılmasını kabul etmeyen, Anastasiadis ve hocaları. Hidrokarbon faaliyetlerine devam ederek Türkiye’yi, akıllarınca köşeye sıkıştırmak için manevra üstüne, manevra yapmaya devam ediyorlar.
Biraz eskilere uzanalım!
Üçüncü Makarios, Adayı Enosis yapmak için zamanında, o da çok dümenler kırdı.
Dünyadaki güçleri yanına almak için, Makarios’un kendisi “Bağlantısızlar Bloğu “ olarak bilinen ve eski Yugoslavya Başbakanı Tito’nun, öncülük ettiği tarafsızlar hareketine. “Garanti ve İttifak “ Anlaşmalarına ters düşmesine rağmen, Kıbrıs’ı “ Bağlantısızlar
Bloğunun” bir üyesi haline getirmişti.
O zamanlar, dünya iki bloğa ayrılmıştı.
NATO ve Varşova Paktları diye.
Komünist ideolojiye sahip olan, siyasal parti Akel’i de, Rusya’yla ilişkileri en üst düzeye çıkarması için görevlendirmişti.
Yunanistan ise, NATO içerisinde, ABD ‘nin himayesini sağlayarak. Adım adım, Enosisi gerçekleştirmek için, Adadaki Türkleri soy kırım muamelesine tabii tutuyordu.
Garantör Türkiye’nin, müdahale hakkını kullanması için en büyük engel, ABD‘ nin Akdeniz’deki altıncı filosu idi. Ada Türklerinin katledilmesini önlemek için Türkiye’nin, Adaya müdahalesi her zaman engellenmişti.
BMGK ‘ de Kıbrıs görüşüldüğünde, o mecrada da Bağlantısızların tüm desteğini alarak, BM‘ de istediğini yaptırıyordu.
SSCB ‘ de, Bağlantısızlar hareketi ile hareket ederek, Makarios’un istediği karar BM ‘ den geçiriliyordu.
Ada Türkleri, ekonomik olarak çok kötü günler geçirmekteydi.
Beslenmeleri, Türkiye Kızılay’ının Başaran şilebi ile gönderdiği gıda maddeleri ile mümkün olmaktaydı.
Şimdi de, taktik olarak Niko Efendi bu yolu izlemeye çalışmaktadır.
Tabii şimdilerde, ne Varşova ne de Bağlantısızlar hareketi kaldı.
Taktik Türkiye’yi, yine köşeye sıkıştırma taktiği.
Fakat bu defa, jönler değişmiştir.
Dünyamızda, yönetimlerde sadece sağ ideolojinin Kapitalist sistemi uygulanmakta.
Dünyanın ekonomik yönetimi külli Kapitalizm. Yani sömürü düzeni.
Niko Efendi, bu düzenden yararlanarak Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışmaktadır.
Ne mi yapıyor?
Yukarıda bahsetmiştim.
Akdeniz’deki sözde MEB ‘de olan, hidrokarbon alanlarını görücüye çıkarmış. Birçoğunu da ihale edip sonlandırmıştır.
2, 3, 9 parseller ENİ’ye, 6 ve 11 ‘ci parseller Eni – Totol, 10 Numaralı parsel Exson – Mobil – Katar oil, 12 Numaralı parsel de Shell- Noble – Delek şirketlerine. Rum Bakanlar Kurulunun, onay vermesi ile iş tamam olacak sözleşmeler imzalanacak.
Sözleşmelerin imzalanmasından sonra da, 103 milyon 500 bin Euro Güneyin kasasına girmiş olacak.
Oluşturulan bu konsorsiyum karşısında Niko efendi, ağzından baklayı çıkardı:
“Exson Mobil dev konsorsiyumunun, Kıbrıs MEB ‘ deki mevcudiyetinin Kıbrıs Cumhuriyetinin korunma kalkanı olduğunu. Kıbrıs MEB'de egemenlik haklarının da savunulacağını “ söyledi.
Nasıl ki Papadopulos yönetimi, AB ‘ni siyasi nedenlerden dolayı tercih etti ise. Anastasiadis de bu petrol şirketlerine, buralarını vermekle. Bu şirketlerin bağlı olduğu ülkelerle Türkiye’yi, karşı karşıya getireceğini de açıkça söylemektedir.
Sondaj çalışmalarına, Türkiye’nin müdahale etmesi halinde. Karşısında, iki büyük ülke Fransa ve İtalya’yı bulacak cümlesini de söylemeden edemedi.
Güney, Enosis’siz bir çözüme, yanaşmaz.
Çok yakın bir geçmişte, bunu gördük.
Bunu bile bile, Kıbrıs Türklerinin de ortak malı olan deniz zenginlikleri tek taraflı olarak verilme noktasına getirildi.
Bunda da hedef, siyasi.
Türkiye’yi, ekarte etmek.
1963 ‘ te, bunu, Başpapaz denemişti.
Ne oldu? Hep birlikte gördük.
Aynı oyunu başka iskambil kağıtları ile Niko oynuyor.
Rolandis’in demeçlerini, unutmuş olacak.
Arşivden çıkarıp, okumasını salık veririm.
Sonra, Yalçın Cemal demedi demesin.
Bu haber 146 defa okunmuştur

:

:

:

: