Kadınlara dair!..

Ne zor iştir bir kadını anlamak… Çocukluk çağında doktorculuk oynarken başlar kadın erkek arasındaki ilk ilişki aslında…
Ne zor iştir bir kadını anlamak…
Çocukluk çağında doktorculuk oynarken başlar kadın erkek arasındaki ilk ilişki aslında…
Erkekler hep doktor olmak isterken, mesele oyunu kimin yöneteceğine dayanır sonunda…
Evcilik oyununda da isteğiniz kadar baba olun, annenin size biçtiği rol kadardır oyununuz aslında…
Ergenlik, ilk gençlik derken… Bölünürüz karşı kamplara…
Ne çok itiraf edilmemiş fırtınalar, ne rüzgarlar eser o genç ruhlarda…
Erkek ne kadar tanımak isterse kadını, nafile her denemede kafası karışır aslında…
Çünkü çözemeyeceği kadar zordur, o kadar kolay olduğunu sansa da…
20’li yaşların iyi olduğu sanılsa da, bir kadının en iyi dönemi 30’lu yaşlardır…
Ne istediğini bilir, duygularına söz geçirir, açık sözlüdür, hayatın gelip geçtiğini fark eder, olabildiğince cesur olur bu yaşlarda…
Her erkeğin kendi kadınları vardır hayatında…
İlk aşkı, ilk gençlik sevgilisi, ilk evliliği, ilk kız çocuğu…
Liste uzayıp gider…
Ama hepsinde her ne kadar yaklaştım sansa da bir o kadar uzaklaşır kadın ruhuna…
“Hayattaki en yüce mutluluk sevildiğimize inanmaktır” demiş Victor Hugo…
Erkek hep sevildiğine inanmak ister hayatı boyunca…
Bazen de birden fazla ister bunu çoğunlukla…
Kadınlar belki de bu yüzden inandırıcı, samimi bulmaz erkekleri…
Ve… Olgunluk çağı başlar 40’larda…
Murathan Mungan’ın dediği gibi, “Bir gün gelir dünyanın bir yerinde yıllarca senin haberin olmadan yaşamış birine bütün hayatını anlatmak istersin…”
Belki de kim bilir, o ünlü düşünürün dediği gibi “Kadın erkeği daha az sevmeli, fakat daha çok anlamalı” 40’lı yaşlarda…
Erkekse sevgilisini daha çok sevmeli, fakat anlamaya çalışmamalı bu yaşlarda…
Kadınların da hayatını zor diye rivayet edilir sıkça karşı dünyada…
“Kadın olduğu ve yaptığı her şeyi gözetlemek zorundadır.
Erkekler ise hayatları boyunca hep kadınları seyrederler.
Kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler...”
Ocak ayında 90 yaşında hayata veda eden İngiliz yazar, sanat eleştirmeni ve ressam John Berger bir ömür anlamaya çalıştığı kadınların kodunu bu sözlerle çözmüş…
Ve en sonunda belki ömrümüzün son deminde, delikanlılık çağındaki sevgilimiz, olgunluk çağındaki arkadaşımız, ihtiyarlıkta da hastabakıcımız olan o müthiş varlığa…
Bir ömür süren savaşın sona erdiği son demde…
Mutluluk mutsuzluk hesabı yapıldığı, bilançonun hazırlandığı, bir ömrün finalinde…
Mutlu mu bitirdik, mutsuz mu olduk, kadın erkek mücadelesinin bitiminde?
Neden son ana kadar sormaktan çekinirim bu soruyu? Milattan önceki ilk yüzyılda yaşan Romalı şair Ovidius vermiş cevabı aslında…
“İnsan son gününü beklemeli her zaman…
Mutlu dememeli ona ölmeden
Cenazesi kaldırılmadan…”
İyi pazarlar…

Bu haber 154 defa okunmuştur

:

:

:

: