Takma dişli canavar

İstiklal Marşında büyük şair Mehmet Akif, batılı emperyalistler için “ tek dişi kalmış canavar “ nitelemesini yapmıştı.
İstiklal Marşında büyük şair Mehmet Akif, batılı emperyalistler için “ tek dişi kalmış canavar “ nitelemesini yapmıştı.
Gerek Çanakkale’de, gerekse de Sakarya ve Dumlupınar’da. Büyük Atatürk, bunların tek dişlerini de söktü ve gerisin geriye bunları geldikleri yere dişsiz olarak yolladı.
Tek çare olarak bu Emperyal güçler, takma diş veya çene takmakla vaziyeti, idare ettiler.
Şimdilerde Türklüğe ve İslam’a, bu takma dişlerle saldırmaya başladılar.
Hollanda’daki olaylarda Türklere karşı yapılanların, tüm Avrupa’ya yayılması olayların tırmandırılması bundan değil midir?
Uluslararası hukuk ve diplomasi kurallarını hiçe sayarak yapılanlar, ibret verici olsa gerek.
Yaklaşık bir asır önce, son Türk yurdu olan Anadolu’yu işgale kalkanlar, bunlar değil miydi?
Aradan yüzyıl geçmesine rağmen, Türk ve İslam düşmanlığının. Bir Bakan hanımefendinin, Hollanda’da maruz bırakıldığı muamele ve arkasından gelişen olaylar.
Takma dişli canavarın, hiç değişmediğini ortaya koymuyor mu?
Avrupa’da, meydana gelen ve Türk düşmanlığını körükleyen olaylara baktığımızda. Büyük Atatürk’ün ne kadar haklı olduğunu görüyoruz.
Daha ilk Mecliste, batılıların savundukları ideoloji için şunları söyleyecekti:
“Bizi, mahvetmek isteyen Emperyalizme karşı. Bizi yutmak isteyen Kapitalizme karşı, heyeti Milliyece mücadeleyi, ön gören bir mesleği takip eden insanlarız. “
Atatürk , Cumhuriyeti bu güçlere karşı verdiği, Kurtuluş Savaşı ile kurmuştur.
15 yıllık Cumhurbaşkanlığı döneminde aramızdan göçtüğü tarih olan, 10 Kasım 1938 ‘ e kadar. Bunlarla ne toplu, ne de tek olarak, hiçbir anlaşma yapmadı.
Bunlarla hiçbir diyaloğa ve ittifaka girmedi.
Çünkü içlerinin röntgenini çekmiş ne menem olduklarını anlamıştı.
Atatürk, Balkan ve Sadabad Paktlarını oluşturarak bunlara karşı, mazlum ülkelerin de liderliğini yapmıştır.
Avrupa’nın Türkiye’ye karşı, son düşmanca hareketleri karşısında. Türkiye, AB ilişkileri de gözden geçirilecek bir noktaya gelmiş bulunmaktadır.
Nasıl ki Güneydekiler, bizi ucu açık görüşmelerle oyalıyor ise. Avrupa da, AB için Türkiye’ye, aynı taktiği uyguluyor.
Amaçları, Kıbrıs’ı koparıp almaktır.
Türkiye, en kısa bir sürede Atatürk’ün dış politikasına dönerek, komşuları ile iyi komşuluk ilişkilerine girmelidir.
15 Temmuzdan sonra, Rusya ile girişilen ilişkiler daha da artarak devam etmektedir.
Askeri füze savunma sistemi görüşmeleri, bitmek üzere.
Rusya’dan, talep edilen kredi anlaşması istenildiği gibi sonuçlanırsa. S-400 füzeleri
Türkiye’ye konuşlandırılacaktır.
Batılı müttefiklerden alınamayan teknolojiler, Rusya’dan alınmak üzere.
Türkiye, Avrupa ilişkilerindeki bu olumsuzluklar sadece AB ‘nin geleceğini değil. NATO askeri paktının geleceğini de, olumsuz olarak etkileyecektir.
Bir NATO üyesinin Bakanı, başka bir NATO üyesinin ülkesinde istenmeyen şahıs ilan edilir ve sınır dışı edilirse. Bakanlara, başka NATO üyesi ülkelerine giriş yasağı getirilirse. O ittifakın devam etmesi yaşaması mümkün olur mu?
Türkiye, AB ‘ ne alınmayacağını artık ayan beyan anlamıştır. Bu oyun ortaya çıkmıştır.
En büyük NATO üyesi ülke ile de Orta Doğu cephelerinde, silahlı güç olarak karşı karşıya.
İki NATO üyesi ülke, karşı cephelerde.
Bu yapı, sürdürülebilir mi?
Bu, olanaklı mı?
Orta Doğu, yeni oluşumlara gebe.
Taraflar, az çok yönlerini çizmişler bile.
1964 ‘ te Johnson mektubuna verdiği yanıtta, İsmet İnönü şunu söylemişti:
“ Yeni bir dünya kurulur. Türkiye de o dünyada yerini alır.”
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ise, yeni dünya ile ilgili şunları söylemişti:
“ Yeni bir dünya kurulur ve kurulacak. Türkiye de, o dünyayı kuracaklardan olacak.”
Bütün bu gelişmeler dünyada, yeni oluşumların habercisi değil mi?
Bu haber 110 defa okunmuştur

:

:

:

: