Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu uyardı: İntihar etmeyelim…

Adadan Dış Bakış’ın dünkü bölümünde konuğum Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu oldu.
Adadan Dış Bakış’ın dünkü bölümünde konuğum Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu oldu.

İlk sorum müzakere masasının yeniden kurulması için aranan yola ilişkindi. Cumhurbaşkanı Akıncı ve BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Eide’nin dünkü temaslarını da hatırlatarak, Sayın Ertuğruloğlu’na o yolun nasıl bulunabileceğini sordum…

“Bence artık Güney Kıbrıs’la müzakere etmenin anlamı kalmadı. Sayın Cumhurbaşkanı’nın müzakere sürecini canlı tutmaya çalışmasını da yadırgıyorum. ‘Enosis kararı düzeltilsin masaya dönerim’ yaklaşımından vazgeçilmeli. Çünkü Enosis kararından daha da vahim olanı, Rum lider Anastasiadis’in verdiği azınlık demecidir. Masaya dönsek bile bize resmen azınlık diyen Rum tarafıyla hangi zeminde müzakere edeceğiz” diye konuşan Sayın Ertuğruloğlu, soruma çok düşündürücü bir başka soruyla karşılık verdi.

Dağılan müzakere masasının yeniden toplanması için öngörülen yeni metodoloji tartışmalarını ve BM’nin hakemlik yapmasına ilişkin önerileri de sordum Sayın Ertuğruloğlu’na…

“Sayın Eide’nin metodoloji tartışmasını anlıyorum. Çünkü müzakerelerin gidebildiği kadar sürmesini istiyor. Çünkü bu görevle ilgili maaş alıyor. Ama Sayın Akıncı’nın da bu tartışmaya katılmasını yadırgadım. Metodoloji sorun olsaydı, birkaç ay önce müzakereler bitti bittiyor, çözüm oldu oluyor denir miydi. O zaman metodolojide sorun yoktu da şimdi mi oldu. Mesele metodoloji meselesi değil, Rum tarafının mantalite meselesidir” dedi Dışişleri Bakanı…

“Çözüm dilenciliği”nin büyük bir hata olduğunu savundu… “Sözünü ettiğiniz o ‘dilenciliği’ kim yapıyor” soruma ise “Malum” cevabını verdi.

“Herkes gerektiğinde o masada sesini yükseltiyor” itirazıma ise “Kim” yanıtını veren Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu’na, “Cumhurbaşkanı Akıncı’nın zaman zaman sesini yükselttiğini, olası bir çözümsüzlük halinde KKTC yoluna devam eder” çıkışında bulunduğunu hatırlattım…

Ertuğruloğlu’nun cevabı şöyle oldu: “Anlaşma olmazsa KKTC yoluna devam eder demek, anlaşma olursa KKTC biter demektir. KKTC ancak anlaşma olmazsa yoluna devam eder anlamına gelir. KKTC çözümsüzlüğün simgesi demek olur. Bu doğru bir yaklaşım değil. Anlaşmaya KKTC olarak taraf olmamız gerekir. Kıbrıs Türk toplumu olarak değil. 60 ortaklığını iyi analiz edip, nasıl başarısız olduğunu görürsek, daha sağlam adımlar atarız. 60 ortaklığı da siyasi eşitlik üzerine fonksiyonel bir federal sistemdi. Başına gelenleri gördük… ”

Siyasi eşitliğin müzakere masasında Sayın Akıncı ve ekibi tarafından da sık sık dile getirildiği hatırlatmalarıma ise Sayın Ertuğruloğlu, “Yeterli değil” cevabını verdi.
“Sayın Cumhurbaşkanı KKTC yoluna devam eder derken, KKTC’nin tanınma yoluna çıkacağını söylemeye çalışıyorsa bütün eleştirilerimi geri alıyorum” dedi Sayın Ertuğruloğlu olası bir B planı sorularıma da…

Gündeme getirilen BM hakemliğinin de çok tehlikeli bir konu olduğunu belirten Ertuğruloğlu, şunları söyledi: “BM bugüne kadar hep iyi niyet misyonuyla Kıbrıs meselesine müdahil oldu. Hakemlik BM’yi çok geniş bir şekilde yetkili kılar. Bugüne kadar görülmemiş bir yöntemdir. BM’yi karar verme noktasına götürür. BM’nin hakemliğini kabul etmek, bizim için intihardır. Hakemlik müessesesini kabul ederseniz BM’nin aldığı karar bağlayıcı olur. Hakemlik müessesesini kabul eden taraflar da hakemin verdiği kararı kabul etmek zorundadır. Tartışamazsınız. Bu mu arzuladıkları?”

Son olarak Türkiye’deki referandum tartışmaları ışığında KKTC için de cumhurbaşkanlığı sistemi önerilebilir mi diye sordum Sayın Ertuğruloğlu’na…
KKTC için başkanlık sistemini en başından beri savunduğunu söyleyen Ertuğruloğlu, kendisinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı olduğunu da hatırlattı. Türkiye’deki referandumda “evet” oyu kullanacağını söyleyen Dışişleri Bakanı, “Beklentim oradaki evet kararının buraya yansıması” diye ekledi. Başkanlık sisteminin KKTC’deki siyasi istikrar için de önemli olacağını kaydetti.
Bu haber 149 defa okunmuştur

:

:

:

: