İçimizdeki çocuk...

Ne zaman çocuklaşsanız, gidin bir salıncakta sallanın... Torununuzla maç yapın mesela... Ya da bebekleriyle evcilik oyununa katılın... Misafircilik oynayın...
Ne zaman çocuklaşsanız, gidin bir salıncakta sallanın... Torununuzla maç yapın mesela... Ya da bebekleriyle evcilik oyununa katılın... Misafircilik oynayın...

Sanırım içimizdeki çocuk böyle olunca hiç büyümüyor. Geçmişi üzülmek için değil, mutluluk duymak için hatırlamalı insan. Ya da düne göre bugün ne kadar güzel şeylere sahip olduğunu anlamak adına yapmalı bu yolculuğu... Güzel anılarınıza her gün bir yenisini ekleyin olur mu?

ALINYAZIM

alınyazım dokunurken yüzüme
rüzgara boyun eğiyor
salkım söğütler...

derken
zamanı öğütüyor yel değirmenleri...

sahi
gelecek
Ne zaman gelecek?

Ayşe TURAL

Güneş saklandı bulutların arkasına...
Gökyüzü dudaklarını büktü... Ağlamaya hazırlanıyor...

Kocaman bir kuş sürüsü geçiyor çığlık çığlığa başımın üzerinden...

' seni çok seviyorum YAŞAMAK...'

ANILAR

eskimeli mi sence yaşananlar
üstünü örtmeli mi zamanın külleri yavaşça...
yaşanan onca şeye
haksızlık bu bence...

düş kırgınlıklarımızda
ertelenmiş mutluluklar mıdır
yüreği soğutan...

sorguladın mı hayatını
neresindesin zamanın...

geçmiş zaman hikayelerinde
birinci tekil kişiysen eğer
çoğullayamamışsan
güvercin kardeşliğini
boşuna bekleme benden...

Ayşe Tural

GENÇLER!

Hayat YAZBOZ tahtası değildir...

Yaşamın içinde ani kararlar alıyorsunuz. Sanki hayat bir oyunmuş gibi davranıyorsunuz...

Evleniyorsunuz... Çocuklarınız oluyor... Ardından haydi boşanalım diyorsunuz... Hiç sıkıntıya tahammülünüz yok...

Başınızı sokacak eviniz, karnınızı doyuracak paranız, sağlıklı çocuklarınız var... Kıymet bilmek yerine birbirinizi incir çekirdeğini doldurmayacak konularla hırpalıyorsunuz...

Ayrılmak lafta kolay... Sonra omuzlarınıza yüklenecek, aklınıza gelmeyecek binbir zorluk yaşayacağınızı düşünmüyorsunuz değil mi?

Burun kıvırdığınız şu günlerinizi mumla ararsınız sonra... Rahat batıyor değil mi?

Etrafınıza bir bakın lütfen... Amansız hastalıklarla boğuşan aileler var...
Sağlıksız çocukları için ömrünü tüketen ana- babalar var...
Karnını doyuramayan, başının üstünde bir dam olmayan insanlar yaşıyor şu dünyada....

Siz de entipüften şeylerle kapris yapıp yuvanızı dağıtmak için elinizden geleni yapıyorsunuz...

Buna olsa olsa şımarıklık denir... Buldunuz da bunadınız... Sahip olduklarınızın değerini bilin... Yoksa ilerde başınızı taşlara da vursanız geri dönüş yolu bulamazsınız...

Hayat sizi ezmeden, güzel ve huzurlu yaşamanın yolunu bulun... Şımarıklık yapmayın...


TENİMDE KIRLANGIÇ UYKUSU

bakışının yangınları
yüreğimdeki külleri üflüyor
bir kıvılcım yetiyor tutuşturmaya
kor alevleniyor her ne varsa...

bir kasırga kopuyor ardından
sevginin sağanağında
ıslanıyoruz delice
inadına tutkulu, delişmen...

sen ne zaman dokundun bana
ne zaman öğrendim
derin uykulardan uyanmayı
tenimde kırlangıç uykusu...

AYŞE TURAL

GELİNCİK BEBEKLERİM...

Benim çocukluğumda çeşit çeşit oyuncaklar ne gezer! Olsa olsa yaratıcılığın sınırlarını zorlayan bez ya da süpürgeden yapılan bebekler...

Mısır tarlalarında, koçandan yapılan, mısır püsküllü sarı saçlı bebekler bir de... Olanca ihtişamı ile hayal gücümüzün yarattığı oyuncaklar. Aslında çocuklarımıza hayallerinde tamamlayacakları oyuncakları seçmeliyiz. Bir tahta parçası, onların dünyasında kolayca bir at, bir araba ya da ev oluverir. Yaratıcılıkları gelişir böylece...

Geçenlerde gelincik resmi gördüm bir dergide... Beni çok gerilere, çocukluğuma götürdü...

Biz, gelincik çiçeğinden bebekler yapardık ve inanın çok güzel olurdu. Bunun için önce tomurcuk halinde, kocaman bir gelincik bulmalısınız. Biraz yırtılıp kırmızı elbisesi dışarı çıkmış olanı, bu iş için tam biçilmiş kaftandır. Dikkatlice aralıktan elbisesini yavaş yavaş çıkarırsınız. Bu inanılmaz bir görüntüdür... Kırışık, kabarık bir gece elbisesi gibi... Ardından açmış bir gelinciğin, hatta dökülmek üzere olanın ortasını alırsınız; o da tepesindeki siyah incecik tellerle tam bir baş olur. Gelinciğin sapına onu taktınız mı, dünyanın en güzel bebeği sizin olur...

Nasıl ama harika değil mi? İşte bahar geldi... Benim bahçem gelinciklerle doldu... Çocuklar gibi mutlu olmak istiyorsanız, hemen yarın sabah, gelincik arayın, bulun... Sizler de mutlaka tarif ettiğim gibi gelincikten bir bebek yapın...

BIRAK GİTSİN...
seni yaralayan acıları
kağıttan gemilere yükle
ve
coşkun, taşkın ırmaklara bırak...
alıp götürsünler
kocaman okyanuslara...
biliyorsun
tersine akmaz nehirler
ASİ bile olsa...

ardından
yüzünü
güneşe dön...
ısınsın yüreğin
sevgiyle, aşkla...

Ayşe Tural

HAKSIZLIK MI ETTİM NE?

Biri yazar, diğeri şarkıcı iki öğrencimden söz ettim ya hani... Diğer binlercesine haksızlık etmişim gibi geldi.

Dile kolay!
Yuvarlak bir hesapla 30- 35 bin öğrenci okuttum.
Her birinin yüreğine dokundum... Başını okşadım...
Kalemini tuttum...
Dinledim...
Anlattım...
Yol gösterdim...

Sevinçleri sevincim, kederleri kederim oldu...

Öyle güzel zamanlar paylaştık ki!
Hangisine rastlasam ' Sizin için ne yapabilirim? ' dediler...
' Kendinize çok iyi bakın. ' dediler...
' Keşke yine öğrenciniz olabilseydik.' dediler...
' Yine bize hikayeler anlatsanız, öğütler verseniz...' dediler...

Hepsi sorumluluk sahibi gençler, öğretmenler, mimarlar, doktorlar, işadamları oldular...

En önemlisi İNSAN oldular...
ANNE oldular...
BABA oldular...

Bana gönül koymadınız umarım...
Ben hepinizi çooook SEVDİM...
İyi ki hayatımda oldunuz...
İyi ki benim öğrencilerim oldunuz...

Dünya Şiir Gününe
yakışan şiirler seçmek istedim...
Çoğunuzun ezbere bildiği dizeler...

KARADUT

Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın ağulum
Günahımsın, vebalimsin.
Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum
Gökte ararken yerde bulduğum
Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın.

Bedri Rahmi Eyüboğlu

YİNE...

Önce siz EĞİTİM alıyorsunuz, ardından da eğitim neferi olarak yıllarca, hatta ölünceye kadar topluma hizmet veriyorsunuz.

Siz, okul ve eğitim ayrılmaz bir parçanız oluyor. Hayatın her döneminde de öğretme ve öğrenme arzunuz hiç bitmiyor… Bence olağanüstü güzel!

Dünyaya bir daha gelseydim, yine 'ÖĞRETMEN' olurdum.

Ayşe TURAL
Bu haber 95 defa okunmuştur

:

:

:

: