Kıbrıslılara düşen masaya dönmektir

Türkiye 16 Nisan da sandık başına gidecek.
Türkiye 16 Nisan da sandık başına gidecek.
Parlamenter sistemden, 'Cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş' için Türkiye halkı oy kullanacak.
Elbette kendi fikrim ve düşüncem vardır.
Ama oy hakkım yok, bu konu Türkiye de oy kullanacak veya ülke dışında olup da oy hakkı olan insanların kararıdır.
Nasıl ki kendi ülkemde, kendi siyasi tercihime ve toplumsal olarak ortaya koyduğumuz iradeye saygı istiyorum, Türkiye halkının kararına da saygı istiyorum.
Bu sebeple bu konuyla ilgili taraf olmadım, olmam da.
Bu ülkenin sorunları, Türkiye'deki gelişmelerle bağlantılı olsa da, bana göre bu referandum bizim meselemiz değil, olmamalı da.
Türkiye referanduma giderken süreç Kıbrıs'ı da etkiliyor.
AB ile ve birçok ülke ile ciddi sorunlar yaşanıyor, Ortadoğu bilinmez sorunlar yumağı, kimin nerede olduğu belli değil.
Kimse Kıbrıs müzakere sürecinin bunlardan etkilenmediğini söylemesin.
Direk etkileniyor, Türkiye'nin referandum sonucu ne olur bilemem ama Kıbrıs'ı etkileyeceği kesin.
Kıbrıs bir denge noktasıdır.
ENOSİS kararı, başka sorunlar, siyasi eşitlik, mülkiyet, ağır ve büyük sorunlar, ama tek başına değil, bu sorunda tek başımıza değiliz.
Bu durum yıllar önce de böyleydi, bugün de böyle.
Bölgede, Türkiye ve Yunanistan arasında, İngiliz, ABD, AB, Rusya ve dahalarının çıkarlarının dengeleneceği bir çözüm modeli aranıyor.
İngiliz yönetimine karşı bağımsızlık mücadelesinin başlatıldığı, ENOSİS düşüncesinin ayaklandığı, self-determinasyon hakkının talep edildiği dönemlerde yaşananlar aslında bugünlere ışık tutuyor.
Kıbrıslı Rum gazeteci, yazar Makarios Druşotis tarihi belgelere dayanarak yazdığı 'Karanlık Yön EOKA' isimli kitabında o günlerden, bu günlere yolculuğu tarihle anlatıyor;
'Makarios'un algıladığı şekliyle mücadelenin amacı, sabotaj eylemleri aracılığıyla, self- determinasyon talebinin enternasyonalize edilmesiydi. Oysa Grivas rejime karşı gerilla faaliyeti hedefiyle 'X' standartlarında bir örgüt kurdu.
Mücadelenin şekli konusunda ikili arasında düşünce farkı vardı. Mücadelenin başlamasından sonra ilk aylarda EOKA'nın faaliyeti özellikle sabotajlarla sınırlı kaldı.
Makarios memnundu çünkü self- determinasyon talebi dünyaca öğrenilmişti.
Ama bunun olumsuz sonuçları da vardı. Çünkü İngiltere'ye Yunanistan'la arasında patlak veren anlaşmazlığa, Türkiye'yi de dâhil etme fırsatını verdi.
İngiltere üçlü konferans daveti yaptı. Kıbrıs'ta yeni bir siyaset uyguluyordu ve bunun temeli Kıbrıs'ın geleceğinde Türkiye'nin düzenleyici rolüydü.
3 Ekim 1955'te Kıbrıs'taki sömürge hükümetinde değişiklik oldu. İngiliz hükümeti valiliğe eski Genel Kurmay Başkanı Mareşal Sir John Harding'i atadı. Harding ENOSİS mücadelesine karşı Kıbrıslı Türklerin kullanılmasındaki şahsi katkısı ile Kıbrıs'ın geleceği açısından daha çok parçalayıcı oldu. O dönemde İngilizlerin 'Böl ve yönet' doktrinini uygulayan adamdı.'
Harding ve Makarios birkaç kez görüştü, sonuç alınamadı.
İngiliz idaresi ENOSİS'e karşı baskıyı artırdı, Makarios sürgün edildi.
Kıbrıslı Türkler, İngilizler tarafından 'EOKA' faaliyetini bastırmak için birinci hatta yerleştirildiler.
Doğu ile batı arasındaki kuvvet dengeleri açısından Akdeniz'de önemli değişiklikler yaşanıyordu.
Hala yaşanıyor.
Dönemin Sovyetler Birliği'nin bölgede ki ağırlığı artıyordu.
Yani dünden gelerek, bugün de Kıbrıs önemlidir, denge noktasıdır.
İlgili ülkelerin bir öncesinden gelen çıkarları bugün için korunmaktadır.
ENOSİS esasında çoktan terk edilmiştir, Yunanistan ve güney Kıbrıs zaten AB içinde bir araya gelmiştir.
Bu karar bugün değiştirilebilir, fakat önemli olan sonuç alıcı, güven tesis edici, ciddi, radikal adımların atılmasıdır.
Bu adımlar atılırken sadece Kıbrıslıların rolü yok, yukarıda anlattıklarım bunun göstergesi.
Kıbrıslılara düşen masaya dönmek, sonucu hızlandırıcı adımlar atarak, bunu diğer aktörlere göstermektir.
Bu haber 397 defa okunmuştur

:

:

:

: