Eide”nin büyük sorusu

BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi Eide, geçen günlerde Kıbrıs Müzakerelerinde büyük soruyu sormanın zamanın geldiğini söylemişti. Aslında sorulacak soru çok! Ama cevap veren, vermek isteyen yok.
BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi Eide, geçen günlerde Kıbrıs Müzakerelerinde büyük soruyu sormanın zamanın geldiğini söylemişti. Aslında sorulacak soru çok! Ama cevap veren, vermek isteyen yok.
2004 Annan planı sonrasında Kıbrıslı Rumların plana hayır demeleri sonucunda dönemin BM temsilcisi Kofi Annan da raporunda ifade ettiği gibi; Kıbrıslı Rumlar gerçekten Kıbrıs’lı Türklerle yönetimi paylaşmaya hazır mı diye sormuştu, ancak BM Güvenlik Konseyi üyeleri bu soruya cevap vermemişler ve Annan raporunu Güvenlik konseyi kararına dönüştürmemişlerdi!
Diğer başlıklardaki soruları da elbet gündeme getireceğim, lakin Eide”nin şu an sorması gereken birinci soru, Kıbrıslı Rumlar Nisan 2017 tarihi itibariyle Kıbrıslı Türklerle yönetimi ve gücü paylaşmaya hazırlar mı? Olmalıdır.
Bu sorunun cevabı müzakerelede bir BM parametresi olan ‘Siyasal Eşitlik’ kavramından geçmektedir.
“Siyasi eşitlik” kavramı ilk kez BM Genel Sekreterinin, 1990 tarihli, S/21183 sayılı raporunda açıklanmıştır. BM Güvenlik Konseyi de, 1991 tarihli, 716 sayılı kararında, iki toplumun siyasi eşitliğini, Genel Sekreter’in bu raporunda yorumladığı şekliyle, Kıbrıs sorununun çözümündeki temel bir ilke olarak teyit etmiştir.
Genel Sekreter’in raporuna göre, “ Siyasi eşitlik federal devletin tüm organlarında ve idarede eşit katılım anlamına gelmezken, benzer durumlar yanında şu yollarla hayata geçirilebilir:
I) Kıbrıs Devleti’nin federal anayasası iki toplum tarafında oybirliğiyle kabul edilecek veya değiştirilecek,
II) federal devletin tüm organlarında ve bunların kararlarında her iki toplumun etkili katılımı olacak,
III) federal devletin toplumlardan herhangi birinin çıkarlarına aykırı uygulamalar yapılmasını engelleyecek önlemler alınacak ve
IV) her iki federe devlet eşit olacak, eşit yetki ve işlevlere sahip olacak”tır.
Bu noktada siyasal eşitlik kavramını iki toplumluluk kavramı ile birlikte değerlendirmek gerekecektir. Zira yukarıdaki BM kararında iki toplumun siyasi eşitliğinden bahsedilmektedir. Birleşik Kıbrıs’ta, başka birçok konuda olduğu gibi, yürütme organının şekillendirilmesi konusunda da ülkede iki toplum olduğu, bu iki toplum arasında ciddi bir nüfus ve siyasal kültür farkı bulunduğu ve Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin yerleşik ve kabul edilmiş parametrelerin başında “siyasi eşitlik ilkesi”nin geldiği dikkate alınmalıdır.
Dolayısıyla federasyonun yürütme organının, uluslararası alandaki temsil, siyasi görünürlük ve karar alma mekanizmaları açısından, yanlızca bir toplumu temsil edecek biçimde örgütlenememesi gerekir.
O halde, şu an tartışmakta olduğumuz yürütmenin, yani başkanın seçimi konusunda, hukuken ya da fiilen her zaman ayni toplumdan gelmemesi önemlidir. Bunu sağlamak için dönüşümlü başkanlık gerekmektedir.
Hatta dönüşümlü başkanlık ilkesinin tek başına siyasi eşitliği sağlayacağını düşünmek de doğru olmayacaktır. Yürütme organı içerisindeki bakanlıkların dağılımı bu noktada son derece önemlidir. İki toplumsal katmanın bakanlık sayıları arasında ciddi bir uçurum bulunması ve/veya önemli bakanlıkların bir toplumsal katmanın elinde toplanması durumunda siyasi eşitlik ciddi biçimde zarar görecektir.
Siyasi eşitlik açasından mutlaka göz önünde bulundurulması gereken bir diğer nokta da, karar alma yöntemidir. Karar alırken toplam bakan sayısına göre, en az iki Türk bakanın mutlaka olumlu oyu gerekmesi pozisyonumuzdan asla vazgeçmememiz gerekir.
Bu saptamalar dikkate alındığında, bir BM parametresi olan “siyasal eşitlik” kavramı içerisinde;
i) dönüşümlü başkanlık sisteminin uygulandığı,
ii) bakanlık sayılarının birbirine yakın olduğu,
iii) önemli bakanlıkların iki toplum arasında eşit biçimde paylaşıldığı ve
iv) siyasal olarak azınlıkta olan toplumun bakanlarına her karar üzerinde etkide bulunma olanağının tanındığı herhangi bir hükümet sisteminin olması gerektiği
unsurlarının yer alması gerektiği çok açık bir şekilde söylenebilir.
Yeni oluşacak federal yapı içerisinde yönetim yukarıda açıklandığı BM parametreleri ışığında paylaşılamadıktan sonra, adada federal bir çözüm hayal olmaktan öteye gidemeyecektir
Bu haber 134 defa okunmuştur

:

:

:

: