En rahat yastık 'varsa' vicdandır

'Aralık 2015 ile Şubat 2016 arasında Girne'de Tunçbilek Sağlık Hizmetleri Ltd.-Ada Hospital'da meydana gelen hamileliğin yasa dışı sonlandırılması vakalarıyla ilgili bir yılı aşkın zamandır devam eden duruşmalar sonunda karar okundu.
'Aralık 2015 ile Şubat 2016 arasında Girne'de Tunçbilek Sağlık Hizmetleri Ltd.-Ada Hospital'da meydana gelen hamileliğin yasa dışı sonlandırılması vakalarıyla ilgili bir yılı aşkın zamandır devam eden duruşmalar sonunda karar okundu.

Fatma Şenol Başkanlığında, üye yargıçlar Murat Soytaç ve Seran Bensen'den oluşan Girne Ağır Ceza Mahkemesi, sanıklardan Dr. Mehmet Ali Tunçbilek, Dr. Verda Tunçbilek ve ameliyat hemşiresi Taner Okburan'ın tüm davalardan beraatına; Dr. Fahri Karagözlü, Dr. Rasıha Serdaroğlu ve hemşire-ebe Ayşegül İşbilen'in ise mahkumiyetine karar verdi.

Hamileliğin yasa dışı sonlandırılması davasında suçlu bulunan sanık Fahri Karagözlü 5 yıl, sanık Rasıha Serdaroğlu 4 yıl ve sanık Ayşegül İşbilen ise 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

KKTC'de yürürlükteki yasalara göre hamileliğin 10 haftadan sonra sonlandırılması suç sayılıyor. Yasa dışı şekilde sonlandırılan hamilelikler sonucu 1 bebekle 6 fetüsün Çatalköy'deki Hz. Ömer Türbesi ile eski Zeyko yağ fabrikası civarında gömüldükleri belirlenmişti.

Bebek ve fetüslere, İstanbul'da otopsi yapılmıştı.

Kararın ardından basına açıklama yapan Savcı Erdinç Akyener, hem beraat kararını hem de yetersiz olduğunu düşündükleri ceza kararını yüksek mahkemeye taşıyacaklarını açıkladı.

Kararın başsavcılığa ulaşmasının ardından, 14 günlük bir değerlendirme süresi bulunduğu, bu süre içinde yapılacak değerlendirmenin ardından istinafa gidilip gidilmeyeceği kararı verilecek.'

Hepimizi sarsan olayın hikayesi böyle özetlenebilir.

Sona gelindi karar açıklandı, kamuoyu kararları yetersiz buldu.

Aslında bu davaya karşı en başından önyargı var, güvensizlik var.

'Nasıl olsa üstü kapatılır, burası KKTC' anlayışı hemen her konuda belleğimize yerleşmiş.

En kötüsü de budur her halde.

Yargı kararlarına saygım sonsuz, bilmediğim yasalar, kanunlar ve gerekçelerle fikir üretecek değilim.

Gece kulüplerinde çalışan kadınlar suçlanır, kulüp sahipleri suçsuzdur.

Uyuşturucu kullananlar suçlu, satanlar suçsuzdur, bir türlü yakalanamazlar.

Böyledir bu coğrafyanın kaderine terk edilmesi.

Meselenin özünde olması gereken merkez bana göre 'VİCDANDIR'.

Karanlık gecelerde, yatak odasında, yastığına başını koyduğunda.

Başlar muhasebe, düşünce, acı, gözyaşı, izler bırakır, yastığın üstünde.

Her doğan gün yenidir, hayat devam eder, sınavlar, hayaller, mutluluklar, hüzünler, herkes yaşayamadığını, yarım bıraktığını, bir kendi bilir.

Aslında yarım kalmaz hiçbir şey, birileri tamamlamadıysa, vicdan mutlaka tamamlar.
Bu utanç hepimize yeter, yüzü kızarmayanlar, hala insan içine çıkanlar, hala kamuoyundaki statüsünü kullananlar, gün gelir hepsiyle tek tek yüzleşir.

Hesap veremediği, aklanamadığı, kandıramadığı bir tek vicdanı kalır.

Bu ceza da ona ömür boyu yeter.
Bu haber 244 defa okunmuştur

:

:

:

: