Hukuk isyanı

KKTC'de kurumlar bazında güven sorunu yaşandığı bir gerçek.
KKTC'de kurumlar bazında güven sorunu yaşandığı bir gerçek.
Toplum güvenmiyor, siyasete, siyasetçiye, buna bağlı olarak devlet kurumlarına.
Siyasetçilerin öncelikleri, bu önceliklere göre yaptıkları, popülizm, adam kayırmacılık, adaletsizlik, devlet ve devlet adamlığının ciddiyetsizliği, hepsi bir arada olunca güvensizliği oluşturdu.
Aslında istenen iyi siyasetçi değil, iyi yönetici.
Hükümetlere, Bakanlıklara, bürokrasiye, en sonunda devlete, toprağa, memlekete soğuyor insanlar.
Herkese günün birinde gerekli olacak, devletin mayasını, toplumun bağlılığını koruyacak, bir arada tutacak en önemli mekanizma yargı, hukuk.
Son zamanlarda malum güvensizlikler sebebiyle kararları tartışılan ama önemli bir mihenk taşı olan, üretmeyen siyaset ve Meclis'in yalnız, çaresiz, ilgisiz bıraktığı yargı, yargımız.
Bu temelin taşlarından olan avukatlar, adaletin savunucuları, koruyucuları.
5 Nisan tarihi avukatların özel günü.
Yapılacak açıklamaları, konuşmaları, temennileri bekledim, izledim.
En anlamlı ve gerçekçi açıklamalar Barolar Birliği Başkanı Ünver Bedevi'den geldi.
Barolar Birliği Başkanı Bedevi, pembe tablodan, tatlı uykudan, rüyalar aleminden uyandırdı, hukuk isyanını dile getirdi.
Ülkenin gerçeklerine getirdi hepimizi.
Bu ibretlik açıklamalar şöyle;
'Toplumda şu veya bu şekilde huzursuzluk bulunuyor. Bunda da en büyük etken, Kıbrıs sorununun çözümsüz kalması, bunun yanı sıra sağlık, eğitimdeki aksaklıklar ve denetim eksikliğidir.
Kadın ve çocuğa karşı şiddet daha önce hiç olmadığı kadar yüksek seviyelere çıktı. Uyuşturucu olayları artış gösteriyor. Polis, kendi bünyesindeki sorunlar yanında, adalet sistemi içindeki rolünü de sorgulamaya başladı.
Meclis Başkanı, Yüksek Mahkeme Başkanı ve Başbakan'ın hemfikir olduğu 'Hukuk Komitesi Yasası'nı hazırlayıp Meclise gönderdik.
Yasa yapma işini milletvekillerinin değil, işin ehli insanların üstlenilmesi gerektiği de ortaya çıktı.

Hukuk Komitesi Yasası'na herhangi bir parti veya milletvekilinin itirazının olacağını düşünmüyoruz. Böylelikle yasalar güncellenebilecek, yenilenebilecek, dünya ve Avrupa'yla daha kolay uyum sağlanabilecek.
Ülkede çok sayıda üniversite açılması nedeniyle, kaliteli mezun sayısı düşüp maddiyat ön plana çıktı. Gerek üniversiteye giriş, gerekse mezun olma şartlarının değişmesi gerek.'
Sağlıkta, eğitimde, aksaklıklar ve denetimsizlik.
Kadın ve çocuklara şiddet hiç olmadığı kadar artış gösterdi ve uyuşturucu olaylarının artması, güncellenmeyen yasalar.
Bunlar dururken tek dert bir sonraki seçim, başka bir ülkenin referandumu, günlük çıkarlar, popülizm.
Sorunlar büyüyor, bunlarla birebir ilgilenen hukukçular bunları anlatıyor.
Kendi içindeki sıkıntılara özeleştiri yapıyor.
Bu sorunları çözecek olanlarsa sadece siyaset ve siyasi kazanç için yaşıyor.
Bu sorunları çözmek için çaba harcayacağına, vatandaşlık dağıtmayı marifet sayıyor.
Sağlık, eğitim, asayiş, trafik çözülmeden, çözmeden üstüne yükler bindiriyor.
Hem ülkeye, hem hizmet bekleyenlere yazık ediyor.
Yazıyoruz, konuşuyoruz, değişen bir şey var mı?
Değişen bir şey maalesef yok.
En kötüsü hep aynı kısır döngüyü yaşamak.





Bu haber 301 defa okunmuştur

:

:

:

: