“Bu toprağı öptüğüme pişmanım”

“Biraz düşünmek yeterli. Hafızalarımızı biraz zorlamak ve sadece bugünü değil, öncesini hatırlamak acı tablomuzu ortaya çıkarır.
“Biraz düşünmek yeterli.
Hafızalarımızı biraz zorlamak ve sadece bugünü değil, öncesini hatırlamak acı tablomuzu ortaya çıkarır.
Nedir bu acı olan tablo?
Yıllar öncesinde neleri konuşup, tartışmış ve yarım bırakmışsak bugün içinde ayni konularla zaman ve enerji harcıyoruz.
Sorunları önce yaratıp, büyütüp, sonrada altında ezilene kadar boğuşuyoruz.
Sistemli ve kendi içinde barışık ülkeler, yıllar sonrasının yatırımını yaparken, bizler günlük ve birbirine ezme üzerine kurulu bir düzende adeta ömür törpülüyoruz.
En başta müthiş bir kirlilik var ülkede.
Üstelik her anlamda.
Bu kirlilik her yerde, gözün gördüğü, kulağın duyduğu ve sadece görmek, duymak istenilen her taraf kirli.
İnsan ilişkileri;
Al gülüm- ver gülüm seviyesinde kirlendikçe kirlendi.
Çevreyi söylemeye gerek yok;
Sadece çöpü, kirliliği konuşmayalım, inanılmaz bir araç kirliliği var.
Bilgi kirliliği, dedikodu herkesin önceliği.
Boğucu bir araç kalabalığı, yollarda yürüyecek yer yok, lüks yerleşim yerleri, yeni açılan işyerleri, alt yapı yetersizliğinden hemen sırıtan keşmekeş, park yeri yok, yollar yetersiz, insanlar düşüncesiz ve lüks araçlarla yaratılan suni bir kültür.
Söyledim ya;
Zaman ve enerji harcanmayacak konular aylarımızı, yıllarımızı çalıyor.
Her tarafı dökülen bir dönme dolapta, ha babam ha dönüyoruz.
Olduğumuz yere her gelişimizde, bıraktıklarımızın biraz daha bozulduğunu, tükendiğini görüyoruz.
Kimse kendini kandırmasın.
Biz kendi evimizin efendisi olacak zamanı da, fırsatı da kaçırdık.
Önce çok üzüldüm.
Günlerce düşündüm.
Fakat daha sonraları hak da verdim.
Türkmenköy’lü bir insan.
Kıbrıs’ı bugünlere getiren olayların başladığı dönemlerde, Türkiye’ye gitmiş.
1974 yılında ise yeniden adaya dönmüş.
Adaya geldiğin de ilk yaptığı toprağı öpmek olmuş.
“70 yaşındayım ben. Bugünler için mi, çektik onca sıkıntıyı. 1974 öncesinde Rum ve İngiliz ezerdi bizi. Bugün kendi kendimizi ezerik. Eskiden paylaşma vardı. Çünkü paylaşacak şeyler azdı. Bugün paylaşacak imkânlar çoğaldı. Herkes her şeyi gendine ister. Gurbetten, ülkeme geldiğimde ilk yaptığım toprağımı öpmek oldu. Bugün, bu toprağı öptüğüme pişmanım.”
Yetmiş yaşında bir insan.
Bunları söylemek için mutlaka geçerli sebepleri vardır.
Bu ülkeden kişisel ne beklentisi olabilir ki?
Son dönemlerde öyle olaylara tanıklık ediyorum ki;
Herkeste özellikle bir birine karşı inanılmaz bir önyargı var.
Mutlaka her adımda farklı beklentiler için herkes bir birini yargılıyor.
İngiliz’in en önemli taktiğiymiş.
Böl ve yönet uygulaması.
Ayni amaç için uğraş veren, zaman ve enerji harcayan ve günün sonunda ayni noktada buluşan insanlar bu uğurda farklı yollarda yürümeyi deniyor.
Esnaf mesela, birliktelik yok, sağlıkçılar, öğretmenler, kamu çalışanları, toplu taşımacılar, aklınıza kimler gelirse, özel sektör zaten apayrı bir olay.
Bir araya getirmek imkânsız.
Mutlaka aralarına farklı beklentiler, çıkarlar ve elbette siyasi düşünceler girmiş.
İki tane esnaf birliği, birden fazla narenciye birliği, aynı alanda farklı sendikalar, farklı düşünce ve kültür birlikleri, dernekler hepsinin amacı ayni fakat birlikte hareket sıfır.
Kaybeden hepsi, kazanan onları bu tuzağa düşürenler.
Az önce söyledim ya;
Zamanımızı ve enerjimizi günlük ve boş konulara harcıyoruz.
Ve en kötüsü de, bu düzenden dolayı;
Her geçen gün toprağını öptüğüne pişman olan insanların sayısı artıyor.”
Daha önce, bu köşede sizlere ulaşan bir yazımdı bu.
Güne, gündeme, tartışmalara baktıkça değişen bir şey olmadığını görüyorum.
Yine Kıbrıslılık, Türklük, din, dil, maneviyat üzerine ayrıştırmalar yaşıyoruz.
Yazık, kime, ne faydası var?
Bu adada yaşamak için bunların hepsini tarihle yoğurmuş insanlar olarak, hala daha bunları ispatlamaya çalışmak nasıl bir baskıdır?
Biz buyuz, bunun için bu topraklarda yaşıyoruz.
Ve artık beklentimiz geçmişten kopmadan, geleceğimizi konuşmak ve şekillendirmektir.
Bu haber 341 defa okunmuştur

:

:

:

: