Kıbrıslı olmak...

Baflı, Limasollu, Larnakalı, Girneli... Ne ifade ediyor?
Baflı, Limasollu, Larnakalı, Girneli... Ne ifade ediyor?
Kıbrıslı da ancak o adar anlam taşır.
Hangi coğrafyanın insanı olduğunuzu anlatır ama ondan ötesi yok...
Ne imiş efendim? Ön eki, art eki olmadan, yalın Kıbrıslı imiş bazı arkadaşlar...
Tabii ki Kıbrıslıdırlar, diyecek hiçbir sözüm yok... Ama hani reddettikleri o Türk aidiyeti var ya, 1958'de saldırıya uğradıklarında, 1963'de Kumsal'da toplu inha hedefi olduklarında, Küçük Kaymaklı'da, Arpalık'da, Dohni'de, Kokkina'da da reddetmişler miydi acaba? 1974'de binaların bodrumlarında, üstü Okaliptüs gövde ve dallarıyla örtülen uyduruk sığınak çukurlarında, kişi başına bilmem ne kadar havan düştüğü o yoğun Rum saldırıları döneminde de öyle mi düşünüyorlardı acaba?
Hadi canım sende. Bunlar buldumcuk arkadaşlar. Bulmuşlar güvenliği. Unutmuşlar dün yaşadıklarını. Günde birkaç saat çalışır gibi yapıp soymuşlar kendi devletlerini, inkar ediyorlar şimdi o devletin varlığını. Nankör desem, değil, az gelir.
'Eksiz Kıbrıslıyım' diyor hanımefendi, yanında kasılıp poz vermiş, kendini adam zanneden, içtiği konyağın miktarından olacak kıpkırmızı gözleri pörtlemiş, beyni daimi istirahate çıkmış kocadan ne kalmışsa geriye...
Ben Gönyeliliyim. Doğduğum yer orası. Ama o kadar. Türküm kardeşim, Türk. Kıbrıslı, Gönyelili bir Türk...
Nereden çıktı bu tartışma? Gereği varmış gibi Başbakan Hüseyin Özgürgün çıkarttı bu tartışmayı diyor bazıları. O çıkartmışsa da, başkası çıkartmışsa da yanlış olmuş. Ne gereği var?
Kardeşim, Kıbrıslı olmak önemli. Kıbrıslı olmaktan gurur da duymalıyız. Kıbrıslılık, yani çevresel faktörler, bizim Türk karakterimizi de etkilemiş, başkalaştırmış ve nihayette Kıbrıslı Türk diye tanımladığımız bir aidiyet oluşmuştur. Var mıdır bunun Anadolu Türkünden bir farkı? Çook... Nasıl ki Azeri Türkü Anadolu'dan, Türkmenistan'dan farklıdır, az veya çok her coğrafya diğerinden fark gösterir. Tokat Türkü ile Adana Türkü aynı mı? Ankara Türkü ile Kayseri Türkü aynı mı?
Tamam... Farkındayım, bazı aklı evveller şimdi keh leh gülüp, faka bastı arkadaş, herkes Türk mü ki Adana'da, Tokat'ta, Ankara'da, Kayseri'de diye dalga geçiyordur benimle şimdi...
Kardeşim, hala daha farkında değilsen eğer etnik geçmişin bir anlam taşımadığını, önemli olanın hangi aidiyete sahip çıktığın olduğunun, boşuna uğraşma, treni çoktan kaçırdın zaten. Üzerinden geçmeyen medeniyet kalmamış bir coğrafyada saf ırklardan bahsetmek affedersiniz abesle iştigaldir. Hangi Türk’ten, Kürt'ten, Yunan'dan bahsediyorsunuz? Kıbrıslı Rum’un kim olduğu, Kıbrıslı Türkün ne olduğu sadece birkaç günlük bir çalışmayla ortaya çıkmaz mı sanıyorsunuz. Bir damla kanla genetik geçmişinizin sorgulanabildiği günümüzde, kan bağı ile aidiyet aramak cahillik, gerilik, düpedüz ırkçılıktır ve beyhude bir gayrettir.
Mesele kültürdür, ne hissedildiğidir. Eğer dün kendini kurtaran Türk askerine elinde avucunda kalan son lokmasını, suyunu paylaşan, şükran duyan teyzenin bugün 'eki olmayan Kıbrıslıyım' diyecek duruma gelmiş ise, korkarım onda da kabahat yoktur. KKTC devleti maalesef devlet olmayı başaramamış, maalesef halkının kendisine sarılmasını sağlayamamıştır. Kimdir bunda suçlu? Devlet mi? Kardeş devlet zaten sen, ben, o hepimiz değil miyiz? Öyleyse dün ve bugün bu devletin yönetiminde olanlar, parlamentosunu oluşturanlar siyasetçiler, bu devletin hangi politikaları güdeceğini kararlaştıran ve uygulanmasını gözeten Türkiye yöneticileri, siyasetçileri değil midir kabahatli olan...
Görüşmeler yeniden başlayacakmış. Rumlar enosis kutlama kararının etrafından dolanınca Mustafa Akıncı da tatmin olmuş, sanki bir şey başarmış gibi övünçle dönecekmiş görüşmelere. Sarayın kedisi de mutlu durumdan, kararlı durumun Rumlara geri adım attırdığından bahsediyor.
Hepsi hikaye... Son tartışma bile göstermedi mi acı durumu? İster en ideal federasyon anlaşmasını, ister kalpleri fethedecek iki ayrı devlet doğuracak bir düzenleme sağlansın, bu nankörlük ve teslimiyetle Kıbrıs Türkü nereye gidecek? Ne olacak yarın?
Doğrudur, Türk olmakla gurur duymalıyız da, acaba Kıbrıslı olduğumuzu da hatırlamamız gerekmez mi?
Her şeye rağmen onurlu ve eşitlik içerisinde birinci sınıf vatandaş olarak yaşama davamıza sadık ve dava uğruna hayatını gözünü kırpmadan harcamaya hazır çok sayıda insanımızın varlığı rahatlatıcı bir etken ise de, yarına güvenle bakabiliyor muyuz?


Bu haber 209 defa okunmuştur

:

:

:

: