Kesintisiz iyilik vakıf

Vakıflar idaresinin Türk toplumuna devrinin yıl dönümünde bu yazımı vakıf konusuna ayırmayı uygun buldum.
Vakıflar idaresinin Türk toplumuna devrinin yıl dönümünde bu yazımı vakıf konusuna ayırmayı uygun buldum. Bu vesileyle vakıflar kurup hizmetler geliştirerek huzur ve güvenin tesisine katkılar sağlamış tüm geçmişlerimizi hayır yad ediyor hayatta bulunan hayır sahiplerine de sağlık ve afiyetler diliyorum.
Kur’an-Kerim’de, “Allah yolunda infakta bulunanların misali, her başağında yüz tane bulunan, yedi başak çıkaran tohum tanesi gibidir. Allah dilediğine kat kat verir.” buyruluyor.
Peygamber Efendimiz de, “ Âdemoğlu öldüğü zaman amel defteri kapanır. Ancak, sadaka-i cariye (kalıcı hayır eserleri) bırakanlar, faydalanılan ilim eseri bırakanlar ve kendisini hayır dua ile anacak evlat bırakanlar müstesna”, buyuruyor.
Bu güzelliklerin idrakinde olan ilk Müslümanlardan günümüze gelinceye kadar tarihin her döneminde inananlar, Allah yolunda mallarını sarf etmenin hazzını yaşamış, vefatlarından sonra da hayırlarının devam etmesi için vakıflar oluşturmuşlardır. Ashab-ı Kiramın hayatında infak o kadar önemli yer tutmuştu ki olanı paylaşmanın yanında kendileri ihtiyaç halinde olmalarına rağmen önce kardeşine ikram ederek fedakarlığın zirvesine ulaşmışlardır. “ Kendileri muhtaç oldukları halde misafire ikram ederler” buyurarak Rabbimiz kitabında bu müminleri taltif etmiştir. Birçok örnek vermek mümkün olmakla birlikte, Yermük savaşının sonunda, son nefesinde su içmek isterken o suyu diğer kardeşine göndererek bir yudum suyu içemeden şehit olan üç yiğidin hatırası hep gözlerimizi yaşartmıştır.
Sahabeden Habbab bin Eret’in parasını evinin belli bir yerine koyup kapısını da açık bırakarak “arkadaşlar evimin şurasında para var, ihtiyacı olan oradan alsın, belki isteyemezse mağdur kalmasın” demesi, Osmanlı’da verenin gururlanmaması, alanın incinmemesi için geliştirilen sadaka taşlarına ilham olmuştur.
Hazreti Osman’ın, bir Yahudi’ye ait olan su kuyusunu satın alarak vakfetmesi yine ilk hatırımıza gelen güzelliklerdendir.
Şeyh Edebalı’nın “ insanı yaşat ki devlet yaşasın” sözünü kendine düstur edinen Osmanlı her gittiği yere vakıflar kurmuştur. Vakıf o kadar yaygınlık kazanmıştır ki Osmanlı Medeniyetine vakıf medeniyeti denilmiştir. Hayatın her alanına hitap eden vakıflar kurulmuştur. Çevre vakıfları, hizmet vakıfları, üretime yönelik vakıflar, eğitim vakıfları vs.
Yazımızın bu bölümüne Evkaf dairesinin ana sayfasından yaptığım alıntıyla devam ediyorum. “Vakf” ya da “Vakıf” sözcüğünün çoğulu olan Evkaf, Vakıflar anlamını taşır. Kaynağı İslam Hukuku’na dayanan özel bir terim olan Vakıf, günlük kullanımdaki ya da sözlükteki anlamından çok, hukuksal değeri bakımından önemlidir. Vakıfların Anayasası olarak kabul edilen Ahkâmla Evkaf (Vakıflar Hükümleri), vakıf sözcüğünü şöyle tanımlar : “Vakıf, belirli eşya veya taşınmazı, yararları ve kazancı Allah’ın kullarına ait olmak üzere, o eşya ya da taşınmazın var olduğu süre sonuna kadar, koruma altına alıp muhafaza etmektir.” Diğer bir tanımlamaya göre Vakıf: “yararları ve kazancı Allah’ın kullarına ait hale gelmiş, yani vakfedilmiş bir eşya ya da taşınmaz, o andan itibaren Yüce Allah’ın malı haline gelir ve sahiplenilmesi, mülk edinilmesi ve mülk edindirilmesi kesinlikle yasaktır. Ahkâmü l Evkaf’ta yer alan tanımlamalara göre Vakıf, belirli eşya veya taşınmazın Allah rızası için, insanlığın yararına bırakılmasıdır. Böylece Vakıf, Allah’ın malı olarak kabul edilmiş olur, Allah’ın kullarının yararına sunulur, özel mülkiyet kavramı ve kapsamı dışına çıkarılır, sonsuza dek insanlığın hizmetinde, bakımı ve geliştirilmesine çalışılarak korunur ve devam ettirilir. Özetle, vakfolunan eşya veya taşınmaz, kesinlikle satılamaz, satın alınamaz, miras bırakılamaz, bağışlanamaz, rehin olarak kullanılamaz. Vakfolunan eşya veya taşınmaz, artık özel mal veya mülk olmaktan çıkmıştır; Allah rızası için, hayırseverlik gereği, insanlığın yararına ve hizmetine sunulduğundan, Allah’ın malı olmuştur. Vakfolunan eşya veya taşınmazlar, dünya durdukça vakıf olma özelliklerini korurlar ve yararları ve kazançları hangi amaca adanmışsa, ancak o amaç için kullanılırlar.
Sahip oldukları nimetleri insanlığın hizmetine vakfederek bu dünyadan ahirete göçmüş tüm ecdadımızı rahmetle yad ederken, bu hayır kurumlarının yaşatılması için mücadele edenlere de Allah’dan sağlık afiyet ve muvaffakıyetler diliyorum.


Bu haber 86 defa okunmuştur

:

:

:

: