Ara bölge Lordları

Kıbrıs’ta gündem yine çalındı gitti aylardır.
Kıbrıs’ta gündem yine çalındı gitti aylardır.
Anastasiadis ve Akıncı’nın masa krizi nasıl da sürükledi bu ülkenin iktidarını, muhalefetini aylarca.
Zaten görüşme süresini ve şeklini sorgulamak tabu bizde!
Kim bilir kimin zamanından, hangi otokrasi döneminden kalma teamül.
En yaygını görüşmeleri baltalamak.
Bir taraftan Rum’u açgözlülükle, uyuşmazlıkla, arkaik Türk düşmanlığı ile ve daha bir sürü manşetle suçlarken, Türk’ü de tavizin topunu kaçırdı, bizi sattı, ihanet var diye damgalayacaksın.
Birleşmiş Milletleri, Avrupa Birliğini, Amerika’yı, dünyayı bilgisizlikle, ilgisizlikle ve din ittifakları ile yerden yere vurmak da çok rağbet görür.
Yani eğer Kıbrıs’ta iki toplumlu, iki bölgeli bir çözüme karşı iseniz, seçenekler sonsuz!
Tarih öncesinden başlayıp bugüne kadar tefrika tefrika senaryolara dayalı, sadece bizde bilinen doğrularla baltayı bilemek hiç de zor değil.
Eğer azıcık dahi olsa, bu barışın, bu uzlaşmanın, bugünümüz için, geleceğimiz için önemine inanırsanız, işiniz çok daha zor!
O zaman tek yapmanız gereken görüşmeleri sorgulamadan desteklemek.
Her eleştiriniz, her sorgulamanız, her öneriniz sizi alır ve ret cephesinin kucağına çalar!
Görüşmelerin başarı ile gitmediğini varsaymak görüşmelere zarar anlamında algılanır ve kasıt aranır!
Anastasiadis’in ve Akıncı’nın görevleri birbirlerini sevmek değil, işlerini yapmaktır diyemezsiniz.
Denktaş-Kleridis zamanına uygun yöntemle görüşmelerden olumlu sonuç almanın imkansız olduğunu son 50 yıl doğruluyor diyemezsiniz.
Avrupa Birliği tam üyesi olan Kıbrıs Cumhuriyetindeki güç dengelerinin ve Türkiye ile her gün daha da fazla entegre olan KKTC’ deki dinamiklerin, görüşmelerde neticeye gitmenin kozlarını başkanlardan uzaklaştığı varsayımını sorgulayamazsınız.
Akıncı’nın da, Anastasiadis’in de, BM’nin de bütün bu gayretleri acaba boşa harcanan zaman ve enerji mi diye soramazsınız?
Uluslararası sorunları irdeleyenlerin literatürde; Barış Endüstrisi diye bir sektörden bahsedilir.
Yoksa bizde de Ara Bölge Lordları mı devrede ve bu sektörün ihtiyaçlarına göre mi yönetiliyor görüşmeler?
Örnek olarak basit bir kısır döngü zinciri;
1.Elam yanlıları meclisten okullarda ENOSİS anma kararını alır. (Zaten on yıllardır yapıyorlardı ve bir anlaşma olana kadar da hem onlar hem biz böyle yapmaya devam edeceğimiz de gün gibi ortada)
2. Masa dağılır, sen, ben, o suçlu diye. ( Kaç kez dağılmadı ki yıllarca?)
3. Rum Meclisi yeni bir karar ile okullarda anmayı Eğitim Bakanının görevi addeder. ( Zaten Eğitim Bakanı değil mi okulların programından sorumlu? Bir de güneyde bakan atamalarında her zaman eğitim bakanı illa ki kilisenin onayı ile atandığını bilmeyenlerde şimdi belki öğrenmiş oldu. Aynen atamalarda, Dışişleri, İçişleri ve Savunma Bakanlarında eski EOKA’cıların çalışma, sağlık, sosyal işler bakanlarında AKEL in rızası arandığı gibi)
4. Yaratılan sorun geçiştirildi, görüşmelere devam.
Oh ne ala, iyi de bu yöntem bu kez niye neticeye gidebilsin ki?
Belki sihirli bir değnek bu kez Anastasiadis’in ve Akıncı’nın toplumlarına değer de yine yolda kalınmaz.
Belki BM gözetimindeki bu yöntem ile bu kez çözümü hem liderler, hem toplumlar onaylar da bu görüşme yöntemini sorgulamak abes kalır!
Bu haber 152 defa okunmuştur

:

:

:

: