Eğitim illa ki şart

Bir insanın başka bir insana şiddet uygulamasının hiç bir izahı olamaz.
Bir insanın başka bir insana şiddet uygulamasının hiç bir izahı olamaz.
Ülkemizde de bu noktada özellikle son yıllarda sık sık şahit oluyoruz bu şiddet olaylarına.
Ve çok çok üzülüyoruz her seferinde.
Kahroluyoruz.
İsyan ediyoruz.
Olamaz böyle bir akıl yoksunluğu diyoruz.
Ama maalesef bu sitemlerle, ya da temennilerle düzelecek bir durum değil.
Öncelikle eğitim şart.
Sonra bunun devlet politikası haline getirilmesi istikrarlı bir şekilde sürdürülebilir olmasını sağlamak lazım.
Ne bir kadına, ne de başka bir insana ve canlıya uygulanan şiddetin önüne geçebilmek için ilkokul çağından başlamak üzere okullarda kesintisiz olarak bunun eğitsel programlarla ele alınması gerekir.
Elbette eğitim sadece okullara has bir unsur değildir.
Takdir edersiniz ki her şey önce ailede, yakın çevrede başlar.
Çocuklar masum denebilecek yaşlarda ebeveynlerinden ve yakın çevrelerinden başlayarak kendilerine rol model seçerler.
Dolayısıyla onlardan gördükleri tavırlar çoğunlukla hal ve davranışlarında etkin rol oynar.
Bir çocuk çekirdek aile içerisinde şiddette maruz kalıyorsa, ya da en yakınındaki insanların sürekli birbirlerine zarar verecek boyuttaki tartışmalarına hatta şiddet uygulamalarına tanıklık ediyorsa, o çocuk büyürken bu modeli kendisine emsal alacak ve kuvvetle muhtemel bunu uygulayacaktır.
Hal böyle olunca okullarda bu konuda verilecek eğitsel faaliyetlerin ne denli önemli olduğunu görüyoruz.
Bu nedenle hiç vakit kaybetmeden bu konuda ilgili bakanlığın ve sivil toplum örgütlerinin müşterek olarak çalışmalara başlaması elzem olmuştur.
Şu çok net ki, ülkede istesek de istemesek de, kabul etsek de etmesek de demografik yapının yıllar içerisinde kontrol dışı bir şekilde değişmeye yüz tutuğunu görüyoruz.
Tabi bu noktada kültürel bazı değerlerin de kaybolduğunu, farklı farklı kültürlerden gelen insanların çoğu zaman belirleyici olduğu ortamların içerisinde kendimizi buluyoruz.
Bugün bunun aksini iddia etmek neredeyse imkansız hale gelmiştir.
İşte tam da bu nedenle, her gün ne olacak bu halimiz diye düşünmek yerine toplumsal kaygıları gidermek adına yönetenlerin mevzuya çözüm üretmeleri gerekliliği ortaya çıkıyor.
Nedir o?
Tabi ki eğitim ve yine eğitim.
Bunun başka hiç bir yolu yoktur.
Kaldı ki madem böyle bir düzen yaratılmış ülkede ve büyük oranda vuku bulan suçların sanıkları ve/veyahut suçları kesinleşmiş kader mahkumlarının kimlik bilgileri başka başka ülkelerin vatandaşlığını taşıyan insanlardan oluşuyorsa ve bu konuda yapılan istatistiki çalışmalar ve ortaya çıkan sonuçlar da bunu çok net olarak bizlere gösteriyorsa, bu noktada da bir takım tedbirlerin alınması zaruri olmuştur.
Çok kültürlülük bir toplumda kültürel zenginlik yerine, asayiş sorunu yaratıyorsa, emniyet ve can güvenliğini tehdit altına alıyorsa, o toplumu kültür yozlaşmasına doğru sürüklüyorsa burada yanlış giden bir şeylerin olduğu çok açık değil midir?


Bu haber 66 defa okunmuştur

:

:

:

: