Dört yıl önceki Güney ve bugün

Tarihi, geçmişi önemsemek gerekir.
Tarihi, geçmişi önemsemek gerekir.
Alttaki görüşlerim 2013 yılında Güney Kıbrısta baş gösteren krizin ilk haftalarındaki yazılı bir değerlendirmemden notlardır.
Güney feci krizden bugün nereye geldi? KKTC nerede ve neler yapması gerekirdi, yaptı mı yapmadı mı, değerlendirmenize açık!
‘’Güney, bu krizle vergi cenneti olgusunu yitirecek ve refahını pompalayan gelirlerini de kaybedecektir”
Komşuda ortaya çıkan ekonomik krizin, Güney Kıbrıs ile AB arasındaki para, hizmet, vergi bedellerini eşitleme ve düzeltme niteliğini taşıyor.
Belki de AB, yıllardır sırtında taşıdığı Güney Kıbrıs’tan şimdi Afrodit’in ateşini alarak hesaplaşmış olacak.
Güney, bu krizle vergi cenneti olgusunu yitirecek ve refahını pompalayan gelirlerini de kaybedecektir.
Krizlerin rutin olarak ama farklı zaman aralıklarında tekrarlandığını görebilmeliyiz önce… Şöyle ki Pazar ekonomisinin uygulanış şekline ve ülke, bölge, veya küresel; arz talep, üretim, finans ve kaynak eksenlerinde dengesizlik yaratan sapmaların yoğunlaştığı ve yönetilemediği yer ve süreçlerde, krizler kaçınılmaz regulatör veya yeniden dengeleyici rollerini empoze ederler.
Karl Marks’ın kriz döngüsü açıklaması bütün modern uygulamalar ve düzeltici tedbirlere inat hala krizler için geçerli ve temel teori özelliğini koruyor.
Güney Kıbrıs taki kriz, geleceğini yıllardır alarm zilleri ile belirtse de tam da yeni bir başkan ve hükümetin oluştuğu döneme denk gelmesi, kriz patlamasının ve siyasi risklerin iyi veya kötü zamanlamaya denk getirildiği sorgulanabilir. Sonuçta krizi yeni Başkan Anastiadis kucağında mı buldu, yoksa biran önce bu krizi göğüslemenin ilk 5 yıllık dönemi için siyasi açıdan daha az risk ve yeniden toparlanabilmesi için daha fazla zaman avantajını öngörerek bilerek mi kucakladı henüz biz izleyicelerin teyid edilmiş verilere dayalı bilgisinde değil
AB üyesi Güney, bu krizle vergi cenneti olgusunu yitirecek ve doğrudan ve dolaylı avantajlarını ve refahını pompalayan gelirlerini kaybedecek. Kıbrıs artık sırf para bolluğuna bağlı yüksek gelir dağılımından yararlanamayacak. Kıbrıs’ın AB üyeliğinde edindiği bu zaten geçici olan avantaj aslında diğer AB ülkelerinin vergi geliri ve kaynak kaybına yol açıyor ve bu ciddi sorunlar son 14 aydır Troyka ile Güney Kıbrıs hükümeti arasında aşılmaz nitelikte idi
Belli ki bu kaçınılmaz kriz, Güney Kıbrıs­ AB arasındaki para, hizmet, vergi bedellerini eşitleme ve düzeltme özelliğini iyice yansıtacak.
Güneyde bu krizde ilk öne çıkan olgu mevduatların traşlanması olarak görülse de bu bir sonuç değil ve bir dizi olumsuzlukları tetikleyecek. İş ve gelir kayıpları hukümeti, işletmeleri ve vatandaşı zorunlu tasarruflara sürükleyecek.
Güneyin bu krizi yönetebilecek bilgi birikimi ve kadroları var.
AB deki ve dünyadaki diğer krizlerde biriken bilgi ve deneyimler kullanılarak bu kriz en az sosyal zararlar ile atlatılıp yeniden etkin bir ekonomiye doğru yol alabilecek.
Bu konuya objektif olarak bakabilirsek belki de Güney’ in yakın geçmişinde
tüm ekonomik güçlerini yitirip yeniden ‘mücize ekonomi’yi nasıl yaratabildiğini
sorgulamalıyız.
Kaldı ki şimdi AB üyeliği bir artı değerdir Güney için Güney Kıbrıs bugün çok darda, ancak bunun dar gelirli vatandaşlara bir ceza olmama gayretleri görülmektedir…
Tıraşlama 100 bin Euro’yu aşan mevduatlara uygulanırken, sosyal hizmetlerde aksaklık belirtileri henüz yok…”
AB ve IMF kaynaklı uzun vadeli borçlanma, ciddi kamu tasarrufları, AB ölçeğinde vergiler, lüks tüketim ek vergileri acı reçetenin ilk satırları olacak. Dünya Rekabet Edebilirlik sıralamasında İnnovasyon Ekonomisine sahip ülkeler arasında olan Güney Kıbrıs, avantajlarına dayalı mal ve hizmet üretiminde doğru tercihleri yaparsa artan gerçek gelirler ile vergisiz para ekonomisinin tükenmesinden doğan kayıplarının bir kısmını sürdürebilir olarak yeniden kazanabilecek. Ciddi teşvik programları (etkinliğe dayanan, reel mal ve hizmet üretimlerine yönelik) ile yerli ve yabancı yatırımı ekonomiye kan nakli sağlanacak…”
Güney şu anda Kriz patlamasının ilk etapını yönetmeye çalışacak. Bu krizin yönetme safhalarında Güney, artacak işsizlik ve sosyal sonuçları ile uğraşırken diğer taraftan da yeni ekonomik modellerini tespit edip uygulama eksersizlerine geçmelidir. Siyasi yönetim olarak başkan etrafında toplanan bakanlar kabinesi ile yönetilen Güney, bu yapısından dolayı krizleri aşmanın çok gerektirdiği siyasi bütünlüğü de sağlamada tamamıyle parlementer yönetimi modellerinden daha şanslıdır…”
Komşudaki vahim tablonun bizi olumsuz etkilediği zaten aşikâr ve tartışılmaz! Bizde yorum yapanların kaçı, hangi küresel, ulusal, hatta kurumsal krizi yönetmede ne kadar bilgi ve tecrübeleri var merak ediyorum.
“KKTC ekonomisinin bu krizden yararlanması tabii ki mümkündür, KKTC ekonomisini yöneten kişi ve kurumların toplam bilgi ve kapasitesi ile doğrudan orantılı bir şekilde yararlar bekleyebilirsiniz. KKTC bir an önce bilgi ve beceri kapasitelerini artırmalı, güncellemeli, etkinleştirmeli!
Çünkü bilgi hala en güçlü savunma ve saldırma ateş gücünden daha etkilidir.’’

22 Nisan 2013 de yayınlanan bu görüşlerim hala aynı
Dört koca yıl….
Bir sonraki yazımda da Kıbrıs Sorununun 4 yıl öncesi ve bugününü değerlendiririz.
Bu haber 112 defa okunmuştur

:

:

:

: