Anastasiadis kaçtıkça, Yiğit Bulut yaklaşıyor

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanlarından Yiğit Bulut bir açıklama yaptı.
Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanlarından Yiğit Bulut bir açıklama yaptı.
Zaman zaman yapıyor, kendinden geçiyor.
“Masraflarını ödüyoruz” yani besleme diyor.
Resmi değildir, itibar göstermeyen diyen de var, Türkiye’nin yeni Kıbrıs stratejisi diyen de var.
Türkiye Cumhurbaşkanının danışmanı böyle havadan konuşma yapmaz, yapmamalı.
Dikkate alınmalı mı, elbette, aynı konuşmayı Kemal Kılıçdaroğlu yapsa yine aynı tepki olur muydu?
Vatandaşta olurdu da, hükümet kanadından çok sert yanıtlar geleceği kesindi.
Hele güneyden, “KKTC Türkiye’nin vilayetidir” açıklamaları yapılsa, başta Zorlu Töre, Tahsin Ertuğruloğlu, Başbakan Özgürgün ve Maliye Bakanı Denktaş anında cevap verirdi.
Ne zaman Türkiye ile AB arasında kriz yaşansa, Yiğit Bulut gibiler Kıbrıs’a sarılır.
Anayasa referandumu sonrası iş bitmiş değil, 2019 belki de daha erken bir zamanda yapılacak “partili cumhurbaşkanlığı” seçiminde yine milliyetçi kesime, milli mesajlar verilecek.
En önemli malzeme tabi ki yine Kıbrıs.
Kıbrıslı Türklerin adada var olmasından bu yana azınlık olma korkusu var.
Bu korku için “ırkçılık” diyenleri bile görüyoruz.
Ama vilayet açıklamaları yapılırken, sizin yöneticileriniz 7200 vatandaş yaptık, gerekirse 27 bin yaparız diyorsa, başka bir ülkenin referandumu için, bir siyasi partinin propagandasına ortak oluyorsa, elbette bunlar söylenir, söylenecekte.
Sen vilayet olmamak için, ya da devlet olmak için ne yaptın?
Önce bunlara, kendi yaptıklarına bak.
Makam, maaş, menfaat, çıkar için kılıktan kılığa girdiğini sorgula.
Öncelik cevap vermekten çok, soru sormaktır.
Egemenliği, bağımsızlığı, sadece konuşarak veya güney Kıbrıs’la sınırlayarak sağlayamazsın.
Sor kendine, “ben neyim?” diye.
Söylenenleri, yakıştırılanları tersine çevirecek bir adım at.
Söyleyene değil, söyletene bak demişler.
Kıbrıs her zaman seçim, iç siyaset kaygılarına malzeme oluyor.
Güneyde de, kuzeyde de, başka merkezlerde de bu böyle.
Kıbrıs sorunu müzakere sürecinde bugün için etkin olan da bu.
Güney tamamen seçim havasında ve artık görülüyor ki, bu tür müzakere yöntemleri, yani liderlerin bir masada oturup çözüm araması yeterli değil.
Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik bunca yılda radikal denecek sadece birkaç adım atıldı.
En önemlisi sınır kapılarının açılması oldu.
14 yıl önce kapılar açılması yönünde irade ortaya kondu.
Güney yönetimi, Papadopulos, vatandaşlarına çağrı yaptı “sakın kuzeye geçmeyin” dedi.
Binlerce Rum kuzeye akın etti, kendi seçtiği yönetimin çağrısını dinlemedi.
Halk, toplum baskısı öncelik oldu.
Çözüm ve barış için de, toplumsal anlamda böyle bir istek ve baskı gerek.
Var mı, ne yazık ki yok.
Siyasiler, önce siyaseti düşünürler.
Kıbrıs Türk tarafının çözüm yönündeki isteğini sorgulamaya gerek yok.
Bugün yaşananların, tıkanmanın ve bunun sebeplerinin neler olacağı daha önce söylendi, dikkat çekildi.
Fakat Anastasiadis’in barışa seçimi feda ettiğini daha önceden gördük.
Daha zaman var, ama zaman geçtikçe Rum tarafı, Yiğit Bulut’un seslendirdikleriyle müzakere edecek.
Bu haber 334 defa okunmuştur

:

:

:

: