AB hatasını anladı mı?

Avrupa Birliği nihayet yaptığı hatayı fark etti.
Avrupa Birliği nihayet yaptığı hatayı fark etti. 16 Nisan referandumu öncesinde açık açık hayır cephesinde yer alarak, Türkiye’de hükümete düşmanca sayılabilecek bir tutum besleyen Brüksel, seçim sonuçlarıyla ilgili yaratılan suni tartışmadan da bir sonuç alamadığını görünce çark etti.
Malta'daki Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları toplantısının ardından AB'nin Türkiye'deki referandum sonuçlarını kabul ettiğini söyleyen Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Türkiye de dahil olmak üzere ülkelerin kendi hükümet sistemlerini belirlemelerine saygı duyduklarını belirtti.
Gerçi hoş saygı duymasalar da değişecek bir şey yok. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tabiriyle atı alan Üsküdar’a geçti.
Mogherini, son zamanlarda sık sık dillendirilen üyelik müzakerelerinin durdurulacağına ilişkin tehditlerden de vazgeçtiğini, yeni söylemle belli etti.
Açık açık üyelik müzakerelerini durdurmayacaklarını vurguladı.
Bunda hiç şüphesiz yapılan tehdide boyun eğmeyen Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Referandum sonrasında AB üyelik müzakerelerini de tamam mı devam mı noktasında halka sorabiliriz” yaklaşımı etkili oldu.
Kısaca Avrupa Birliği’nin blöfünü gören ve rest çeken Erdoğan, Batı’yı bir kez daha dize getirdi.
Çünkü Avrupa Birliği şu an Türkiye’ye, Türkiye’nin ona duyduğu ihtiyaçtan daha fazla muhtaç.
İngiltere ile Brexit krizinin ardından Fransa’da yükselen sesler, İtalya ve İspanya’da Avrupa Birliği’nin geleceğine yönelik alevlenen tartışmalar şu gerçeği bize gösteriyor.
Gemisini kurtaran kaptan…
Ve o kaptan Türkiye’de Erdoğan…
İngiltere de May’in seçim kararı da gemiyi daha güçlü bir kaptan olarak limana sağ salim yanaştırma ihtiyacından kaynaklanıyor.
Avrupa Birliği’ndeki bu tutum değişikliği Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından da dile getirildi.
Çavuşoğlu, “ AB liderleri artık hatalarını anladı. Türkiye’yle ilişkileri nasıl düzeltebiliriz diye sormaya başladılar. Bizde onlara açık açık hatalarını söyledik” dedi.
Bu hataların ne olduğu da belli aslında.
Türkiye’de 15 Temmuz’da demokrasiye kast edenlere kucak açıp, demokrasiyi savunur gibi yapıp, demokrasi düşmanlarına destek vermesi, Avrupa Birliği’nin utanç karnesine yazılan en önemli kırık notlar oldu.
Ama gelinen son noktada pabucun ne kadar pahalı olduğu, Türkiye’yi kaybetmenin AB’ye neleri kaybettireceği anlaşılınca, geri adım atmak zorunda kaldılar.
Hatta Avrupa Parlamentosu Raportörü Kati Piri, Türkiye’ye Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için yardımda bulunma çağrısında bile bulundu.
İnansak “dostluğa bakın, ne yardımsever insanlar” bile diyeceğiz…
Ama cevabımız belli.
İstemez, sizin Kıbrıs’ta yardım diye neyi kastettiğinizi biliyoruz.
Sizin yardım dediğiniz KKTC’nin Rumlara teslim edilmesidir.
Bunu da en iyi 50 yıldır bu topraklarda Rumların her türlü dayatmasına karşı var olma mücadelesini sürdüren Kıbrıs Türkü bilir.
Bu haber 80 defa okunmuştur

:

:

:

: