İnsan sadece iki şeyi satın alamaz

Modern dünyada her şeyin bir karşılığı var.
Modern dünyada her şeyin bir karşılığı var.
Parasını öderseniz, en güzel arabaları, en güzel evleri satın alırsınız.
Parasını ödersiniz, her türlü hukuki yardımı satın alırsınız.
Tıp çok gelişti. Parasını ödersiniz, en geniş sağlık imkanlarından faydalanırsınız. Birkaç ay önce 101 yaşında hayatını kaybeden David Rockefeller’in kaç kalp nakli, kaç organ nakliyle yıllar boyu ömrünün nasıl uzatıldığını şaşkınlık içinde okumadık mı?
Paranız vardır, etrafınızda onlarca dost olur, arkadaş edinirsiniz…
Paranız vardır en güzel kadınlar, en yakışıklı adamlar sizinle birlikte olmak ister.
Kısaca para her kapıyı aralar. Her yolu açar.
Ama bir büyüğümün de hep söylediği gibi para sadece iki şeyi satın alamaz bu dünyada.
Bunlar zaman ve tecrübedir.
Hiçbir para, zamanı geri getiremez.
Tecrübe de öyledir. Parayla satın alınamaz. İnsanlar hata yapa yapa tecrübe edinir.
Belki de o hatalara düşmemenin tek yolu o, tecrübeleri edinen insanları dinlemek, yaptığı hatalardan ders çıkarıp, kendi hayatında bunların önlemlerini uygulamaya sokmaktır.
Tüm bunlar ülkeler ve ülkeleri yöneten siyasetçiler için de geçerlidir.
Örneğin Türkiye’nin Atatürk’ten sonra belki de gelmiş geçmiş en güçlü liderlerinden biri olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ele alalım.
Ne bedel öderse ödesin, zamanı geri döndürebilir mi?
FETÖ’cülerin içten pazarlıklı kirli dünyalarını, ihanetini bilse onların yanında nefes almalarına izin verir miydi?
“Bu hain örgütün gerçek yüzünü çok daha önceden ortaya dökememiş olmanın üzüntüsü içerisindeyim” diyen Erdoğan, “Rabbim de milletim de bizi affetsin” derken, o pişmanlığı yaratan zamanı geri çevirebilir mi?
Hayır, elbette çeviremez. Ama tüm bunlar olurken, yapılan hataların ardından bir tecrübe kazanılmıştır.
O tecrübe, ustalık dönemi diyebileceğimiz o fırsatı Türkiye’nin karşısına çıkarmıştır.
Artık yapılan hatalardan ders çıkaran Erdoğan, bu hainlerden ülkeyi temizlerken, ‘Yeni Türkiye’nin nasıl inşa edileceğine yönelik eşsiz bulgulara, verilere sahiptir.
O veriler şüphesiz hem Erdoğan’ın, hem de Türkiye’nin bir daha o acıları yaşamaması için en büyük tecrübesi olmuştur.
Kıbrıs’a gelince biz de zamanı geri çeviremeyiz, satın alamayız. Bunu artık öğrenmeliyiz.
50 yıla yakın süredir Kıbrıs mücadelesinde ne hatalar yaptık. Ülke yönetiminde ne yanlışlar yaptık ki sistemsizlik bu kadar egemen oldu. Hak, hukuk, adalet kavramı bu kadar zedelendi.
Bugün 1 Mayıs. İşçi işveren ilişkilerinde yanlışlarımız neydi ki bu kadar az ürettik. Verimli olamadık…
Bunları tek tek oturup düşünmeliyiz.
Bu yolculuk boyunca ülke olarak yaptığımız hatalar en değerli tecrübelerimizdir. O tecrübelerin ışığında KKTC’yi yeniden inşa etmek ve çocuklarımıza hazırlamak ise en önemli ödevimizdir.
Çünkü çürümeye yüz tutan bu sistem devam ettirilemez.
Yeni Türkiye’nin tartışıldığı bugünlerde biz de Yeni KKTC’yi masaya yatırmalıyız.
Neresinde ne eksik var, yıllardır yaptığımız hataları tecrübe sayarak bunları gelecek kuşaklar için, çocuklarımız için tamamlamalıyız.
Böyle gelmiş ama böyle gidemez.
Aksi halde hep söylenen “Yola KKTC ile devam ederiz” sözleri havada boş bir laf olarak kalır.
O yolun nasıl olacağını enine boyuna konuşmanın zamanı geldi.
Konuşalım ki, 11 ay sonra yapılacak seçimlerde de halk yolunu ona göre belirlesin…
‘Yeni KKTC’ mi, ‘Eski KKTC’ mi seçsin…
Bu seçimi yapacak olgunluğa ulaşacak kadar hatalar yaptık. Şimdi o hatalardan edindiğimiz tecrübeleri kullanma zamanı…
Bu haber 90 defa okunmuştur

:

:

:

: