Her insana borcunuz var

Aslında kızmamak lazım.
Aslında kızmamak lazım.
Sana, bana, ona, bize çünkü önümüze hedef koymadılar.
Bizden öncekiler, yıkılan şehirlerden, yabancı şehirlere göç ettiler.
Yıkılan hayallerini, bu şehirlerde tamir ettiler.
Ama bizler, henüz umudun, geleceğin, hayallerin yıkılmasını tanımamıştık.
Neye inanmamızı istedilerse, biz ona inandık.
Çocuktuk, hepimizin hayalleri, beklentileri vardı.
Büyüdük, hayaller bitti, gerçek olanlarla, olmayanlar karıştı.
Hayaller sıradanlaştı, geriye sıradan yaşamlarımız kaldı.
Oysa düşledikçe yaşar insan, hedefsiz nereye kadar?
Korkular, tedirginlikler ve belirsizlikler sardı dört bir yanımızı.
Yarın, hatta bugün, insanlar, gençler, yaşlılar, tedirgin, belirsiz.
Bir saat sonra ne olacak, ya bu akşam, yarın yeni güne uyanabilecek miyiz?
Daralıyor ruhumuz, bir beden büyük, bir numara fazla yaşantımız.
Güvenmiyoruz, güvenemiyoruz, üstelik kendimize bile.
Konuşurken, hakkı olanı isterken, titriyor sesler, sokaklar, şehirler, güven vermiyor.
Bu kadar güvensiz, bu kadar ayrı, bu kadar önyargılı, bu kadar tedirgin bir coğrafya yoktur.
Bu coğrafyadan tanımladığım sadece Kıbrıs ve içi değildir.
Çevremiz, uzağımız, yakınımız.
Bu kadar güzel bir ülke, dört mevsim aynı gün yaşanabiliyor, en uzak mesafe iki saat, verimli topraklar, yerel ürünler, her şeye rağmen güzel ve gülen insanlar.
Dağlar, topraklar, denizler, neden yetmiyor?
Bizden öncekiler, geldikleri yerden ne getirdilerse, burada ne buldularsa, bölüştüler.
Daha sonra birileri, başkalarından hep daha fazlasını aldı, almak için yapmadığını bırakmadı.
Bizim nesilden olanlar, bir yerde idare ediyor.
Esas konumuz, bizden sonrakiler.
Ne veriyor bu memleket, ne vaat ediyor yarınlara.
Bugünü kurtarmak hedef de, yarını nasıl kurtaracağız?
Devlet olamadık, vilayet olamadık, federal ortak olamadık.
Peki, ne olduk biz, neyiz, ne olacağız?
Yarına dair hedefimiz ne, yine birilerinin olmak istediğini olmayalım.
Bu ülkenin çocuklarına borcunuz var.
Geçmişte, hayallerini tükettiğiniz, siyasi emelleriniz için ayırıp, böldüğünüz insanların bugün çocukları, torunları var.
Okulları, hastaneleri, yolları, denizleri, elektrik ve suyu, alacağımız her kamusal hizmeti ödüyoruz.
Peki, karşılığını tam olarak alıyor muyuz?
Yollarda, inşaatlarda, sokaklarda ölüyor insanlar, bunların bedeli yok mu?
Hiçbiri lütuf değil, bu ülkede yaşattığınız her insana borcunuz var.
Bu insanlardan aldıklarınızı, onların çocuklarından çaldıklarınızı, yarınlar için alacağa yazdık.
O günler de gelecektir.
Bu haber 250 defa okunmuştur

:

:

:

: