AKPM deyip geçmemek lazım

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi 13 yıl önce yani 2004’de Türkiye’yi çıkarttığı siyasi denetime yeniden alma kararı üretti.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi 13 yıl önce yani 2004’de Türkiye’yi çıkarttığı siyasi denetime yeniden alma kararı üretti.
Yani bu ne demek?
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Türkiye’de demokrasi,hukuk devleti, ve insan hakları alanlarında duymuş olduğu ciddi endişelerden mütevellit Türkiye’yi siyasi denetime tabi tutacak.
Bir yerde “Kopenhag Kriterlerini” yerine getirmiş olan Türkiye’nin tekrar bu kriterleri sorgulanıyor olacak.
Elbette bu karar, yani AKPM’nin ürettiği bu karar, AB kararı değildir.
Lakin bu karar AB’ye bir tavsiye niteliği taşımaktadır ki, bu da farklı bir etkiyi tetikleyebilir.
Kısacası bu karar AB’de domino etkisi de yaratabilir.
Dolayısıyla zaten bir süreden beridir gergin olan Türkiye-AB ilişkileri daha da verimsiz bir döneme girebilir.
Şimdi isterseniz gelin başa dönelim.
AB’nin 2004’de Türkiye’nin Kıbrıs’ta izlediği pozitif politikanın bir ürünü olarak Kıbrıslı Türklerin “Annan Planına” verdiği “Evet” onayının ardından Türkiye’ye karşı oluşan iyimser bakışın ve pekişen AB-Türkiye ilişkilerinin bugün itibarıyla Aralık 2004’teki olumlu atmosferin gerisinde kaldığını da anlıyoruz.
Tabi ki bu tek taraflı bir eylem değil.
Burada biraz da AB’nin,Türkiye’ye karşı izlemiş olduğu politikaların yanlışlığı ve içinde barındırdığı ön yargılı yaklaşımları bu ilişkilerin bozulmasında pay sahibi olmuştur.
Ve/fakat bugün gelinen noktada şu veyahut bu şekilde Türkiye-AB ilişkileri çok sağlıklı bir zeminde yürütülmediği açıkça görülmektedir.
Tabi Türkiye’de güçlü bir AB sermayesinin dolaştığını, bu noktada dış yatırımcıların neredeyse % 70 gibi önemli bir paya sahip AB ülkelerine mensup sermaye gruplarından oluştuğunu hatırlatmakta fayda var.
Bunun yanı sıra Türkiye’nin coğrafik konumu ve bölgede sağladığı denge ile Avrupa’ya dönük yüzüne de zaruriyetle AB’nin ihtiyacı var.
Dolayısıyla siyasi ve iktisadi alanlarda ne Türkiye Avrupa’yı ne de Avrupa Türkiye’yi görmezden gelerek politika üretemez..
Zira Türkiye her şeyden önce bir Avrupa ülkesidir..
Şimdi bunu bir tarafa koyalım ve dönelim bu sürecin Kıbrıs’a nasıl yansıyacağına..
Elbette bugün gerilen Türkiye-AB ilişkilerinin Kıbrıs’ta devam eden ve zaten sıkıntılı olan ve hatta kopma noktasında gidip gelen müzakerelere olumlu bir katkısı olamaz.
Nitekim, Rum tarafının pozisyonu ve Avrupa Birliği üyeliği gerçekliği üzerinden bakarsak konuya, AB’nin de bu siyasi sorunun içinde var olduğunu ve ister istemez konuya müdahil olduğunu görürüz.
Dolayısyla gerilen ve karşılıklı demeçlerle kopma noktasına taşınan Türkiye-AB ilişkilerinde mütevellit Kıbrıs’ta devam eden müzakere sürecini. doğrudan ve olumsuz etkileneceğini söyleyebiliriz.
Tabi AKPM’nin aldığı bu karar ilk anda Türkiye’nin özelinde sorgulamaya açtığı hukuk devleti, demokrasi ve insan hakları alanlarının sıkıntılı olduğu yönünde bir intiba bıraksa da, bunların birer sonucu olarak etki edeceği ve olumsuz yansımaları olacağı farklı alanlar da ortaya çıkacaktır, ki Kıbrıs sorunu bu alanlardan birisi olmaya adaydır.
Bu haber 57 defa okunmuştur

:

:

:

: