İki önemli sektör ama devlet politikasından da yoksun

Turizm ve Yüksek Öğretim sektörleri Kuzey Kıbrıs’ın ekonomisinde en etkili iki sektör olduğunu sanırım bilmeyen anlamayan yok.
Turizm ve Yüksek Öğretim sektörleri Kuzey Kıbrıs’ın ekonomisinde en etkili iki sektör olduğunu sanırım bilmeyen anlamayan yok.
Dolayısıyla bu iki sektörün devlet tarafından doğru yönetilmesi Kuzey Kıbrıs ekonomisinde önemli bir dinamik yaratır.
Peki öyle mi?
Hayır değil.
Bugün ne turizm sektörü, ne de yüksek öğretim sektörü, yani üniversiteler tatmin edici bir yönetim anlayışı ile yönetilemiyor devlet tarafından.
Her 2 sektör için de devlet politikası bir türlü oluşturulamıyor.
Turizm mesala, gelen giden Bakanların iki dudağı arasında yok olup gidiyor.
Nasıl yani?
Şöyle bir siyasetçi Turizm Bakanı olarak atanıyor.
Çoğu zaman buraya atanan Bakanların bu sektörle yakından uzaktan bir ilişkileri olmuyor.
Alt kadrolarla ve kulaktan duyma tavsiyelerle ülkenin en önemli Bakanlığı yönetilmeye çalışılıyor.
Daha sonra bu Bakan gidiyor, yerine bir başka siyasetçi Bakan olarak atanıyor.
Peki sonra ne oluyor?
Her şey yeniden başlıyor.
Atanan o Bakan’da çoğunlukla işinin ehli olmadığından dolayı o da birilerinin yönlendirmesi ile devam etmek zorunda kalacak.
Bir önce ki yapılan hiç bir çalışma haliyle kaldığı yerden devam etmeyecek.
Ve bu böyle sığ bir anlayışta sürüp gidecek.
Oysa devletin kontrolünde sektörün uzman insanları arasından seçilip oluşturulacak bir “Turizm Örgütü” turizm konusunda bir çok şeyi değiştirebilir.
Nasıl yani?
Bu örgüt süreklilik arz edecek her şeyden önce.
Ve turizm politikasını belirleyecek siyasete bağımlı olmadan.
Ülke gerçeklerini dikkate alarak.
Gelen giden Bakanların iki dudağı arasında şekillenen turizm sektörü bu kez işinin ehli uzman insanlardan oluşacak çalışma grubunun yönetimine geçmiş olacak.
Tabi ki devletin kontrolünde.
Bu yöntem en yakın komuşumuz Kıbrıs Rum Yönetimi başta olmak üzere bir çok coğrafyada kullanılmakta ve olumlu sonuçlar ortaya çıkartmaktadır.
Turizm sektörü bütün coğrafyalarda olduğu gibi bizim coğrafyamızda da çok önemli bir alandır.
Ve bu alanı sağlıklı verimli kullanabilmek için çok iyi yönetmek şarttır.
İşte bu yönetmek kısmında da bu sektörü bilen, bu alanda uzmanlaşmış işşnin ehli insanlara ihtiyaç vardır.
Yani çakmak Hasan kibrit Hüseyin kadroları ile bu sektörü yönetemezsiniz.
Üniversitelere gelince..
Görüyoruz ki siyaset üniversiteleri sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmaktan çok uzaklarda.
Israrla ve inatla bu sektörün yönetimini siyasallaştırmaya çalışıyorlar ki bu çok yanlış.
Üniversiteleri yönetecek, planlamasını sağlayacak, akredite edecek, kalitelerini denetleyecek kurumun YÖDAK olduğu biliniyor.
O zaman bu noktada YÖDAK’ın güçlendirilmesi ve siyaset etkisinin ortadan kaldırılması gerekir.
Ancak bunun tam tersini yapıyor siyaset.
YÖDAK’ı kendisine bağımlı yapıp yön vermeye hatta ayar vermeye yelteniyor.
Bu doğru bir yöntem değildir.
Ve bu yöntemle yüksek öğretim sektörü büyük bir çıkmaza sürüklenmektedir.

Bu haber 86 defa okunmuştur

:

:

:

: