Çarpıklığının düzen olduğu ülke

1 Mayıs geçti.
1 Mayıs geçti.
Nedir bugünün anlamı?
Bayram, işçinin, emekçinin, alın terinin, nasırlı ellerin, hakkın, hukukun, insana yaraşır çalışma düzeninin hatırlandığı, hatırlatıldığı gün.
İşçi, emeğini satarak, ekmek kazanan, dünyanın başka ülkelerinde el üstünde tutulan, birçok hakkı olan, üreten, ürettiğiyle kazanan, emek gücü.
Hayat, yaşam, kaliteli bir düzen, ince işçilik, didik didik, ilmik ilmik işleyerek oluşur.
1 Mayıs esasen onların günüydü, bitti işte, geçti, kebaplar, mangallar, ya sonrası?
Sonrası, bildik çaresizlik ve cümlelere, nutuklara hapsedilmiş popülizm.
Kamu, özel, işçi, memur, yerel, yabancı çalışan, diye ayrılmış insanlar, çalışma hayatı, toplumsal barışa engel fırsat eşitsizliği.
Herkesin, sırf maaş için değil, eğitimine, kabiliyetine göre başarılı olacağı, eşit yarışarak, sonuna kadar hak edeceği, toplumsal kaliteyi artıracak bir meslek sahibi olmasıdır gereken.
Yapılması gereken böyle bir ortamın yaratılmasıdır.
1 Mayıs'ın anlamı budur.
Oysa, yöneticiler, makamlar, Bakanlar, sendikalar, her yılın alışılmış, kalıplaşmış sözlerine hapsettiler bugünü.
Bitti işte, hayat kaldığı yerden devam, ateş düşmeye, düştüğü yeri yakmaya devam.
2016' da 8, 2011'de 6, 2012'de 4, 2013'te 7, 2014'de 6, 2015'de 13 ölümlü iş kazası.
Ve 2017, ilk 4 ay da 3 kişi, iş kazasında hayatını kaybetti.
Toplam da son 6 yılda 46 iş ölümü.
Geçtiğimiz gün bir iş kazası daha yaşandı, bir işçi daha hayat kavgası veriyor.
İş kazaları ve trafik kazalarında ölüm oranlarının artması tesadüf olmasa gerek.
Çünkü kuralın, denetimin, düzenin, sistemin en sağlam ve çalışır durumda olması gereken alanlar bunlar.
Çarpıklığının düzen olduğu bu ülkede, son imdat çığlıklarını trafik ve iş kazalarında atıyoruz.
Yasalar, kurallar bir yere kadar, uygulanmadıktan, denetimi, sonucu, cezai müeyyidesi eksiksiz, tarafsız yerine getirilmedikten sonra hiçbirinin anlamı yok.
1 Mayıs, işçi bayramı bitti, şimdi '4-10 Mayıs İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası.'
Yine sözler, etkinlikler, konuşmalar, işçi haklarını savunmalar, yapılanları anlatmalar, fakat sokak, inşaatlar, etkin ve caydırıcı denetimler.
İşçi hakları, çalışırken kazaya uğrama, ölüm, yaralanama, çalışma yeteneğini kaybetme, engelli duruma gelme karşılığında haklar yeterli mi?
Toplu iş sözleşmeleri, sendikal haklar, tüm sorunları çözmeye yönelik ilk adımlardır.
Mesele, bu çağda hala daha bunları konuşuyor olmamızdır.
KAR-İŞ EYLEMİ
Toplu taşımacılık resmen can çekişiyor.
Trafikte yaşanan sorunların ilacı bu sektörün çalıştırılmasıdır.
Haklı bir eylemleri, bu eylemin de sonuçları var.
Çocuklar okula gitmede, aileler çocuklarını evden- okula, okuldan- eve getirmede çareler arıyor.
Diyalog olmadan, çözüm de olmaz.
Orta yolu bulmak şart ve mutlaka bulunacak.
Konuyu fazla uzatmadan çözüme gidilmeli, çözüm belliyse bunu uzatmanın kimseye faydası olmaz.
Yoksa çekilen eziyet, boş yere herkesin yanına kalacak.
Bu ülkenin bitiş sebebi
Popülizm, ciddiyetsizlik, sorumsuzluk, bugünlerimizin sebepleri.
Yavuz çıkarma plajının, uzun vadeli olarak bir şirkete otel yapımı için verilmek istenmesi.
İlk değil, son da olmayacak.
İki sonucu izliyor ve üzülüyorum.
İlk konu, siyasi olarak yaşanan, haklı-suçlu olma oyunu ve 'sen de yaptın, ben daha az yaptım' kavgası.
Sanki bu herhangi bir tarafı haklı ya da yapılanı doğru yapıyor.
İkinci konu, siyasi partilerin ne yaptığına bakmaksızın, konuyu basitleştirip, partimdir ne yapsa yeridir mantığının savunulması.
Memleket bu anlayışlarla bitti, yazık.
Bu haber 236 defa okunmuştur

:

:

:

: