Mehter marşı

Kıbrıs müzakerelerinde enosis plebisiti kararıyla kriz yaşanmış ancak iki aylık bir aradan sonra masaya yeniden dönülmüş ve takvimlenmiş dört görüşme olması noktasında anlaşılmıştı.
Kıbrıs müzakerelerinde enosis plebisiti kararıyla kriz yaşanmış ancak iki aylık bir aradan sonra masaya yeniden dönülmüş ve takvimlenmiş dört görüşme olması noktasında anlaşılmıştı.
Liderler bu görüşmelerin sonuncusu 17 Mayıs’ta gerçekleştiriliyor.
Kıbrıs müzakerelerinde, Rum lider Anastasiadis, hem enosis plebisitini, hem de ‘’azınlık’’ ifadelerini kullanarak Cumhurbaşkanı Akınc’ının masayı terk etmesini sağlamaya çalışsa da başarılı olamadı.
Cumhurbaşkanı Akıncı bu oyuna gelmedi.
Bu takvimlenmiş süreç sonunda beklentiler karşılanır mı?
Cumhurbaşkanı Akıncı, “Bizim uzattığımız barış ve çözüm eli havada kalıyor. Temmuza kadar bu eli tutmalarını, yapıcı yönde olumlu karşılık vermelerini, dostluk ve barış şarkılarımıza gönülden iştirak etmelerini bekliyoruz’’
‘’O zaman bu adada çok daha güzel günlere ulaşmak mümkün olacak” diyor.
Umalım ve bekleyelim!
***
Müzakereler devam ederken bir yandan da, Rum tarafında doğal gaz çalışmaları sürmekte.
Sismik araştırma gemisi Barbaros Hayrettin Paşa'nın, Kıbrıs Rum tarafından gelen uyarılara karşılık mehter marşı dinletmesi beraberinde yeni tartışmaları getirdi.
Kimilerine göre bu yaşananla savaş tamtamları…
Kimilerine göre Mehter marşı yanlış.
Kimilerine göre ise Dillirga şarkısı olmalıydı.
Şimdi bu durumda, KKTC’nin verdiği lisansla, bir şirket olarak, Kıbrıslı Türklerin hakları temelinde bir arama yapıldığının, şeklinde yanıt verilmesiydi aslında doğru olan.
Mehter marşı ile cevap vermek değil.
Ya da ne çalınırsa çalınsın, biz yapmadıktan sonra bir anlamı var mıydı?
Cumhurbaşkanı Akıncı “Biz Akdeniz’de savaş tamtamlarını ve mehter marşlarını değil, barış şarkıları ve dostluk türküleri duymak isteriz’’ diyor.
Bu sözler sırf popülizm mi?
Sanmam!
***
Gelinen bu noktada hepimiz de biliyoruz ki, Türkiye’nin inisiyatifinde olan bir konu bu.
Peki, bu sorun Türkiye ile “Kıbrıs Cumhuriyeti” arasındaki bir sorun mu sadece?
Bu duruma baktığımızda; Kıbrıs Türk tarafı, bu resmin içerisinde var mı?
Varsa neresinde, hangi düzeydedir?
Kıbrıs Türk tarafının da, etkin bir sorumluluğu olmalı mı?
***
Bu noktadan hareketle; Doğu Akdeniz’deki doğal gaz araştırmalarının Temmuz ayı içerisinde bir krize sebebiyet verebileceği açıkça görülebiliyor.
Hal böyleyken görüşmelerin Cenevre konferansı şeklinde ilerleyebileceğini de öngörmek de çok fazla hayalcilik olmaz mı?
Görülüyor ki liderlerin 17 Mayıs’taki görüşmesi müzakere sürecinin geleceği için anahtar nitelediğinde.



Bu haber 200 defa okunmuştur

:

:

:

: