Süreci tıkır tıkır işletiyorlar ama!

Politis gazetesi, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in dün Rum Başkanlığı’nda yapılan toplantında, Rum Enerji Bakanlığı, Enerji Düzenleme Kurumu (RAEK) ve Devlet Doğalgaz İşletmesi’ne (DEFA), 2020 yılından önce “yüzer LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) depo ve gazlaştırma ünitesi” (FSRU) edinilmesine ve elektrik üretimiyle diğer ihtiyaçlar için kullanılmak üzere sıvılaştırılmış doğalgaz ithalatına başlamasına onay verdiğini yazdı.
Politis gazetesi, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in dün Rum Başkanlığı’nda yapılan toplantında, Rum Enerji Bakanlığı, Enerji Düzenleme Kurumu (RAEK) ve Devlet Doğalgaz İşletmesi’ne (DEFA), 2020 yılından önce “yüzer LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) depo ve gazlaştırma ünitesi” (FSRU) edinilmesine ve elektrik üretimiyle diğer ihtiyaçlar için kullanılmak üzere sıvılaştırılmış doğalgaz ithalatına başlamasına onay verdiğini yazdı.
Gazete, bu kapsamda DEFA’nın, ara çözüm değil, kalıcı bir seçim olarak yüzer ünite inşası ve doğalgaz ithalatı için en kısa sürede ihaleye çıkacağını aktardı. Haberde, yüzer tesis konusunda BOOT (Built, Own, Operate, Transfer) yönteminin kullanılacağını belirterek, buna göre özel yatırımcıların ünitenin inşasını üstleneceği ve devlete vermeden önce birkaç yıl bunu yöneteceği bilgisini aktardı.
Yani bu ne demek?
Rum Yönetimi gaz konusunda işlerini tıkır tıkır yürütüyor demek.
Antlaşmalar imzalıyor, stratejiler belirliyor.
Peki hangi gaz bu?
Adanın çevresinde bulunan doğal zenginlikler.
Hani şu tüm Kıbrıslılara ait olduğunu söyleyip durduğumuz.
Hani Rum’a mehter marşı ile karşılık verdiğimiz.
Peki şimdi ne olacak?
Rumlar önceden planladığı üzere bu gazı çıkartacak.
İşbirliği yaptığı ülkeler üzerinden de pazarlamaya çalışacak.
Hedefleri bu..
En azından öngördükleri budur.
Peki biz?
Kıbrıslı Türkler olarak bu işin neresindeyiz?
Veyahut bir yerinde olmak için neler yapıyoruz?
Açıkçası bizler Kıbrıslı Türkler olarak bu işin sadece bakan tarafındayız.
Yani bugün için bu konuda söz sahibi değiliz.
Oysa olmamız gerekirdi.
Ve/ fakat bu hususta aktif bir pozisyon belirleyip de politika üretemedik ne yazık ki.
Ha ne yaptık?
Rumların bu tek yanlı hareketlerine karşın Türkiye ile anlaşarak bölgeye Barbaros sismik araştırma gemisinin gelmesini sağladık.
Barbaros şu an Akdeniz de tur atıp duruyor.
Yaptığı araştırmalarda bu yönde ulaştığı bulgular var mı bilmiyorum.
Bu konuda henüz yeterli bir bilgiye sahip değiliz.
Dolayısıyla Rumlar milyar dolarlık ABD enerji şirketleri ile antlaşmalar yaparak, gazın çıkartılması ve pazarlanması noktasında kafa yorarken, biz mevzuyu Türkiye’ye havale ettik.
Şimdi mehter marşını dinliyoruz hep birlikte.
Arada da lafazanlık yapıyoruz.
Yani anlayacağınız boş şeylerle avunuyoruz.
Oysa bu noktada gazın konuşulduğu her ortama ister ticari ister siyasi olsun bir şekilde müdahil olmalıydık.
Olamadık.
Olamadığımız gibi bu bağlamda doğan tüm haklarımızı da devrettik.
İmzayı atıp kenara çekildik.
Şimdi bizim adımıza Türkiye yürütüyor bu süreci.
Bir yerde bizim çıkamadığımız haklarımıza sahip çıkmaya çalışıyor.
Rum Yönetimi bunu görmezden gelerek faaliyetlerini sürdürüyor.
Lakin esasa odaklanamıyorlar.
Zira bu bölgede bulunan enerji şirketleri dahil olmak üzere bir çok kesim adada kalıcı bir çözüme ulaşılamazsa bu gazın kullanılmasının daha farklı sıkıntılar yaratabileceği endişesini taşıyorlar.
Ve zaten bunu da ifade ediyorlar..
O zaman aklın yolu Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerin müzakereler devam ederken bir taraftan da bu konuyla ilgili ortak paydaların belirlenerek birlikte hareket etmelerini gerektirirdi.
Zira burada söz konusu olan doğal zenginlikler tüm Kıbrıs’a aitti.
Adada bir çözüm olsun veyahut olmasın bu gerçek asla değişmeyecektir.
Ve hiç bir taraf bu zenginliklerden tek taraflı olarak yararlanamayacaktır.
Bu haber 197 defa okunmuştur

:

:

:

: