Avrupa aynayı yüzümüze tuttu

Avrupa Komisyonu’nun KKTC’ye gönderdiği heyetlerin gerçekleştirdiği temaslardan, KKTC’deki hiçbir sektörde “kabul edilebilir Avrupalı düzeyde” hareket edilmediği ve bu yönde hareket edecek niyetin olmadığı izlenimi edinildiği iddia edildi.
Avrupa Komisyonu’nun KKTC’ye gönderdiği heyetlerin gerçekleştirdiği temaslardan, KKTC’deki hiçbir sektörde “kabul edilebilir Avrupalı düzeyde” hareket edilmediği ve bu yönde hareket edecek niyetin olmadığı izlenimi edinildiği iddia edildi.
Bu haberin kaynağı Fileleftheros gazetesi.
Habere göre, KKTC’ye, farklı sektörlerdeki mevcut durumun değerlendirmesini yapmak amacıyla giden heyetlerin, Avrupa Komisyonu’na sundukları ve Avrupa Komisyonu Yapısal Reformları Destekleme Sorumlusu Maarten Verwey’e de iletilen raporlarda, KKTC’nin AB Müktesebatı’na uyum sağlayabilmesi için “uzun bir geçiş dönemine ihtiyaç olduğu” sonucuna vardıkları öne sürüldü.
AB’li yetkililerin, KKTC’de, Kıbrıs sorununun çözümünden hemen sonra, AB Müktesebatı’nın uygulanmasını daha kolay hale getirecek birtakım eylemler yapılması yönünde beklenti içerisinde olduğunu kaydeden gazete, KKTC’nin uyumu konusunun; “ayrı bir varlığın tanınması eylemi” şeklinde yorumlanabileceğinden, çözümden önce gündeme getirilmeyeceğini savundu.
Gazete ayrıca, KKTC’de AB Müktesebatı’na uyum için çaba gösterileceği yerde, bu yönde hiçbir eylemde bulunulmamasının, bankacılık sektörünün denetlenmesi için verilen 3 milyon Euro’nun çöpe gitmesi tehlikesiyle karşı karşıya bulunulduğunu da ileri sürdü.
Sakın ola kimse bunların bir iddiadan öteye gitmeyeceğini düşünmesin.
Zira Kuzey Kıbrıs’ta UBP-DP azınlık hükümeti ile birlikte bu anlamda devam eden çalışmaların durma noktasına geldiğini biliyoruz.
Mevcut azınlık hükümetinin ki bunu özellikle belirtmek durumundayım ülkedeki iradeyi yansıtmadığı çok açık bir durumdur.
Nitekim meşruiyetini çoktan yitirmiş bir mecliste aritmetiğin her türlüsünün denenip ortaya çıkartılan hükümet modellerinin bir sonucu maalesef bu da.
Nitekim önceki gün Halkın Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Sayın Kudret Özersay’ın yaptığı bir paylaşımdan da anlaşılacağı üzere Meclis’te bulunan 50 milletvekilinden 30 tanesinin Bakanlık yaptığını,7 tanesinin de Başbakan ve Başbakan Yardımcılığı görevinde bulunduğunu biliyoruz.
Yani öyle bir meclis düşünün ki içine girip de Sayın Bakanım dediğiniz zaman 50 milletvekilinin 30 tanesi kafasını size doğru çevirecek. Başbakanım deseniz 50 milletvekilinden 7’sinin başı size dönecek.
O derece çoğunluktadırlar.
Dolayısıyla bu anlamda meclisin halk iradesine dayalı bir yapısı kalmadığı sır değildir.
İşte böyle bir meclisten zorlaya zorlaya çıkarttıkları UBP-DP azınlık hükümeti de çok tabidir ki halk iradesine dayalı bir hükümet değildir.
Malum ki bütün bunların yanı sıra UBP-DP azınlık hükümetinin çözüm karşıtlığı da bilinmeyen bir denklem değildir.
Bütün bunları alt alta sıraladığımız zaman Filelefteros gazetesinin haberine dayanarak belirtilen konuların, yani AB için Kuzey’de bir hazırlık yapılmadığı gibi bu yönde bir niyetin olmadığının belirtilmesi iddiası çok çok üzgünüm ama kuvvetle muhtemel bir gerçeği yansıtmaktadır.

Bu haber 33 defa okunmuştur

:

:

:

: