Uzun ve zorlu bir görüşme…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump dün çok kritik bir görüşme yaptı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump dün çok kritik bir görüşme yaptı.
Daha zirve başlamadan Trump’ın da tahmin ettiği gibi, hem 20 dakika baş başa yapılan görüşme, hem de iki saat süren yemek boyunca yapılan heyetler arası görüşmeler “uzun ve zorlu” oldu.
Hiç şüphesiz gündemin ilk sırasında terör örgütü PKK’nın Suriye kolu YGP-PYD’ye ABD tarafından yapılan silah yardımı ve FETÖ ile mücadele yer aldı.
Trump ile ortak basın toplantısı düzenleyen Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 'Bölgemizin geleceğinde terör örgütlerine yer yoktur. Özellikle YPG/PYD terör örgütünün hangi ülke tarafından olursa olsun muhatap olarak alınması bu konuda küresel düzeyde verilen mutabakata kesinlikle uygun değildir' sözü, buz gibi bir hava estirdi.
“Ortak geleceğimizi tehdit eden terör örgütlerine karşı ayrım yapmadan mücadele etmekte kararlıyız' diyen Erdoğan’ın kapalı kapılar ardından bu örgütlerin içinde FETÖ’nün de altını çizdiği gerçeği muhakkaktır.
Nitekim Erdoğan bu konudaki tutumunu ortak basın toplantısında “Sayın Başkan'a 15 Temmuz darbe girişiminin faili FETO terör örgütü konusundaki beklentilerimizi de açıkça ifade edeceğim' diyerek dünyaya ilan etmiş oldu.
Erdoğan’ın bir önemli mesajı da terör örgütlerinin faaliyetlerini bahane ederek bölgenin inanç ve etnik yapısını değiştirmek isteyenlere oldu.
Türkiye Cumhurbaşkanı, bu güçlere de asla izin verilmemesi gerektiği mesajını iletti.
'Türkiye ile ilişkilerimizi kimse yenemeyecektir' diyen Trump ise PKK ve DEAŞ gibi terör örgütlerine karşı mücadelede destek sözü verdi vermesine ama…
Ne yazık ki terör örgütlerini sayarken, PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG’nin adını telaffuz etmedi.
Çünkü sadece Trump yönetiminde değil, onlarca yıl öncesinde şekillenen ABD’nin Ortadoğu politikasında bir değişim yok.
O politika ister adına CIA deyin, ister Amerikan derin devleti... Yıllar içinde adım adım hayata geçirilmeye çalışılıyor.
“Böl, parçala, yönet” olarak özetlenebilecek bu politika ışığında Ortadoğu’nun kontrolünü sağlamaya çalışan ABD yönetimi, Esad’ın otoritesini zayıflatarak Suriye’de bir Kürt bölgesi yaratmaya çok yaklaştı.
Kuzey Irak’taki Kürt devletinin bağımsızlık ilanı ise an meselesi. Bunu Barzani’nin geçtiğimiz ay yaptığı, “Bağımsızlık ilanı için kimseden izin alacak değiliz” açıklamalarından da anlıyoruz.
İran’dan koparılacak Kürt bölgesinin ardından dördüncü parçayla ilgili hayallerin de ne yazık ki Türkiye’nin Güneydoğu’su olduğu bir gerçek.
Dört devletten koparılacak toprak parçasıyla hayal edilen ‘Büyük Kürdistan Projesi’ 40 yıla yakın bir süredir Amerikan derin devletinin rüyalarını süsleyen Ortadoğu stratejisi olarak karşımızda duruyor.
Bize düşen bu oyunu görmek.
Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beyaz Saray’da verilmesi gereken tüm mesajları verdi. Noktayı koydu. Şimdi Türk milletinin üstüne düşen Erdoğan’ın arkasına durarak bu noktayı perçinlemektir…
Şunu hiç unutmayalım, 15 Temmuz’da karanlık güçlerin yönettiği FETÖ başarılı olsaydı, sadece Türkiye’nin değil, KKTC’nin de idaresi onların eline geçecekti.
O yüzden o noktanın arkasında sadece Türkiye değil, Kıbrıs Türk halkı da tüm gücüyle durmalıdır…
Bu haber 251 defa okunmuştur

:

:

:

: