Tek sorun ikinci iş değil

Unutmam mümkün değil.
Unutmam mümkün değil.
Soğuk, yağmurlu kış geceleri, hepimiz bir odaya kapanırdık.
Annem kendince önlem alırdı, odadan çıkmak yok, dışarıdan gelen seslere aldırmak yok.
Bu şekilde güvende olmamızı sağlamaya çalışırdı.
Rahmetli babam, Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesinde hasta bakıcıydı.
Yıllarca görev yaptı, her serviste çalıştı.
Bazen bu mesleğin zorluklarını anlatırdı.
En zor tarafını örneklendirirdi;
Ani ve acil gelen bir hastanın, bir tanıdığınız, bir yakınınız, bir akrabanız olması çok zor bir durum.
Bir defasında bir komşumuz, bir defasında kız kardeşi yani halam, bir defasında da ben, onun acil serviste görevli olduğu bir gece hastaneye yolumuz düşmüştü.
Beni gördüğü zaman yüzündeki ifadeyi ömrüm boyunca unutamam.
Ne zor bir şeydir, tanıdığın veya tanımadığın insanların, sağlığına, iyi olmasına, hayatta kalmasına yardımcı olmak.
Kutsal, zor, meşakkatli, sorumluluk yükleyen, hata kabul etmeyen meslek.
Sağlık ve sağlıkçılara bakış açısı tüm taraflarıyla olmalı.
Oysa bugün, bir rekabet, bir kin, öfke, ayrıştırma ve maalesef hasta odaklı olmayan bir ortam ve tartışmanın içindeyiz.
Artık statüko hepimize dar geliyor.
Bu durumdan mutlu olanlar mutlaka vardır.
Fakat bunun genele yayılmadığı kesin.
Sorunlar, ertelenerek, zamana yayarak, günü kurtararak çözülmez.
Elbette, irade, siyasi önderlik, orta yolu bulacak çalışma gurupları ve sorunun çözümüne yönelik nokta atışları gerek.
Sağlık, herkese, her zaman gerekli, bunun üzerinden siyaset, rant, kırgınlık, düşmanlık yapılmaz, yapılmamalı.
Ne yazık ki doktorlar karşı karşıya geldi, getirildi.
İşin merkezinde insan var, insan sağlığı demek, bir insanın hayatı demek.
Bundan daha önemli bir öncelik olamaz.
Kamu veya özel, doktor veya hasta bakıcı, hiç fark etmez, bir bütünlük vardır.
Hizmet edilen insandır.
Sağlıktaki tartışmanın odağında, özel ve kamu doktorları var.
İki tarafın ateşlediği ve sanki tek sorun ikinci işmiş gibi gösterdiği bu tartışmanın kimseye faydası yok.
Kamuda etkin, kaliteli, sürekli sağlık hizmeti gerekli, bu devletin görevi.
Özel sektörde de aynı şartlar, aynı anlayışa yer almalı.
Bu yaşam koşullarında herkes özel sektörden hizmet alamaz.
Eğitimin ve sağlığın özel sektöre yönlendirilmesi kabul edilemez.
Devlet, hükümetler, bu iki temel hizmeti vatandaşına vermekle yükümlüdür.
Devlet iddiası sözle değil, halkına verdiği değer ve saygı ile olur.
Söylediğim gibi, sağlıktaki tartışmanın, varıldığı söylenen mutabakatın hasta memnuniyeti ile ilgisi yoktur.
Zaten ortada bir anlaşmada yok.
Sadece olay zamana bırakıldı, yılların sorunları birkaç ay içinde çözülmeye çalışılacak.
Sorun daha büyük ve derindir, sorun sadece ikinci iş değildir.
İkinci iş özelinde sağlığı tartışmak son derece yanlış ve eksik.
Sağlık hizmeti kalitesiz, binalar yapılıyor doktor yok, zaman zaman ilaç yok, hastaneler yoğun, randevu sistemi bir türlü sisteme oturmadı.
Olay hafife alınmasın, umursansın, belki gün kurtarıldı.
Ama önümüzde gün çok, mesele yarınları kurtarmaktır, çökmüş bir sistemi insan sağlığı üzerinden iyileştirmektir.
Bu ötekileştirme, acımasız eleştiri kültürü, ticareti ve parayı, sağlık üzerinden öncelik yapma alışkanlığı, bitmek zorunda.
En önemlisi artık hastayı, hasta haklarını konuşmak lazım.
Sanırım bu gidişle buna sıra gelmeyecek.
Bu haber 311 defa okunmuştur

:

:

:

: