Kıbrıs’ta çözümü Akıncı’yla başaramayan kimseyle başaramaz

İki yıldır süren müzakere sürecinde liderlerin planlı görüşmeleri dün sona erdi.
İki yıldır süren müzakere sürecinde liderlerin planlı görüşmeleri dün sona erdi. Akıncı ve Anastasiadis arasında yaklaşık beş saat süren zirvenin ardından konuşan Cumhurbaşkanı, “Cenevre zirvesinin haziran ayında toplanmasını önerdik. Sonuca götürecek paket bir yaklaşım istedik ama kabul görmedi” dedi.
Anastasiadis’in toplantı sonrasını sözünü ettiği önerinin ise daha çok “ön koşul” olduğunu belirten Akıncı, önerilen bu yöntemlerle müzakere yürütmenin mümkün olmadığını söyledi.
Bu cümlenin altını çiziyorum.
Çünkü bu sözü söyleyen hayatını Kıbrıs’ta çözüm davasına adamış bir liderdir. Eğer o lider, bu yöntemlerle müzakere yürütmek mümkün değil diyorsa, artık Kıbrıs Türkü olarak bizlerin tartışacak meselesi kalmamıştır.
Cumhurbaşkanı Akıncı’nın “Ben değil, hiçbir Kıbrıslı Türk liderle müzakere yürütemezler” sözüyle ortaya koyduğu iddia, Rum yönetimin aklını başına getirmelidir.
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin dün yaşanan olayları BM Genel Merkezi’ne ileteceğini ifade eden Akıncı, “Artık incir ipi gibi uzayan bir sürecin tekrarlayıcısı olmak istemem. Artık bitirmemiz, sonuca varmamız lazım” sözleriyle müzakerelerin belki de sona erişini ilan etti.
Gelinen nokta ne yazık ki iki yıldır süren müzakerelerin tatsız bir finalle son bulduğunu bize gösteriyor.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kıbrıs sorunuyla ilgili talep gelmesi halinde taraflarla yeniden bir araya gelebileceklerini söylemesi de bu gerçeğin ilanıdır aslında.
İki kesimden de yeniden böyle bir talep gelmesi Güney’deki başkanlık seçimlerinden önce mümkün müdür?
O da pek olası görünmüyor.
Adadan Dış Bakış’ta dün konuğum olan CTP’li eski Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, Rum siyasetinin genel karakteristik özelliğinin bu olduğunu, her seçim döneminde milliyetçi oylara göz kırpmak için Rum yönetiminin müzakere masasından kaçtığını söyledi.
Ama seçim bitip aklıselim galip gelince yeniden masaya dönüldüğünü ifade eden Yorgancıoğlu, eninde sonunda Kıbrıs’ta çözümün kaçınılmaz olduğunu kaydetti.
Bu sözlere karşı Güney’de siyaseti yönlendiren kilisenin, çözümün önünde engel olduğuna ilişkin yorumum ise dün Başpiskopos Hrisostomos’un açıklamalarıyla adeta doğrulandı.
Hrisostomos, Anastasidis’i şöyle eleştiriyordu: “Tek bir TC kökenlinin (yerleşiğin) bile gitmemesini kabul etmesi olumsuz bir unsurdur, çünkü 300 binden fazla doğulu, kaba TC kökenliye sahibiz ve bunların 100 yıl sonra bile Avrupalı olması söz konusu değildir. Ve eğer burada kalıp her aile bir düzine çocuk yaparsa, nereye gideceğiz…”
İşte kilisenin KKTC’ye gelip 40 yıldır burayı yurt edinmiş Türkiyelilere yaklaşımı budur.
Kıbrıs Türkü-TC kökenli ayrımıyla dile getirilen bu yaklaşım, bizi bölmeye yönelik bir yaklaşımdır.
Rumların, daha doğrusu kilisenin bu oyununa asla gelmemeliyiz…

Bu haber 209 defa okunmuştur

:

:

:

: