Ya tamam ya devam!

Star Gazetesinin 17 Mayıs tarihli başlığı hoşuma gitti. “Ya tamam ya devam.”
Star Gazetesinin 17 Mayıs tarihli başlığı hoşuma gitti. “Ya tamam ya devam.” Bana da Star Gazetesinde yayın hayatına başladığım ve manşete çekilen açıklamamı hatırlattı; “Ya takvim ya taksim”
“Ya tamam ya devam”, 16 Mayıs tarihinde Cumhurbaşkanlığında yapılan ve mecliste temsil edilen siyasal parti başkanlarının açıklamalarının bir özeti idi. Artık müzakerelere bir virgül değil, nokta koyulması gerektiğini özetliyordu. Başbakan Hüseyin Özgürgün açıkça tarih ifade ederek müzakerelerin en son kaldığı yer olan Cenevreden devam ederek ve beşli zirvenin yapılarak en geç Haziran sonu gerçekleştirilmesi gereğine işaret etti. Diğer parti liderlerinin, kimi yeni bir metodoloji bulunmasından, kimi zemin ve misyon değişikliğinden bahsetti. Sayın Akansoy müzakerelerin 1 yıl askıya alınmasından bahsetti. 40 küsur yıldır önceliki olarak federal çözüme gidicek çabanın sarfedilmesinden bahsediyoruz, ve Kıbrıs Türk tarafı olarak bunu samimi bir şekilde yaptığımıza inananlardanım. Ancak bu çaba için artık bir zamanın sınırının ve metodolojisinin olması (tıpkı 11 Şubat 2014 tarihli Ortak Açıklamada ifade edildiği gibi; yapılandırılmış ve sonuç alıcı müzakere yapılması), bu zaman sınırı içerisinde federal çözüm olamıyorsa, Kıbrıslı Türklerin kendi kendini yönetme iradesine, satatüsünün uluslararası anlamda kabulüne saygı gösterilmesini ifade etmektektedir. Ya tamam veya devam veya Ya takvim ya taksim sloganı artık müzakere masasındaki Kıbrıs Türk tarafının resmi politikası olmalıdır. Meselenin ötelenmesinin veya ertelenmesinin Kıbrıs Türküne hçbir faydası yoktur!

Müzakereler 1968 yılından beri devam ediyor! Dünyada bu kadar uzun süre müzakere masası tecrübesi olan iki halk yoktur herhalde! Tartışılmayan hiçbir konu kalmadı. Her iki halk da biribirinin değiştiremeyeceği kırmızı pozisyonlarını cok iyi bilmekte. Peki, bu durumdan çıkış yolu ne olmalıdır?

BM yıllardır müzakere sürecinin içerisinde. BM raporlarında “End Game” ifadeleri çok sıklıkla ye aldı. Eide bir kaç hafta önce “Çözüm olmaz ise başka alternatifler gündeme gelir açıklmasını yaptı! Öte yandan BM tarafların zıt pozisyonlarında çıkış bulmak için getirtiği alternatif köprü kurucu önerilerde kıfayetsiz kaldı. Diğer bir ifadeyle BM”de artık bu süreçten usandı. Bu durumda atılacak olan tek bir adım kalıyor; Tarafların taban tabana zıt pozisyonlarının BM’den tesbiti istenmeli ve BM den şu talep edilmelidir; i) Konuşulmadık bir konu kalmadığına ve taraflar anlaşamadığına göre adada federal bir çözümün olamayacağının tesbit edilmesi ve Taksime gidilmesi (tıpkı Kosova”da olduğu gibi) veya ii) BM”den son bir çaba sarfetmesi talep edilip, belirlenecek bir zaman sınırı içerisinde (Takvim) müzakerelere devam edilmesi, ancak süre sonunda sonuç alınamaması veya Referandum tarihinin belirlenememesi halinde, bu sürecin çöktüğünün bizler veya BM tarafından ilan edilip, hemen akabinde Kıbrıs Türk tarafının tanınma ve izolasyonların kaldırılmasına yoğunlaşması gerçekleştirilmelidir. Bu adımın artık atılmasının zamanı gelmiştir ve makul bir talep olarak addedilmeldir. Ancak bu talebi Kıbrıs Rum tarafını Enosis hamlesi ile suçlayarak yapamayız. Dönüşümlü başkanlık, AB Birincil hukuk, Mülkiyet kriterleri, garantiler gibi yıllardır aşamadığımız noktaları ortaya koyup, anlaşamadığımızın tesbitini bu gerçekleri dile getirerek yapabiliriz.

Zaman artık adadaki bu müzakere statükosunun son bulması zamanıdır.
Bu haber 119 defa okunmuştur

:

:

:

: