Kimse masadan kalkan taraf olmak istemiyor

Kıbrıs müzakerelerinde dün dönüm noktalarından birinin yaşanması ve tarafların müzakerelere tamam mı yoksa devam mı kararı vermesi bekleniyordu.
Kıbrıs müzakerelerinde dün dönüm noktalarından birinin yaşanması ve tarafların müzakerelere tamam mı yoksa devam mı kararı vermesi bekleniyordu.
Malum Rum tarafındaki başkanlık seçimine start verildiği bir dönemde sürdürülmeye çalışılan müzakerelerde, özellikle Cenevre Konferansı’ndan sonra kayda değer bir ilerleme yaşanmadı.
Rum Başkanlık seçimlerinde safların netleşmesi, ENOSİS Plebisiti’nin okullarda anılması kararın yarattığı gerginlik, Türkiye’deki referandum süreci, doğalgaz ihaleleri ile ilgili Rum Yönetimi’nin verdiği izinlerle birlikte yaşanan krizler, müzakerelere zorluk çıkaran konular arasındaydı. Tüm bunlar, dönem dönem sürecin kesintiye uğramasına da yol açmıştı.
Buradan hareketle mevcut müzakere yönteminin süreci sonuç alıcı bir noktaya taşımadığını da görüyoruz.
Dolayısıyla Kıbrıs Türk tarafı müzakerelerde bugün kullanılmakta olan metodun artık tıkandığını, verimsiz olduğunu ve değişmesi gerektiği yönündeki görüşünü
sürekli dile getiriyordu.
Buna karşın BM Genel Sekreteri Espen Barth Eide’nin de olumlu baktığı yöntem değişikliği konusuna, Rum tarafı pek yanaşmadı. Özellikle Eide’nin rolünün yükseltilmesinin, arabuluculuğa yol açacağı gerekçesiyle buna kuşkuyla yaklaşıldı.
Metot değişikliğiyle BM’nin daha aktif olabileceği, ancak Eide’nin rolünün, arabulucu veya Annan Planı’nda olduğu gibi boşlukları doldurma amacı taşımasına gerek olmadığı Türk tarafınca pek çok kez açıklanmıştı.
Tabi bu noktada Eide’nın misyonun yükseltilebilmesi için her iki liderin de onayı gerekiyor.
Metot değişikliğinde ise konuların paket halinde tartışılmasıyla sürecin önünün açılabileceği düşünülüyordu..
Dolayısıyla bütün bu gelişmelerden sonra liderler düzeyinde tekrar bir araya gelinmesi ve planlı bir sürecin başlamasıyla yeniden diyaloğun yolunun açılması elbette önemliydi.
İşte dün, o önceden planlanan görüşme takviminin son organize görüşmesi gerçekleştirildi.
Tabi ki şunu da belirtmekte yarar var, bu görüşmenin 1 gün öncesi liderlerin müzakerecileri de 9 saat süren bir görüşme gerçekleştirmişlerdi.
Dolayısıyla bu, bugünkü liderler görüşmesinin artık bir yere evrilmesi gerektiğine dair beklentileri artırıyordu.
Lakin görüşme sonrası bunun böyle olmadığını bir kez daha gördük.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı önceki evrelerde en yoğun temaslar arasında bile inançla Kıbrıs’ta bir çözüm mümkün yaklaşımını ortaya koyarken, artık bugün uzayıp giden bu sürecin parçası olmak istemiyorum dedi.
Hatta daha da ileriye giderek değil ben benden sonra gelecek liderlerin dahi mevcut Rum Yönetiminin bu tutumu karşısında adada herhangi bir çözümün gerçekleşmesinin olanaksız olduğunu söyledi.
Peki, bütün bunlardan anladığımız nedir?
Tarafların Kıbrıs sorununu mevcut metotla sonuç alıcı bir noktaya taşımasının çok da mümkün olmadığını, liderler dahil artık bunu herkesin kanıksadığını görebiliyoruz.
O halde bundan çıkan sonuç şudur:
Liderler masadan kaçan taraf olmamak için müzakereleri yürütüyorlar.

Bu haber 217 defa okunmuştur

:

:

:

: