New York’tan Cenevre çıktı çıkmasına ama

New York buluşmasında öngörülen ihtimal Cenevre yolunun açılmasıydı.
New York buluşmasında öngörülen ihtimal Cenevre yolunun açılmasıydı.
Ve kuvvetle muhtemel olan gerçekleşti.
Dolayısıyla burada sürpriz yok.
Şimdi sıra garantör ülkelerin İngiltere, Türkiye ve Yunanistan’ın tavrına bakacak.
Nitekim BM’de duyurdu, bu üç ülke ile yapılacak temaslardan sonra Cenevre tarihinin netleşeceği belirtildi.
Elbette bu her şeye rağmen olumlu bir gelişme.
Ve/ fakat anlaşılan o ki metodolojide her hangi bir değişiklik yok.
Nitekim Liderler ve Genel Sekreter, 11 Şubat 2014 ortak açıklamasında belirtildiği gibi, tüm konuların bir birleriyle bağlantılı bir şekilde ele alınacağını ve tüm konular üzerinde anlaşma sağlanmadan hiç bir konu üzerinde anlaşılmış sayılmayacağı konusunda görüş birliğine vardırlar.
Yani bu ne demek?
Üzerinde anlaşmaya varılmayan bütün konular masada olacak ve paralel ele alınacak.
Lakin tüm konularda anlaşmaya varılmadan hiç bir konuda anlaşılmış sayılmayacak.
Kısacası Cenevre kaldığı yerden devam edecek.
Tıkandığı noktada bugüne kadar tarafların sağladığı hiç bir ilerleme olmadan.
Malum ki öncesinde de taraflar Cenevre’de idi.
Hatta garantör ülkeler de uzun bir zamandan sonra ilk kez bu konferansta üst düzeyde temsilcileriyle birlikte hazır bulunmuşlardı.
Fakat süreç sekteye uğratılmıştı.
Rum ve Yunan heyetleri tarafından.
Şimdi yeniden Cenevre yolu açıldı.
Taraflar aynı taraflar.
Garantörler aynı garantörler.
Konular aynı konular.
BM aynı BM.
Malum ki tarafların pozisyonları da biliniyor.
Şimdi bu pozisyonlar üzerinden bir pazarlık girişimi daha yapılacak.
Tarafların şu ana kadar pozisyonlarını korudukları biliniyor.
New York’tan Cenevre’ye gidilirken tarafların mevcut pozisyonlarında esneklik olabileceği konusunda bir öngörünün umut olarak mı yoksa spesifik olarak mı ortaya çıktığını bilemiyorum.
Kısacası tarafların Cenevre’ye taşınmasında bir gaye olmalı.
Lakin BM’nin ve garantör ülkelerin tavrına göre belirlenen bir gelişmenin olup olmayacağını da şu an kestirmek güç.
Ancak bu noktada bilgi aldığım kaynakların ifadelerine dayanarak şu ana kadar böyle bir politikanın Kıbrıs sorununa sirayet etmediği yönündedir.
Yani bu ne demek?
Evet New York’ta önemli bir karar alındı, bu karar tarafları ve garantörleri Cenevre’ye taşıyacak.
Ve/ fakat öncesi devam eden Cenevre sürecinde tıkanan noktaların da aynı şekilde devam ettiği biliniyor.
Buna karşın güvenlik ve garantiler için BM’nin rehberlik edeceği ortak bir belge hazırlanacağı söyleniyor.
Bu belge tarafları karşılıklı tatmin eder mi?
Bunu hep birlikte göreceğiz.
Ha Cenevre’de garantör ülkelerin, yani İngiltere, Türkiye ve Yunanistan’ın bu konuda ki tavırları sürecin bundan sonra ki seyrini olumlu veyahut olumsuz etkileyeceği aşikar.
Dolayısıyla Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların iradesi dışında ki faktörler, yani garantörlerin tavrı sürecin seyrini belirleyecek.
Lakin burada çok açık ortada duran bir gerçeklik var.
Nedir o?
Bu süreç eğer sonuç almak üzerine kurgulanacaksa, mutlak surette tarafların karşılıklı olarak pozisyonlarında değişikliğe gitmelerini gerektirecek.
Bunun bir diğer anlamı, uzlaşılamayan konularda asgari müştereklerde buluşmaları sağlanacak.
“Olmaz, asla, kırmızı çizgilerimiz” dedikleri konularda da karşılıklı esnemeleri şart olacak.
Ve bunun üzerinden al-ver kısmına geçmeleri elzem kılınacak.
Aksi halde süreç bundan önceki Cenevre akıbetini aratmayacak duruma gelir ki, bu da sürecin bir kez daha başarısızlıkla sonuçlanmasını beraberinde getirecek.
Umarım böyle bir şey yaşanmaz.
Ve Kıbrıs akıl yoluyla birleşir.



Bu haber 53 defa okunmuştur

:

:

:

: