Umarım farklı farklı algılarla devam edilmez..

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı: Cenevre bu aşamada artık bir ara evre olarak görülemez, bu bir çözüm konferansıdır.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı: Cenevre bu aşamada artık bir ara evre olarak görülemez, bu bir çözüm konferansıdır.
Bu çok doğru ve yerinde bir tanım.
Cenevre artık bu noktadan sonra ara evre olarak elbette görülemez, görülmemeli.
Nitekim Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da belirttiği gibi bir çözüm konferansı niteliğindedir.
Lakin bunu bu şekilde addeden sanırım sadece Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı oldu.
Zira Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi Espen Barth Eide İki tarafın hassasiyetleri doğrultusunda Cenevre'de “ucu açık” görüşme olur ancak 2 hafta sürmesini öngörüyorum diyerek,son derece diplomatik bir ifade kullandı.
Ucu açık ve 2 hafta öngörüsünü aynı cümle içerisinde kullanarak durumu idare etti.
Malum ki sürecin bir sınırlama içerisinde artık nihai bir sonuca ulaşması gerektiğine inanan Türk Liderliği Yanında bu sürecin hiç bir sınırlama olmadan devamından yana tavır koyan bir Rum Liderliği var.
Dolayısıyla bu dengeleri gözeterek tavır belirleyen bir de BM’nin varlığı söz konusu
Ve/ fakat neteye kadar?
Yani iki taraf arasında bu kadar nüans farklılığı varsa burada bir ahengin ortaya çıkması çok da kolay değil.
Kaldı ki bu farklılıkların giderilmesi için geliştirilecek bir siyasetin bu noktada ne sürece ne denli katkı yapabileceği tartışma konusu.
Dolayısıyla geçen sefer olduğu gibi bir taraf artık bu sürecin sonunda bir sonuca ulaşmayı arzu ederken, bir diğer taraf bu sürecin uzayıp gitmesinden yana tavır koymaktadır.
Elbette bu iki farklı yaklaşımın kendi içerisinde sebepleri yok değildir.
Ya da tarafların kendi açılarından haklılılık payları mutlaka vardır.
Lakin ne olursa olsun bu sürecin bir sonu olması gerektiği gerçekliği de önümüzde durmaktadır.
Kıbrıs’ta olası bir çözümün taraflara ve konuya müdahil olan ülkelere bir çok açıdan ne kadar gerekli olduğunu sanırım söylemeye gerek yok.
Kıbrıs’ta öngörülen adil ve sürdürülebilir bir çözümle birlikte kaybeden tarafın olmayacağı da sır değil elbette.
Dolayısıyla bütün bu dengelerin kurulması ve tarafların hassasiyetlerinin gözetilerek bir sonuca ulaşılması imkansız değildir.
Ve/ fakat şu vardır..
Bu sonuca ulaşılırken tarafların olmazsa olmazlarımızdır diye niteledikleri konular üzerinde daha çok çalışmaları ve alternatifler üzerinden yakınlaşmaları gerekecek.
Yani eğer Kıbrıs’ta gerçekten bir çözüme ulaşılmak isteniyorsa bunlar gözardı edilemez.
Dolayısıyla güvenlik ve garantiler, her iki tataf için de birer tabu mudur?
Öyle görünüyor.
Lakin çözümsüz değildir.
İlla ki bunun taraflara kaygı ve tedirginlik olarak dönmeyeceği bir şekli bulunabilir.
Toprak aynı şekilde her iki tarafın da tatmin olabileceği bir zemine taşınabilir.
Bütün bunların çözümü mümkün.
Yeter ki aklın yolu bir olsun..
Bu haber 34 defa okunmuştur

:

:

:

: