Güç yetene mi?

Uzun zaman konuşuldu. Konuşuluyor, konuşulacak.
Uzun zaman konuşuldu.
Konuşuluyor, konuşulacak.
Özelleştirilmesi, özelleştirilme şekli, sözleşme, ek sözleşme, kontrolörlük anlaşması, ücreti, bu ücreti kimin ödeyeceği, kime ödeyeceği, ombudsman raporu, polemikler, tartışmalar.
Bardağı taşıran son damla, bir işadamı ve bir bakanın birbirlerini suçlaması rüşvet istemek ve rüşvet teklif etmekle itham etmesi.
Özelleştirmeye karşı ilk tepkim her daim şu oldu;
Siyasi yönetimler, hükümetler, özel sermaye karşısında zayıf, dolayısıyla devlet yani halk hep kaybedecek.
İşte bugün yaşayarak görüyoruz.
Kıbrıs Türk halkı, demokrasisi, kurumları açısından kara bir tablo.
Bu konu gündemde olmaya devam edecek.
Çünkü bu tartışmaya nokta koyacak, haklı ve haksızı ortaya çıkaracak bir adım bugün oldu atılmadı.
İsteyen istediğini söyleyebiliyor.
Karşılıklı suçlama ve iddialar, devletin denetleyici ve sorgulayıcı birimleri devreye girmedikçe sürüp gidecek.
Yazık, demokrasi, sadece sandık değil.
Devlet sadece maaş ödemez, vergi almaz, vatandaşlık, arsa, tarla dağıtmaz.
Gelenek olur, örf, adet, teamül, sistem, mekanizma, çarklar olur.
İktidar kim olursa olsun, bu sistem yazılı ve yazısız kurallarla çalışır.
Devlet kötü yöneticilerden, kötü kararlardan, kurumlar aracılığı ile kendini korur, hesabını sorar.
Ama olmuyor, ERCAN olayında son günlerde yaşadıklarımızı, haklı veya haksızı çözecek, ortaya çıkaracak hukuktur, yargıdır, polistir.
Kimse kendini, hukuk, yargı yerine koyamaz, koymamalıdır.
İlgili merciler dışında kimse kendine böyle bir görev edinmesin.
Kendini mahkeme yerine koymasın, ama müdahale etmesi gereken birimler de kendi kendini sorgulatmadan, buna fırsat vermeden gereğini, görevini yapsın.
Eski Başbakanlardan, CTP Milletvekili Ferdi Sabit Soyer, sosyal medya hesabından bazı açıklamalar yaptı, sorular sordu.
Öncelikle olay şu;
'Taşkent Kooperatif Şirketi'nde çalışan bir kişi, 5 hesapta sahte işlemler yaparak 448 bin 884,93 TL'yi çalmaktan yargılanıyor.
Polis Basın Subaylığı'nın verdiği bilgiye göre, zanlı T.G. (K-40) dün mahkemeye çıkarılarak teminata bağlandı.'
Ferdi başkan bu olayı ERCAN tartışmalarına bağlayarak şunları seslendiriyor;
'Basında Taşkent Kooperatifinde 450 bin TL'lik usulsüz aktarma iddiası ile sekreter polis nezaretinde tutuklanmış.
Resimli haber oldu, güzel. Peki, ERCAN'la ilgili rüşvet iddiası yapanı ve şahidi bunu talep ettiği halde, neden Mali Polis, Taşkent olayındaki gibi cevval olmuyor?
Yoksa Mali Polisin 450 bin TL usulsüzlüğü soruşturma, ama ayda 250 bin Euro rüşvet iddiasını ele almada yetki sınırı mı var? Güç yetene mi?'
Yani Taşkent kooperatifinde yaşandığı iddia edilen usulsüzlükle ilgili gereken adımlar atılıyor, fakat ERCAN olayıyla ortaya atılan iddiaların üzerine gidilmiyor?
Neden, üstelik konuyla ilgili adı geçen Avukat Ayşegül Baybars;
'Yapılacak olası bir polis soruşturmasında olayın aydınlığa kavuşturulması için gerekli ilk ifadeyi vermeye hazır olduğumu da bu vesile ile kamuoyu bilgisine getirmek isterim' demiş olmasına rağmen.
Gerçekten ilginç, olay her şeyiyle aydınlatılmaz, zamana, unutulmaya bırakılırsa, bu ülke için kara bir leke olur.
Bir sınav daha veriyoruz.
Bununda arkası gelmezse, vay ki ne vay!


Bu haber 329 defa okunmuştur

:

:

:

: