Beyin anılarınızı hatırlamaz, çünkü hatıralarınızın ta kendisidir!

Hafıza beynin bir parçası ya da birimi değil, aslında bütün beyin sisteminizin genelidir. Beynin her bölümü hafızadır ve anılarımız, beynimizin her yerine saklanabilir. Bunu biz değil, sinir bilimciler söylüyorlar.
Hatırlamaktan mutluluk duyduğunuz bir anıyı yeniden aklınıza getirin: Çocukluğunuzu, en sevdiğiniz oyuncağı aldığınız zamanı, en sevdiğiniz insanı gördüğünüz anları, ilk bisiklet sürşünüzü ve daha onlarcasını… Sadece bir tane gelmedi değil mi? Birini seçene kadar onlarcasını aklınızdan geçirdiniz. Üstelik çok kısa bir sürede. Hatırlarınızı yeniden yapılandırırken, kokuları, renkleri, bir başkasından duyduğunuz sözleri ve tüm bunların hissettirdiklerini sadece birkaç mili saniyede tekrar yaşadınız.

Beyninizin bu milisaniyelik izlenimler oluşturma yeteneği, belleğin temelini oluşturur. Bunun metafizikle ya da doğa üstü bir güçle ilgisi yoktur. Yaşadığınız her duyusal deneyim, nöronların molekülerindeki değişiklikleri tetikleyerek, birbirlerine bağlanma şekillerini yeniden belirler. Bu beyninizin tam anlamıyla anılardan yapıldığı ve hatıraların beyninizi sürekli yeniden yarattığı anlamına gelir.

Bellek için güdülen bu yaklaşım, onlarca yıl geriye uzanıyor. Yakın zamanda yayımlanan yeni bir araştırma, bu öngörüye yeni bir detay daha ekliyor: Beyin molekülleri, hücreleri ve sinapslarıy belleğin ta kendisidir. Karışık geldi değil mi? Belleğin tanımlanması, zamanı tanımlamak kadar zor. Genel olarak hafıza, sistemin gelecekteki çalışma biçimini değiştiren bir değişikliği ifade eder.

Yapılan son çalışmanın yazarlarından Nikolay Kukushkin, 'Tipik bir hatırlama eylemi, beyninizin önceki zamanlarda aktif olan farklı kısımları arasındaki bağlantının yeniden yapılandırılmasıdır' diyor. Tüm hayvanlar -birçok tek hücreli organizma bile- geçmişten belirli zamanları tekrar hatırlama yeteneğine sahiptirler.

Evrimsel bir perspektiften bakıldığında, bir deniz canlısından bir insana düz bir çizgi çekmek zor oluyor. Yine de ikisinin de nöronları vardır ve mesela deniz salyangozları, anılara benzer bir şeyler oluşturabilirler. Bir salyangozun solungaçlarını dürtmeye çalışırsanız, acımasız küçük parmaklarınız yakınlaştığında salyangoz, solungaçlarını hızlıca geriye çeker. Bu her denemenizde daha hızlı tepki vermesine sebep olur. Çünkü hayvan, benzeri bir olayı daha önce yaşamıştır. Araştırmacılar, deniz salyangozu solungaçlarında hatıralarla güçlenen sinaps bağlantılarını ve bu değişikliğe neden olan molekülleri buldular. Dikkat çekici bir şekilde, insan nöronlarına benzer moleküller onlarda da vardı.

Peki tüm bunların en sevdiğiniz anınızla ne ilgisi var?

Kukushkin, 'Nöronlar için benzersiz olan şey, her birinin binlerce başka nörona bağlanabilmesidir” diyor. Bu bağlantıları ağ haline getiren şey, bu belirli bağlantıların sinapslardaki daha güçlü veya daha zayıf sinyallere göre ayarlanabilmesidir. Dolayısıyla her deneyim -bir nevi solungaçlarınıza yapılan her dokunuş- tüm bu nöronal bağlantıların güçlü yönlerini yeniden şekillendirme potansiyeline sahiptir.

Fakat bu moleküllerin, hatta kontrol ettiği sinapsların anı olduğunu söylemek epey yanlış olur. 'İyon kanallarının, enzimlerin, transkripsiyon programlarının, hücrelerin, sinapsların ve tüm nöron ağlarının moleküllerini keşfederseniz, beynin içinde anıların depolandığı tek bir yer olmadığını anlarsınız' diyor Kukushkin. Bunun nedeni, “plastisite” adı verilen özellikten, başka bir deyişle “ezberleyen nöronların” varlığıdır. Bellek, sistemin ta kendisidir.

İnsanlığın anıları ve özellikle en değerli olanları, çok ayrıntılı bir şekilde oluşur. Annenizin yüzü mesela: Önce görme korteksinize bir sinyal gönderildi, ardından anınızın sesleri işitsel korteks tarafında elektrik sinyallerine dönüştürüldü. O anları yaşarken salgılanan hormonlarınız deneyiminizi pekiştirdiler ve beyniniz annenizin yüzünü “bu kişi sana iyi şeyler hissettiriyor” olarak kodladı.

Beyin, eş zamanlı olarak deneyimlenen çoklu zaman ölçekleri, aynı anda algılanan farklı frekanslara bölünmüş ses gibi deneyimleri parçalara ayırır. Bu, iç içe geçmiş bir sistem olup, farklı uzunluklarda birden çok zamanda yaşanmış bireysel anıları içerir. Evet, sinir bilimcileri ve tüm sinir sistemini anlamak gerçekten çok zor. Bu da demek oluyor ki hafızanın ve beynin sırlarını idrak etmemiz epey uzun bir zaman alacak.

Belki de ideal bir gelecekte her bireysel hatıramızı izliyor olacağız. Hafızanın kendisi nasıl tüm sistemin kendisiyse, onu anlamak da asıl meselemizdir.
Bu haber 37 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER