'Şerefiye vergisi' kimleri kapsayacak?

Kıbrıs sorununun en önemli konularından biri mülkiyettir.
Kıbrıs sorununun en önemli konularından biri mülkiyettir.
Mülkiyet, mal-mülk, kimindi, kimin oldu.
İlk sahibi kim, son sahibi kim, her zaman pazarlık konusu yapıldı.
İşin bir de Kuzey Kıbrıs, KKTC ayağı var.
Kimine puan verildi, kimine eşdeğer dendi, kimine 'gir otur bu ev bağ-bahçe senin dendi', kimi özel göçmen sayıldı, adaletsiz, tutanın, torpillinin elinde kaldığı bir mülkiyet rejimi uygulandı.
Hatta KKTC kurumlarında, finans dünyasında Türk malı- Rum malı diye farklı uygulamalar yapıldı ki hala yapılıyor.
Kısaca mülkiyet sorununun kördüğüm olması için ne gerekiyorsa yapıldı.
Bunlar günümüze getirdiğimiz uygulamalarımız.
Acısı çekildi, Kıbrıs sorununun gidişatına göre de çekilmeye devam edilecek.
Kimse mesele kapandı zannetmesin, bu işin bedelini halk ödeyecek, başka biri değil.
Yıllar içinde yapılan yönetimsel hatalardan vatandaşı da ayıramayız.
Bu ülkenin tek sorunu, hükümetlerin tek icraatı, yandaşlara iş, arsa vermek değil.
Ama hayatımızı bunlarla sınırlandırdık, bunlar dışında bir beklentiyi kendimize layık görmedik.
Daha konuşacak yazacak çok şey var, ama son zamanlarda konuşulmaya başlayan bir konuya bağlantı yapmak istiyorum.
'Şerefiye vergisi' gündeme yeniden geldi.
Bir dönem konuşulmuş, uygulanma noktasında hayat bulmamıştı.
Öncelikle şerefiye vergisinin tanımına bakalım;
'Kamu tüzel kişilerinin, yeni yollar açması, mevcut yolların daha iyi hale getirilmesi, park ve bahçelerin kurulması gibi faaliyetler, yapıldığı yerlerdeki gayrimenkullerin değerini artırır. Taşınmazların değerinin artması ile oluşan farktan alınan vergidir.'
Yani kurak, verimsiz bir tarla var, devlet buraya okul yapmış, hastane yapmış, uçak alanı, yol, köprü yapmış.

Doğal olarak söz konusu tarlanın değeri arttı.

Değer artışı üzerinden bir vergi doğar, bu vergi şerefiye vergisi olur, bundan fayda sağlayanlar, bu artışa oranla bir vergi öder.

Konuya geliş noktam;

'Avrupa Konseyi'nin ve Türkiye'nin destek ve önerileriyle kurulan Mal Tazmin Komisyonu(TMK) Kuzey'de kalan Rum mallarına başvuru halinde tazminat, takas veya iadeyle çözüm için çalışıyor.

Tazminat karşılığı Türk malı olan ve böylece değeri artan mallar için 'katkı yasası/şerefiye vergisi' Türkiye tarafından KKTC'ye önerildi.'
Çok taraflı ve çetrefilli bir mesele, konuyu iki ekonomist ve bir hukukçu ile konuştum;

Ekonomist Göksel Saydam;

' Çok detaylı bir konu. Başka ülkelerde benzeri yoktur. Vergi olarak alınan ülkeler de var ama farklıdır. Mesela kimleri kapsayacak, güneyde mal bırakıp, kuzeyde mal alanları mı? Yoksa KKTC'de mal alan herkesi mi? İnsanlara eşdeğer verildi, başka başka mal sahipleri icat edildi. İnsanlarda para yok, nasıl ödenecek?
Bu durumda kaos çıkacak. Alıp satanlar kurtuldu mu? Taslağı var deniyor. Nedir, detayları görmek lazım. Malı tutan başka, satan başka bir uygulamaya mı tabi olacak? Burada geliştirme sebebiyle bir vergi konuşuluyor. Yıllarca yapmadık. Bu konuda soru çok.'

Ekonomist Okan Veli Şafaklı;

' Yatırım sonucu değeri artan, sonradan değerlenen malın değer artışı vergisidir. Konuşuluyor ama net bir şey yok. Artan değerle emlak vergisi de artar. Bizde esas eksiklik bu. Değerine göre adil bir vergi sistemi yok.

Vergi gerçek değerinden olmalı. Bir mal Türkleştirilirse değeri artacak. İşte bu farkın, değer artışının vergisidir konuşulan. Ama detayları görmek gerek. Bu yönde bir gidişat olacaksa, bir finans ihtiyacı doğacak. Bu konu için düşünülmüş olabilir.'

Hukukçu Orhan Arsal;

'Şerefiye yani bir eylemden dolayı mülkün değer kazanmasından doğan vergi, karşımıza Türkiye de çıkıyor. Bizim Anayasamız farklı. Bu vergiye ilişkin yasa Anayasamız uyarınca değerlendirmesi gerekecek. TMK bu vergiden gelecen finans ile yüzdürülebilir. Çünkü komisyonda bekleyen çok dosya var.'

Toplumsal algı;

1974 öncesi Rum malı olan bir yeri kullanan ve KKTC devletinin koçan verdiği insanlar şimdi bunu ödeyecek.

Kendi malının değerlenmesi için yolları, güzergahları belirleyen, ona göre projeler yapan yöneticiler ne olacak?

Kimden, nasıl başlanacak, çok şey konuşuluyor, fakat detay yok, toplumsal bir aydınlatılmaya ihtiyaç var.

Not; Yazı ve Televizyon programlarına birkaç haftalık bir ara veriyorum. Dönüşte kaldığımız yerden devam.

Bu haber 569 defa okunmuştur

:

:

:

: