Akdağ’dan geriye kalanlar

Adamızdan çok samimi ve insani değerlere fazlasıyla önem veren bir isim geçti.
Adamızdan çok samimi ve insani değerlere fazlasıyla önem veren bir isim geçti. Resmi ziyaret için geçtiğimiz gün KKTC’ye gelmişti. Türkiye Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ… Resmi ziyaretlerini tamamlayıp Türkiye’ye dün akşam döndü. Ama arkasında konuşulacak yorumlanacak çok şey bıraktı. 70 saatlik bir Kıbrıs mesaisine epeyce hazırlıklı geldiğini dün sabah saatlerinde basın mensupları ile kahvaltılı toplantıda bir araya geldiğinde söyledi. Zaten Türkiye Cumhuriyeti’nde Kıbrıs ile ilgili sorumluluğu kim yüklenirse yüklensin konunun hakimidir çünkü, Kıbrıs Türkiye’nin milli meselesidir. Bunu tüm yetkililer söylüyor ve icraatlar, davranışlar hepsi bu yönde…
Gelelim yeniden Sayın Akdağ’ın ziyaretine ve basın mensupları ile dün sabah ki buluşmasına… Önce kendisi konuşulanlar projeler ve bundan sonrası için yapılması gerekenler aslında akademisyen kimliğiyle birleşerek bir kez daha bir ders niteliğinde sunuldu. Üslubu, hitabeti sanat şekline kullanabilenlerin örneklerinden biri aslında Akdağ… Konuşması ile tüm dikkatleri üzerinde topladı çünkü altı boş hiçbir konu yoktu. İyi çalışılmış öğrenilmiş ve fikir birliği ile görevini devralmasının ardından ilk KKTC ziyaretini yapan bir Başbakan Yardımcısından çok yıllardır Kıbrıs meselesinin ve KKTC’nin yapması gerekenlerin içinde yoğrulan bir isim gibiydi ki bu özellikle basının büyük ilgisini çekti.
Basınla kahvaltılı sohbette kendi açıklamalarının ardından Akdağ soruları yanıtladı. Kıbrıs meselesinden tutun da Türkiye’nin dış politikasına, adaya gelecek olan elektrik konusuna kadar her şey soruldu. Konular hakkında basına net cevaplar veren Akdağ, özellikle Kıbrıs konusunda gelecek için iki ülke arasında istişarelerin yapıldığını ama bunları şu anda görüşme aşamasında olduğu için netleşmeden anlatmanın mümkün olmadığını ifade etti.
Daha sonra kameralar salonda ayrıldı ve sohbet daha samimi bir ortamda devam etti. Akdağ burada da aynı samimiyetle sorulara cevap verdi. Bende bu sırada Çanakkale konusunu gündeme getirdim. Çocukların yaz tatillerinde Çanakkale ruhunu öğrenmeleri, bir ülkenin varoluşu, ayakta durabilmesi ve geleceği için canlarını hiçe sayarak şehitlik mertebesine erişen şehitleri ziyaret etmeleri onlar için dua etmeleri bir yandan da kültürel bir gezi mahiyetini de içeren ve Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hükümetlerin iki ülkenin çocuklarını da bölgeye taşıması ve üzerine yazılıp çizilen karalama kampanyaları hakkındaki düşüncelerini sordum Bakan Akdağ’a...
Akdağ, özelde ADA TV’ye genelde tüm basına Çanakkale konusuyla ilgili çok önemli detaylar verdi. Bu gezide iki ülkeden çocuklarında belirli program dahilinde Çanakkale’ye götürüldüğünü, orada onlara yaşananların anlatıldığını, tarih kitaplarında okuduklarının ve belki de hiç görme imkanları olmayacak bölgeyi görmelerinin sağlandığını dile getirdi kısaca. Yapılan eleştirilere bir anlam veremediğini, gezinin bir tarihi anlatmak ve anlamak amacında olduğunu söyleyen Akdağ, çocuklara “dini dayatmaların” yapıldığı yönündeki iddiaların hatırlatılması üzerine ise gezinin 3-4 günlük bir gezi olduğunu, bu kadar kısa zamanda böyle bir şeyin nasıl olabileceğini sordu. Eleştirilerin yapıcı olduğu müddetçe anlaşılabileceğini ama ortaya atılan iddiaların orada olmadan yapılan yorumların anlamsız olduğunu ifade eden Akdağ, ortaya atılan söz konusu iddiaların gerçekle bağdaşmadığını üstüne basa basa söyledi ve konunun abartıldığını dile getirdi.


Bu haber 972 defa okunmuştur

:

:

:

: