‘Bu ordunun kime karşı kuruluyor’ sorusuna yanıt, Almanya’dan geldi

İki gün önce, Türkiye’nin Suriye sınırında beslenip büyütülmeye çalışılan “terör ordusunu ve o orduya ABD tarafından verilen sınırsız silah desteğini kaleme alırken, “Bu ordu kime karşı kuruluyor” diye sormuştuk.
İki gün önce, Türkiye’nin Suriye sınırında beslenip büyütülmeye çalışılan “terör ordusunu ve o orduya ABD tarafından verilen sınırsız silah desteğini kaleme alırken, “Bu ordu kime karşı kuruluyor” diye sormuştuk.
Öyle ya, Pentagon’un sadece resmi kayıtlarına göre verilen 12 bin kalaşnikof tüfek, 6 bin makineli tüfek, 3 bin 500 ağır makineli tüfek, 4 bini aşkın tanksavar, ‘hayır olsun’ diye bağışlanmadı PYD’ye…
DEAŞ’la mücadele maskesi altında PKK’nın Suriye kolu PYD’ye verilen destekle kurulan ‘terör ordusu’na ilişkin sorduğumuz “Bu ordu kime karşı kuruluyor” sorusuna dün Almanya’dan cevap geldi.
Biz cevabını zaten bildiğimiz soruyu (edebiyatta “Tecahül-i Arif” yani bilip de bilmemezlikten gelme deniyor) sorarken yanıtın bu kadar kısa sürede geleceğini düşünmemiştik.
Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Türkiye'ye silah ihracatının büyük kısmını dondurduklarını açıkladı.
Reuters'ın haberine göre, Bakanı Sigmar Gabriel 'Türkiye'nin bize gönderdiği bütün büyük talepleri karşılamayı, ki bunların sayısı az değil, dondurduk' diyordu.
Karara gerekçe olarak, ülkedeki kötüye gittiği öne sürülen insan hakları durumu ve bozulan ilişkiler gösteriliyordu.
Biz ise Ortadoğu’da bunu bir yandan ‘terör ordusu’na her türlü silah desteğiyle arka çıkmak, diğer yandan da Türk ordusunu bu ‘terör ordusu’ karşısında zayıf düşürme girişimleri olarak değerlendiriyoruz.
Kısaca Merkel yönetiminin Türk ordusundan esirgediği silahlar, Washington yönetimi tarafından PYD’ye cömertçe boca ediliyor.
Peki Türkiye bundan etkilenir mi? Türkiye ulusal güvenliğini sadece Almanya’dan aldığı silahlarla mı koruyabilir?
Bu soruların cevabı Türkiye’nin son dönemde savunma sanayinde attığı adımlarda gizli. Türkiye bir yandan milli savunma sanayi ile ilgili yatırımlarını bu dönemde hiç olmadığı kadar geliştirirken, diğer taraftan bu alanda sadece Batı’ya bağımlı olmaktan kurtulmanın yollarını arıyor.
Son olarak Rusya’dan alınmak üzere anlaşılan S-400 savunma sistemine de bu pencereden bakmalıyız.
Kazakistan dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya’yla S-400 savunma sistemine ilişkin imzaların atıldığını söyledi.
Erdoğan konuyla ilgili “Gerek Sayın Putin, gerekse şahsımın bu konuda kararlılığımız var. Türkiye Cumhuriyeti’nin savunma sanayii veya savunmasıyla ilgili kararını herhalde kimsenin tartışmaya hakkı yoktur. Ülkemizi savunmak için koruma tedbirlerini de, güvenlik tedbirlerini de kendimiz almakla mükellefiz. Eğer bir yerlerden bu noktada herhangi bir savunma unsurunu tedarikte zorluk çekiyorsak, girişimlerimiz çoğu kez engellemelere takılıyorsa biz ne yapacağız. Başımızın çaresine bakacağız” dedi…
İşte Batı’yı rahatsız eden tutum, bu dik duruştur. Eski Türkiye’de bu tür dayatmalara karşı bir kabul ediş, başını öne eğiş vardı. Yeni Türkiye, kendi milli politikaları ışığında gerektiğinde son derece dik durabiliyor. Batı’nın dayatmalarına taviz vermiyor.
Türkiye’nin terörle mücadelesinde rahatsız olup, silah esirgeyen Batı, terör örgütüne silah konusunda nasıl bu kadar cömert olabiliyor. Sorulması gereken asıl soru budur.
Bu konuya dikkat çeken Erdoğan da “Terör örgütüne tank, top, zırhlı araçlar veriyorlar; ama biz parasıyla istediğimiz halde bazı ihtiyaçlarımızı tedarik edemiyoruz” diyerek yalın gerçeği sözde müttefik bilinen NATO ülkelerinin yüzüne söylemekten çekinmedi.
Türkiye Ortadoğu’da PKK’nın Suriye koluyla kuşatılmaya çalışılırken, KKTC’de de Rumlar eliyle rehin alınmaya çalışılıyor.
Türkiye için Kıbrıs meselesi aynı zamanda bir güvenlik sorunudur. Çünkü Türkiye’nin savunması Mersin’de değil, Lefkoşa’da Girne’de başlar…
Ankara bunu biliyor, ona göre politikalar geliştiriyor. Kıbrıs’ta yaşayan bizler de bu gerçeği bilmeli ve bu gerçeğe uygun politikalar geliştirmeliyiz…
Bu haber 88 defa okunmuştur

:

:

:

: